
PKK sadece sahada terör saldırıları yapan bir örgüt değildi; bilinmek, görünmek, hissedilmek, ciddiye alınmak istiyordu. Pusuya yatıp güvenlik görevlilerimizi şehit ederken aynı zamanda ülke geneline de korku, tedirginlik, huzursuzluk yaymayı hedefliyordu. Kendi kavramlarını üretmişti: Uyguladığı teröre “savaş”, “mücadele”, “halk kurtuluş savaşı”, “bağımsızlık savaşı”, örgütüne “ordu”, militanlarına “savaşçı”, “gerilla”, ölülerine “şehit”, yakalanan terör suçlularına ve en başta Öcalan’a “esir, tutsak” diyordu. PKK’nın bu kavramsallaştırması karşısında devlet ise örneğin “savaş” kavramına karşı “terörle mücadele” kavramını kullanıyor, terör örgütünün kavramlarına “sözde” sıfatını ekleyerek etkisizleştirmeye çalışıyordu.
Terörle mücadele nihayet başarıya ulaştı. Sahada terör de yok terör örgütü de yok. Ama şunu kabul edelim: Terör örgütü, kendi tabanının sosyolojisini değiştirmeyi başardı, bunu yaparken de önce kendi tabanının dilini dönüştürdü.
Sadece kendi tabanını mı dönüştürdü? Maalesef hayır. Ülkenin geri kalanında da, hiç hak etmediği bir tepkiyi, korkuyu, tedhişi, öfkeyi, kini de inşa etmeyi başardı. Amacı en baştan buydu: Kürtler kendisini sevsin, Türkler ise kendisinden korksun ve nefret etsin istiyordu. Maalesef bunda kısmen de olsa başarı sağladı.
Sivrisinek rahatsız edici bir hayvandır. Odaya girer, bir kuytuda saatlerce kımıldamadan pusuda yatar. Gecenin karanlığında, uykunun en tatlı anında sinsice insanın üzerine konar, en uygun bölgeyi belirler, hortumunu sokar, önce uyuşturur, kanı çeker ve kaçar. İnsan, ısırma sırasında değil, sonrasında acıyı hisseder, derin uykusundan kaşınarak uyanır, sinirlenir, öfkelenir, sivrisineği bir an önce bulup yok etmek için hırslanır, ışıkları yakar ve odada hedefini aramaya başlar.
Sivrisinek kan yüklü olduğu için artık rahat hareket edemez. İnsan sivrisineği duvara tutunmuş bulup elindeki sinekliği ya da terliği kaldırdığında tereddüt eder: Karşısındaki aciz, çelimsiz, cılız bir hayvandır. Hem sert bir darbe vurduğunda duvarda çirkin bir leke oluşacaktır. “Allah’ından bulsun” der, “zaten bir daha sokamaz” der, kapıyı pencereyi, sineklikleri güzelce kapatır, tedbirini alır, uykusuna devam eder.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti karşısında PKK terör örgütü, insan karşısındaki sivrisinek ölçüsündedir. Evet çok canımızı aramızdan almış, çok canımızı acıtmıştır. Binlerce yiğit terörle mücadelede kan vermiş, can vermiştir. Hepsi nezdimizde azizdir, aileleri mübarek emanettir. Ancak nihayetinde devletin cüssesi azametlidir, PKK ise sivrisinek gibi bir sıkımlık cana, bir vurumluk cüsseye sahiptir. Hani moda tabirler “cirmi”, yani “kalıbı” kadar yer yakabilmiştir.
Suriye’nin, Türkiye’nin yönlendirmesiyle neyi başardığını iyi görelim: Suriye Ordusu Halep’teki PKK mahallelerine operasyon yaptı, teröristler güvenli çıkış istediler, Suriye Devleti çıkmalarına izin verdi. Ordu sonra doğuya yöneldi, hepsinde aynı plan işledi, teröristler güvenli çıkış istediler, çıktılar. Teröristler en son Ayn el Arap ve Haseke-Kamışlı bölgesine yığıldılar. Suriye Ordusu teröristleri kuşattı; istese, çatışır, bu şehirlere girer, intikamını alır, öfkesini bastırırdı. Öyle yapmadı. Kan aksın ve duvarda kan lekesi kalsın istemedi. Defalarca bozulmasına rağmen görüşmeleri sürdürdü. Suriye’de PKK meselesi böylece bitti. Kürtler haklarına kavuştu, silahlı militanlar ve onların elebaşları ise ordu ve devlet içinde eriyip yok oluyorlar.
Türkiye, Suriye’ye yaptırdığını şimdi kendisi yapıyor. Öfkeye, hiddete, intikam hırsına yenik düşmeden, vakarıyla meseleyi çözüyor.
Sözde milliyetçi kimi siyasetçiler ve partiler, şehitlerimizin aziz hatırasını ve şehit ailelerini istismar ederek Terörsüz Türkiye sürecini baltalamaya çalışıyorlar. Oysa yaptıkları milliyetçilik değil; tam tersine milleti ve o milletin devletini tahkir etmek, küçültmek. Farkında değiller ama koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun güçlü ordusuyla, sivrisinek mesabesindeki bir terör örgütünü eş görüyor, denk görüyor, terör örgütüne dev aynası tutarken, devleti, orduyu ve milleti cüceleştiriyorlar. Milliyetçilik yaptıkları iddiasıyla tam tersi bir yönde milleti, devleti, orduyu aşağı çekmeye çalışıyorlar.
Türkiye bu aşamada istese PKK’yı sivrisinek gibi ezebilir, yok edebilir. Bu maliyetlidir. İki taraftan da kan akar, kan lekesi kalır. Onun için Türkiye, büyük, azametli, vakur bir devlet tavrı gösteriyor, adeta “seni bir daha buralarda görürsem ayaklarını kırarım, hadi şimdi kaybol” diyor. Türkiye, muzaffer, büyük ve gururlu bir devlet edasıyla meseleye yaklaşıyor.
AK Parti ve MHP, Erdoğan ve Bahçeli, devletin, milletin ve ordunun büyüklüğünün idrakiyle, terör örgütüne olması gerektiği yerden, çok üstten bakıyorlar. Sözde milliyetçi partiler ise, devleti ve milleti sivrisinek seviyesine indirip PKK’ya hiç hak etmediği bir paye veriyorlar. Erdoğan ve Bahçeli’nin nerede durduğunu şimdi daha iyi anladık mı?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.