Ertuğrul Özkök

00:0017/02/2013, الأحد
G: 6/09/2019, الجمعة
Cem Küçük

Avrupa ve Amerika"da saygın ya da kötü şöhretli biri öldüğünde gazetelerde "Obituary" başlığı adı altında o kişilerin hayat hikâyeleri yayınlanır. Bizde ünlü biri öldüğünde hep iyi taraflarına vurgu yapılır. "İyi adamdı, şöyle büyük insandı. Onun yokluğunu çok arayacağız" gibi zırvanın tevil götürmediği yorumlar yapılır.Batı bunu yapmaz. Kişi öldüğünde bu dünyadaki nitelikli işlerine de vurgu yapılır, kötü yaptıklarına da. Bir de Batılı yazar, işadamı, gazeteci, siyasetçiler genelde anılarını yazarlar

Avrupa ve Amerika"da saygın ya da kötü şöhretli biri öldüğünde gazetelerde "Obituary" başlığı adı altında o kişilerin hayat hikâyeleri yayınlanır. Bizde ünlü biri öldüğünde hep iyi taraflarına vurgu yapılır. "İyi adamdı, şöyle büyük insandı. Onun yokluğunu çok arayacağız" gibi zırvanın tevil götürmediği yorumlar yapılır.

Batı bunu yapmaz. Kişi öldüğünde bu dünyadaki nitelikli işlerine de vurgu yapılır, kötü yaptıklarına da. Bir de Batılı yazar, işadamı, gazeteci, siyasetçiler genelde anılarını yazarlar ve hayatlarında yaptıkları yanlışları itiraf ederler. Kendileriyle barışık insanlardır çünkü.

Türk medyasında hayatının en çok sorgulanması gereken kişi hiç şüphesiz Ertuğrul Özkök"tür. Yarın bir gün anılarını yazar mı, bilemem. Ama yazar ve itiraflarda bulunursa "gizli değil ama kapalı" birçok bilginin ortaya çıkmasına yardımcı olur.

Ertuğrul Özkök kim ne derse desin Türkiye"deki en etkili 10 kişiden biridir. Yaptıklarıyla, attığı manşetlerle, medyadaki tavırlarıyla, tarzıyla kabul edelim ki bir realitedir. Niçin mi? Çünkü medyadaki hemen herkes Ertuğrul Özkök"ün ne yaptığını merak eder. Acaba bugün ne yazmış diye hemen ya Hürriyet gazetesini eline alır ya da internet sitesini tıklar.

Kimse itiraf etmiyor ama özellikle muhafazakâr medyanın çok önemli bir kısmı Ertuğrul Özkök"le yatıyor, Ertuğrul Özkök"le kalkıyor. Hele hele bazı yazarlar –kadın ya da erkek fark etmiyor –Özkök"ün yazdıklarını hatim ediyor. Böylece ertesi gün ona nasıl çakarımın hesabını yapıyor.

Çok merak ediyorum muhafazakâr medyanın bazı kalemleri acaba Ertuğrul Özkök olmasa ne yazacaklar? Herhalde Özkök ölse, ertesi gün köşeleri boş çıkacak. Ben Ertuğrul Özkök"ün yerinde olsam bu arkadaşlardan telif hakkı isterim. Öyle ya, her gün tek adamı yazı konusu yapmak, onun yazdıkları üzerinden Gramsci tarzı yorumlar yapmak neyle izah edilebilir ki?

Tamam, Ertuğrul Özkök günahları olan bir gazeteci. "Vay Şerefsiz", "Muhtar Bile Olamaz", "411 El Kaosa Kalktı" gibi başlıkları o attı. Bu başlıklarla nefret tohumları ekti. Herkes de tepki koydu. Haklıydılar da. Bir de şöyle düşünün: Askerler bile yaptıkları ya da giriştikleri darbeleri savunamazken Özkök hem 1980 darbesini savundu hem de attığı manşetleri. Acayip derecede kendine özgüveni olan biri.

İşte bu yüzden kıskanılıyor, merak ediliyor, her adımı izleniyor. İktidardaki siyasetçi de muhalefetteki de, işadamı da, sporcu da, artist de, evdeki genç kız da Özkök"ün hayatıyla ilgileniyor.

Renkli adam Özkök. Kendiyle barışık. Şarap da yazıyor, futbol da. Kadınlardan daha iyi kadın yazıları yazıyor. Janti bir tarafı var anlayacağınız. Hal böyle olunca, "Ya ne yapsam da Ertuğrul Özkök"e çaksam" diyen muhafazakâr medya yazarları mesailerinin önemli bir kısmını ona ayırıyorlar.

İnanın, Avrupa"da İkinci Dünya Savaşı hakkında çıkan yazı-kitap sayısıyla Türkiye"deki Ertuğrul Özkök yazılarının sayısı birbirine denktir. Çok merak ediyorum, acaba Özkök"ün mü ruh hali bozuktur yoksa onu dillerine ve kalemlerine pelesenk edenlerin mi?

Kendinizi Ertuğrul Özkök''ün yerine koyun. Her sabah bir düzine adamın size küfür ettiğini duysanız, okusanız ne hissedersiniz? Ertuğrul Özkök''ün henüz delirdiğini duymadık. Ben Özkök"ün hakkında çıkan olumsuz yazılara zerre aldırdığını zannetmiyorum.

Bir de şu var: Muhafazakâr kalemler ister ki, Özkök bunları muhatap alsın. Hatta biliyorum ki, Özkök bazı isimlerden köşesinde bahsettiğinde bunu etrafına ballandıra ballandıra anlatanlar, çıkardığı kitabı Özkök okusun diye dua edenler var.

Özkök tüm bunlardan dolayı bir fenomendir ve bana Ridley Scott''ın yönettiği A Good Year (İyi Bir Yıl) filmindeki Russell Crowe''un canlandırdığı Max Skinner karakterini hatırlatır. Biraz küstah, fazlaca egoist, şarap seven, kendini hayatın merkezine koyan ama sonuna kadar hayata asılan, yaşamayı seven bir arketip.

Son söz de gene bizim mahallenin yazarlarına… Yahu madem bu adam bu kadar kötü, niçin adamı dilinizden düşürmüyorsunuz? Niye ona sürekli önem atfediyorsunuz, onsuz yapamıyorsunuz? Bir insana verilecek en iyi cevap onu yoksaymaktır. Dua edin de Ertuğrul Özkök uzun yaşasın, yoksa yazacak konu bulamazsınız.

Twitter.com/cemkucuk55