Yazarlar Bankaların faizle imtihanı ve BDDK

Bankaların faizle imtihanı ve BDDK

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Önce Türkiye’de faizler konusunda bazı tespitler yapalım. Sonra neler yapılabileceğini irdeleyelim.

Türkiye’de TL faiz oranları yatırımları kısıtlayacak şekilde yüksektir. Faiz oranları dışında da bankaların “diğer” adı altında almakta olduğu komisyon ve masraflar da son yıllarda hızla artmıştır.

Son yıllara kadar aylık %1 faiz oranı altında (ki bu oranlar bile yüksektir) seyreden konut kredisi faiz oranları aylık %1,20 seviyelerine yükselmiştir. Ticari kredi faiz oranları ise yıllık %18-28 aralığında değişmektedir.

***

Şimdi de kredi faiz oranları yüksekliğinin başlıca nedenlerini ve düşürülmesi için neler yapılabileceğini irdeleyelim.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Bankaların faizle imtihanı ve BDDK
Haber Merkezi 07 Mart 2018, Çarşamba Yeni Şafak
Bankaların faizle imtihanı ve BDDK yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


* Türk bankacılık sistemi geleneksel yapısı ve artan yabancı sermaye payı dolayısıyla her geçen gün karlılık önceliğini artırmış ve gelinen aşamada salt kar odaklı yapıya dönüşmüştür. Yüksek kar arzusu bankaları, genel ekonomi için beklenen fonksiyonlarını gözardı ettirerek, daha kısa vadeli ve bencilce yüksek karlılık alışkanlığına sürüklemiştir.

* Banka üst düzey yöneticilerinin yıllık bonus geliri beklentisi nedeniyle yüksek karlılık, adeta tek hedefleri olmuştur. Üst düzey yöneticiler, bu durumu; sermayedarın beklentisi olarak açıklamaktalar. Oysa, işletmeler için en önemli husus uluslararası denetim standartlarında da belirtildiği gibi “süreklilik” olmalıdır.

* Kar üzerinden alınan bonus alt düzeyde şube çalışanlarına baskıya dönüşmektedir. Bu baskı ihtiyacı olmayan ürünlerin tüketici ve işletmelere satılması sonucunu doğurmaktadır. Alt düzey çalışanlar asgari ücretle çok uzun saatler boyunca, ürün satışına zorlanmaktadır. Tüketici ve işletmeler ise faiz ve faiz dışı masraflar altında yüksek maliyetlere katlanmaktadır.

* Üst düzey yöneticilerin kar üzerinden aldığı bonusların sınırlandırılması kar baskısı üzerinde olumlu etki yapacaktır. Benzer yapı 2009 küresel krizinde ABD finans şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin davranışları için tartışılmış ve bu kazançlara Obama hükümeti tarafından bir sınır getirilmiştir.

* Yine bankalar, iş toplantısı adı altında; yurt içi ve yurt dışı geziler, eğlenceler ve organizasyonlar düzenlemektedir. Lüks harcamalar faiz ve faiz dışı gelirler yoluyla milletten toplanmakta, aynı zamanda karlılık düşük gösterilerek vergiden kaçınılmaktadır. Bu harcamalar, yine üst düzey yöneticilerin sınırsız sorumsuzluklarından kaynaklanmaktadır. Harcama konusu; maskeli balolardan, lüks araç saltanatına kadar abartılmıştır. Banka harcamaları mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

* Kamu hazinedarlığı sisteminin etkinliği amacıyla, kamu bankalarında; kamu mevduatına düşük faiz vermek suretiyle kaynak maliyetini azaltılmalıdır. Kamu bankalarının düşük maliyetli kaynak sağlaması düşük maliyetli (faizli) kredi faiz verilmesini mümkün kılacaktır. Bu da piyasa yapıcılığı sisteminin işlemesine neden olacaktır.

* Bankalar kredi verirken yüksek faiz uygulama nedenlerinden biri olarak mevduatların vade kısalığı gösterilmektedir. Kısa vadeli mevduta uygulanan stopaj oranları artırılarak uzun vadeli mevduata dönüştürülebilir. Bu sayede bankalar kaynaklarını daha uzun vadeli ve düşük faizli krediye dönüştürme potansiyeli yakalayabilir.

* Bankaların mevduat kapma yarışı da kredi faizlerinin yüksek olmasının önemli nedenlerinden biridir. Aktif büyüklüğü yüksek bazı özel bankalar piyasa yapıcı özelliği ile olumlu bir davranış sergilerken (mevduat yarışına girmeden, makul faizlerle fonlama yapmaya çalışmakta), bazı kamu bankalarının ise bizzat şikayet edilen anlayış içerisinde, sosyal sorumluluğu kenara bırakan bir davranış göstermesi üzücüdür. 2017 yılında mevduat ve kredi faizlerini en fazla artıran bankanın bir kamu bankası olması düşündürücüdür.

* Kamu bankaları, kamu kaynakları nedeniyle sağladığı düşük maliyetli kaynak avantajını uzun vadeli yatırım ve proje kredilerine tahsis ederek milli hedeflere destek olacak şekilde hareket etmelidir. Özellikle ihracata yönelik yatırımlar, ihracatın finansmanı, ithal ikamesi niteliğinde mal ve hizmet yatırımları ve istihdam artırıcı yeni yatırımların finansmanında hiçbir kar beklentisi düşünülmeden finansman sağlanarak önce bankaya değil, önce ülkeye fayda anlayışına geçilmelidir

***

Bugünkü cari kredi faizleri reel sektör açısından sürdürülebilir değil. Bilançolara bakıldığında reel sektör karlılığı kredi faiz oranlarının çok altında. Reel sektör batarsa bankalar da batacak, topyekün bir kriz söz konusu olacaktır.

Yüksek kredi faizlerini makul seviyeye indirebilecek en etkili otorite BDDK’dir. Aktifleri en yüksek ilk 5 banka ve kamu bankaları üst düzey yönetimi koordine edilerek mevduata bir faiz tavanı getirilebilir (mevduat kapma yarışı önlenir). Böylece bankaların kullandığı fon maliyetleri azaltılarak kredi faizleri makul düzeylere indirilebilir.

BDDK banka sistemini kontrol ederek 2002 yılından bu yana güçlü finans sistemi oluşmasına öncülük etti. Şimdi de reel sektörü kredi maliyetlerinin yüksekliğinden korumak için yeni bir hamle yapmalıdır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.