Tarih 30 Nisan 2026… Yer yine Akdeniz’in uluslararası suları, Girit açıkları... Sahne tanıdık, senaryo ise tam bir İsrail Alçaklığı Klasiği … “İstikamet Gazze” diyerek limandan ayrılan vicdan konvoyu, Küresel Sumud Filosu ; yine saldırgan İsrail donanması tarafından durdurulmuş. İçinde; insanlık onurunu iki paket gıda, birkaç giysi parçası, bir kutu ilaçla Gazze kıyısına ulaştırmayı amaçlayan 50-60 teknelik sivil inisiyatif filosu ve 39 farklı ülkeden; 20’si Türk toplam 345 Filistin dostu, yürekli
Tarih 30 Nisan 2026… Yer yine Akdeniz’in uluslararası suları, Girit açıkları... Sahne tanıdık, senaryo ise tam bir
…
“İstikamet Gazze” diyerek limandan ayrılan
vicdan konvoyu, Küresel Sumud Filosu
; yine saldırgan İsrail donanması tarafından durdurulmuş. İçinde; insanlık onurunu iki paket gıda, birkaç giysi parçası, bir kutu ilaçla Gazze kıyısına ulaştırmayı amaçlayan 50-60 teknelik sivil inisiyatif filosu ve 39 farklı ülkeden; 20’si Türk toplam 345 Filistin dostu, yürekli insanla birlikte…
İsrail; 2010’da
’da,
2015’te
’de,
’te bir önceki
seferinde ne yaptıysa tekrarladı ve uluslararası hukuku paspasa çevirdi.
Bu müdahalenin güvenlik kavramı ile açıklanamayacağı ortada. İsrail’in
odaklı genişleme stratejisi ve vicdan ve ahlaktan uzak
yol alan bir musibetlik söz konusu.
Türkiye, İspanya, Pakistan, Brezilya’nın da aralarında yer aldığı 12 ülkenin dışişleri bakanları,
’in ’Filoya yönelik saldırısını kınamış. Açıklamalarda, eylemlerin hem hukuki hem de insani açıdan ciddi sonuçlar doğuracağının altı çizilmiş.
Telsizden yapılan ‘geri dönün’ tehditleri, tepede dolaşan tacizci İHA’lar ve nihayetinde gemilere
el koyma harekâtı... Yine, dünyanın gözünün içine bakarak "Kural tanımam, ben hukuktan üstünüm" diye bağıran bir soysuzluk...
Mavi Marmara’da dökülen kanın hesabı hafızalarda tazeyken, İsrail’in sivil aktivistleri alıkoyup kendi limanlarına çekmesini, kendi sonunu hazırlayan bir
olarak yorumlayanlar hiç de haksız değiller.
İsrail
uluslararası sular hukuku
kavramının kendisi için yok hükmünde olduğunu daha kaç kez aksiyonlarıyla ifade etmeli ki, 12 değil, 120 ülke ayağa kalksın…
Bu haydutluğa karşı dünyanın pozisyon almasını sağlayacak temel etkenlerden biri şüphesiz
çalışmalarıdır…
Bilindiği üzere kamu diplomasisi, bir devletin kendi iletişim hedefleri doğrultusunda diğer ülkelerin halklarının
için yürütülen faaliyetlerin tamamı, olarak tanımlanır. 2010 yılında şu anki
Başkanımız
tarafından kurulmuş olan Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, kısa bir süre önce çok doğru bir kararla yanına
de eklenip bir Genel Müdürlük olarak Dışişleri Bakanlığına bağlandı.
Dünyaya âdeta uluslararası politika dersi veren
, yaptığı açıklama ile
tanımını, İsrail’in işlediği
ve yapılması
çok güzel özetlemiş:
“Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda yapılan saldırı bir korsanlık eylemidir. İsrail, Gazze’deki mazlumların yaşadığı insani felakete dikkat çekmeye çalışan Küresel Sumud Filosu’na saldırarak insani değerleri ve uluslararası hukuku hedef almıştır.
İsrail’in bu saldırganlığı aynı zamanda uluslararası sularda seyrüsefer serbestisi ilkesini ihlal etmektedir. İsrail’in bu hukuk tanımaz eylemine karşı uluslararası toplumu ortak bir tutum takınmaya davet ediyoruz.”
39 ülkeden aktivistlerin oluşturduğu
uluslararası sivil toplum gücü
’ne karşı saldırı İsrail’in
kimliğini pekiştirmiştir. Şimdi bize düşen görev, aklıselimlerini yitirmemiş ülkelerin halklarına bu terör devletinin vicdansızlığını anlatmayı sürdürmektir… Mesela, belgeseli, konulu filmi, dizileri, romanları, araştırmaları ile topyekûn iletişim ve ikna savaşı vererek…
Uluslararası reklam ajansı
, İtalya merkezli market zinciri
için “Frozen Books” (Dondurulmuş Kitaplar) adını verdikleri bir kampanya hazırlamış.
Hani bazen yeni bir fikir duyulduğunda “Hadi canım, bu kadar da olmaz!" denir ya; işte kampanya tam da öyle... Oysa
temel unsurlarından biri
beklenti üzerinde yaklaşım
sergilemek, diğeri de
(unique value preposition, UVP) ortaya koyabilmektir…
Bennet ve BBDO, edebiyat dünyasını dondurucuya atmışlar. Şaka değil, bildiğiniz bezelye paketlerinin, dondurulmuş pizzaların arasında artık
Dostoyevski, Tolstoy, Dante, Goethe
falan duruyormuş.
Fikir aslında son derece rasyonel, bir o kadar da metaforik ve harika yalınlıkta bir zemine oturuyor.
, “Biz sadece temel ihtiyaçlarınızı karşılamak için değil aynı zamanda zihni tekâmülünüz için de buradayız”
üzerine kurgulanmış…
Mesaj, bir de şu üçlüye tutunuyor:
Zaman-İhtiyaç-Erişebilirlik…
Klasik eserlerin
geçmez, eskimezler. Tıpkı dondurulmuş bir ürün gibi ilk günkü tazeliklerini korurlar. Kitap okumak, akşam yemeği için alınan o dondurulmuş gıdalar gibi acil ve elzem bir
. Edebiyat, o yüksek raflardan, tozlu kütüphanelerden indirilmeli ve gündelik hayata, mutfak alışverişine entegre edilerek
kılınmalı…
Zekâ, derinlik ve duygulara hitap etmek, her yerde çalışır…
#İsrail
#Akdeniz
#Küresel Sumud Filosu