28 Şubat"ın mimarını açıklıyorum

00:009/10/2012, Salı
G: 6/09/2019, Cuma
Abdülkadir Selvi

Darbelerle devrile devrile sonra darbenin mimarı olan Demirel, önemli bir tespitte bulunmuştu:''31 Mart Vakası"nda Volkan gazetesinin yaptığı kışkırtmayı 1960 öncesinde Akis dergisi yaptı. 1971 öncesinde Devrim gazetesi aynı görevi ifa etti.''27 Mayısçılardan Orhan Erkanlı, ''Biz Akis, Kim okuyarak darbeyi yaptık'' demişti.Kurtul Altuğ da, Ulusal Kanal"da, ''Biz küçücük bir Akis dergisiyle yıllar önce ortalığı ayağa kaldırdık. 27 Mayıs"a götürdü Türkiye"yi'' diyecekti.12 Mart"ta Doğan Avcıoğlu"nun

Darbelerle devrile devrile sonra darbenin mimarı olan Demirel, önemli bir tespitte bulunmuştu:

''31 Mart Vakası"nda Volkan gazetesinin yaptığı kışkırtmayı 1960 öncesinde Akis dergisi yaptı. 1971 öncesinde Devrim gazetesi aynı görevi ifa etti.''

27 Mayısçılardan Orhan Erkanlı, ''Biz Akis, Kim okuyarak darbeyi yaptık'' demişti.

Kurtul Altuğ da, Ulusal Kanal"da, ''Biz küçücük bir Akis dergisiyle yıllar önce ortalığı ayağa kaldırdık. 27 Mayıs"a götürdü Türkiye"yi'' diyecekti.

12 Mart"ta Doğan Avcıoğlu"nun çıkardığı Devrim dergisi ihtilalin karargahıydı. Öyle ki, Masonlar Derneği"nin lokaline atılan dinamitler, İrfan Solmazer"in aracının bagajında getirilmişti, Devrim dergisine.

Devrim Yazı İşleri Müdürü Hasan Cemal işi, Sıhhıye Orduevi"nin önüne bomba koymaya kadar götürmüştü:

''Devrimi çok sevmiştik.''

Ama önce darbe yapacaktınız.

Evet, askeri kullanarak...

İki bomba, Sıhhiye"deki Ankara Orduevi"nin önünde patlayacaktı, iki bombanın ikisi de meydanın birer ucundan toplum polisinin üstüne fırlatılacaktı.

Büyük gümbürtü, devrimci gençler miting sonrası orduevine doğru yürüdüklerinde kopacaktı. Bomba sesleriyle ortalık ana baba gününe dönerken sloganlar haykırılacaktı:

"Ordu gençlik el ele, milli cephede''

12 Eylül darbesini, Kenan Evren"i Atatürk"ün Beyaz Tren"deki fotoğrafını tam sayfa tablo olarak yayınlayarak karşıladı necip Türk basını.

28 Şubat"ta ise askerle basın arasındaki roller değişti. Önceden darbe öncesi zemini hazırlayan basın terfi etti, 28 Şubat"ın paydaşı konumuna yükseldi.

10 Mart"ta İbrahim Fırtına ile Şener Eruygur, ''Darbe yapalım'' diye bastırdığında Özden Örnek günlüklerine, ''12 Eylül"de olduğu gibi ordu niye duruyor, ne zaman müdahale edecek gibi başlıklar basında yer almalıdır'' notunu düşecekti .

28 Şubat"ta basın darbenin ayaklarından biri değil, aklıydı.

Aynı zamanda, andıççıydı 28 Şubat basını.

Çevik Bir"in talimatıyla Şemdin Sakık"ın ifadesine sonradan eklenen iddialar üzerine, İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal vuruldu.

Tam 9 kurşun yedi Birdal. Ölümden zor döndü.

Hiçbir şey değil, sadece Akın Birdal"ın vurulmasındaki payı dahi, 28 Şubatçı basının yüz karası olmaya yeter...

Aynı düzmece ifadeler sonucunda Cengiz Çandar ile Mehmet Ali Birand gazetelerinden kovuldular.

Bir de Yalçın Özer olayı var.

Çevik Bir"in talimatı üzerine başyazarı olduğu Türkiye Gazetesi"ndeki köşesi elinden alındığı gibi, Türkiye"yi terketmesi istenmişti.

Elinden kalemi alındığı için, bir gece seccadesinin üstünde kahrından öldü Yalçın Özer...

28 Şubat"a damgasını vuran olay, Sincan"da tankların yürümesiydi.

Ancak sabah yürüyen tanklar, Türk basınını kesmemişti.

''Sincanlılar tank sesiyle uyanır 4 Şubat sabahı. Tankların geçişi yine bir tek Sabah gazetesi tarafından fotoğraflanır. Bunu atlayan diğer gazetelerin yöneticileri devreye girince, umumi arzu üzerine, Sincan"da tanklar aynı gün öğleden sonra bir kez daha vitrine çıkarılır komutanlar tarafından.''

28 Şubat"ın, ''Yol Haritası''nı, Çevik Bir imzalı, ''Batı Harekat Konsepti'' oluşturuyordu.

Basına özel bir bölüm açılmıştı 6 Mayıs 1997 tarihli belgede.

''Basın yayın organlarında, ''Aczimendi'', ''üfürükçü hoca'' vb. konular sürekli gündemde tutulacak'' deniliyordu.

Üfürükçü avına çıktı Türk basını.

Uğur Dündar, Arena"da, Şerafettin Yardımedici"yi, ''üfürükçü'' olarak takdim etti.

Üfürükçü demek aynı zamanda tacizci demekti.

Gözaltına alındı, bırakıldı.

Çoluk çocuk sahibiydi.

Ama insan içine çıkamaz oldu.

İntihar etti.

Bir de yemin hadisesi vardı.

5 Mart 1997 tarihli Sabah gazetesi, ''Ürperten yemin'' manşetiyle çıkmıştı. Habere göre, Kur"an kurslarında çocuklara ''Din devleti kuruluncaya kadar savaş'' yemini ettiriliyordu.

Haberin perde arkası Hasan Cemal"den,

''Genelkurmay"dan gazeteye telefon:

Genelkurmay İstihbarat Dairesi tarafından hazırlanan bir dosyanın içinde yer alan, ''Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir, hayatımı Mustafa Kemal dinsizliğiyle savaşa adayacağıma...''diye başlayan bir Kur"an kursu yemininin büyük haber yapılması istenmiş. Sabah"ta "Ürperten yemin" başlığıyla çıkacak olan yeminin manşet yapılması Hürriyet ve Milliyet"ten de istenmiş.''

Gazetelerin başka bir görevi daha vardı o günlerde.

Refahyol"un yıkılması gibi...

Devlet Bakanı Işılay Saygın"ın istifası Sabah Gazetesi"nin Ankara bürosundan fakslanmıştı.

Dinç Bilgin, ''Işılay"ın istifasını aldım'' diye anlatacaktı.

Dikkat ettiyseniz o günkü gazetelerin manşetlerini hatırlatmadım.

Çünkü, ''Meclis Darbeleri Araştırma'' Komisyonu"ndaki tavırlarını görünce, kararımı verdim.

Onlar sütten çıkmış ak kaşık.

Peki bu durumda 28 Şubat"ın mimarı kim?

Biziz.

Yani Yeni Şafak.

Henüz çıkmamıştık ama 27 Mayıs"la 12 Eylül de, bizim eserimiz olur.