Seyit Onbaşı"nın emaneti

00:0030/10/2007, Salı
G: 29/08/2019, Perşembe
Abdullah Muradoğlu

Çanakkale kahramanlarından Seyit Onbaşı''nın kızı Ayşe Çabuk Yıkar''ı önceki gün toprağa verdik..96 yaşındaymış..Cumhuriyet''in 84. yılına girdik..Demek ki Ayşe Hanım, oniki yaşına kadar Osmanlı vatandaşıydı.. 1911''de doğmuş olmalı.Tam da Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Libya''da İtalyanlara günlerini gösterdikleri tarihe denk düşüyor.Daha Çanakkale nedir bilmiyor İngilizler..Onu da Seyit Onbaşı ve arkadaşları öğretecektir.Libya yetmemiş, Balkan savaşları, arkasından cihan harbi. Sonra Milli Mücadele..Dile

Çanakkale kahramanlarından Seyit Onbaşı''nın kızı Ayşe Çabuk Yıkar''ı önceki gün toprağa verdik..

96 yaşındaymış..

Cumhuriyet''in 84. yılına girdik..

Demek ki Ayşe Hanım, oniki yaşına kadar Osmanlı vatandaşıydı.. 1911''de doğmuş olmalı.

Tam da Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Libya''da İtalyanlara günlerini gösterdikleri tarihe denk düşüyor.

Daha Çanakkale nedir bilmiyor İngilizler..

Onu da Seyit Onbaşı ve arkadaşları öğretecektir.

Libya yetmemiş, Balkan savaşları, arkasından cihan harbi. Sonra Milli Mücadele..

Dile kolay, on bir yıl süren bir savaştan söz ediyoruz.

Kim bilir kaç Trabzonlu, Sivaslı, Tokat''lı, Diyarbakırlı, Bitlis''li, Musul''lu, Kerkük''lü, Bosna''lı, Kosova''lı şehit düştü bu topraklar için?

İki padişah, onbir cumhurbaşkanı, yirminin üzerinde başbakan görmüş Ayşe anamız..

Elimizde imkan olsaydı, yaşlı belleğini izlemek isterdim..

Bizim bütün acılarımızı, sevinçlerimizi, kucak kucağa şehit düşmüşlüğümüzü ''kan kardeşliği''mizi görmüş olurduk.

Cumhuriyetin 84. yılı Osmanlı''ya bir Ayşe Hanım kadar yakınmış meğer.

Yani bütün bunlara..

Her şeyin üstesinden geliriz..

Yeter ki Diyarbakırlının eli Trabzonlunun elinden ayrı düşmesin.

Zülfi''ye neler yapmışlar meğer..

Zülfi Livaneli “Sevdalım Hayat” kitabında anılarını toplamış. Önceki gece Sky Türk''te Enver Aysever''in konuğuydu. Varoşlara kükreyen o adam gitmiş, yerine hesaplaşmasını tamamlamış, tatlı tatlı konuşan bir adam gelmişti.

Cumhuriyet mitingleriyle ilgili soruya cevap veriyordu Livaneli...

Şu sözler ona ait..

“Pırıl pırıl insanların ajite edildiğini ben İzmir''de yaşadım. Tam bir eşkiyalık hakimdi.”

“Kafalarına uygun biri olmadığım için beni konuşturmak istemediler, bana işkence çektirdiler.”

“Kürsüleri militarize ettiler, kitleyi manüpüle ettiler.”

“Kendileri gibi düşünmeyen insanlara ağır hakaretler yaptılar. Onu bunu vatan haini ilan ettiler.”

“Sevgi, kardeşlik, dostluk diyeceklerine düşmanlık naraları attılar.”

“Sıktım sıyrıldı. Bunları paranoya olarak görüyorum. Kendi kafalarına göre dostları düşmanları var. Bir daha karışmam bunların içine.”

Livaneli hem Hürriyet''e hem Emin Çölaşan''a göndermeler de yaptı. Hürriyet, İstanbul belediye başkanlığına aday olan Livaneli aleyhinde ne manşetler atmış, ne manşetler!..

Emin Çölaşan “Kovulduk ey halkımız, unutma bizi” diye kitap yazdı ya.. Yıllar önce Uğur Mumcu Livaneli''nin şiirindeki “Vurulduk ey halkımız unutma bizi”yi yazı başlığı yapmış. Çölaşan da Mumcu''ya atfen o başlığı seçmiş.

Aysever “Sizin şiirinizden olduğu belirtilmediği için Emin Çölaşan''dan hak talep edecek misiniz?” diye sordu.. Bakın ne cevap aldı:

“Fikir haklarına saygı uygarlığın gereğidir. Kitabın bir yerinde minnacık bir atıf yapabilirdi. Ben olsam öyle yapardım..”

Bu noktada bana laf düşmez..

Aralarında anlaşsınlar..

Aleviler niye dağa çıkmış?

Bergama''da altın çıkarılmasına bazı köylüler karşı çıkmış, kavga mahkemede bitmişti. Aynı protestocu köylüler şimdi de Kaz Dağları''na çıktılar.. Altın çıkan iki bölgede alevi köylüler yaşıyormuş..Tepki gösterenler bu köylerin sakinleriymiş.

Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel açıklama yapmış. Bergama''da ve Kaz dağlarında altın aramak Alevilere yönelik asimilasyon politikasının parçasıymış. Bu bölgeler kasıtlı seçilmiş. Bir taraftan da alevi köylerine harıl harıl cami yapılıyormuş..

Ne ilgisi var demeyin, varmış. Kaz Dağları Alevilerin kutsal mekanıymış. Tamam fazla altın adamı bozar, ona bir şey dediğim yok. Ama dağın kutsallığına nasıl halel geliyor, orasını anlamış değilim. Şimdi bu açıklamayı ciddiye mi almak lazım, yoksa tebessüm edip geçmek mi lazım? Tamam, çevre örgütlerini anlıyoruz.. Gerçi çevreyle ne kadar ilgisi var, bilmiyorum.. Altın sadece bizde mi çıkıyor? Başka ülkelerde de benzer tepkiler gösteriliyor mu, onu da bilmiyorum..

Bu işin doğrusu neyse, Çevre Bakanlığı açıklasın.. İlgili bilim adamları konuşsun. Diyanet İşleri Başkanlığı da şu cami meselesi nedir anlatsın.. Yoksa ben de paranoyaya kapılıp akıllara feza teoriler ortaya atacağım.