Mustafa Kemal’i öven bir İslamcı: Said Halim Paşa

04:0024/02/2019, dimanche
G: 24/02/2019, dimanche
Ergün Yıldırım

Said Halim Paşa, bir ittihadı İslam mütefekkiri. Payitaht yaşayan, yöneten ve yazan bir şahsiyet. Büyük devlet adamı, büyük fikir adamı ve büyük iman adamı. İstibdat rejimini eleştiren, Abdülhamit’e sefil diyen ve İttihatçıların sadrazamlığını yapan bir zor zaman insanı.Said Halim Paşa, sosyal teorisyenliğiyle Müslüman toplumları tahlil eder, yeni kavramlar geliştirir ve tezler önerir. Meşrutiyet fikriyle, İslam siyaset düşüncesine yeni ufuklar açan bir teoriyi haber verir. Hakimiyeti Milliye tezini

Said Halim Paşa, bir ittihadı İslam mütefekkiri. Payitaht yaşayan, yöneten ve yazan bir şahsiyet. Büyük devlet adamı, büyük fikir adamı ve büyük iman adamı. İstibdat rejimini eleştiren, Abdülhamit’e sefil diyen ve İttihatçıların sadrazamlığını yapan bir zor zaman insanı.


Said Halim Paşa, sosyal teorisyenliğiyle Müslüman toplumları tahlil eder, yeni kavramlar geliştirir ve tezler önerir. Meşrutiyet fikriyle, İslam siyaset düşüncesine yeni ufuklar açan bir teoriyi haber verir. Hakimiyeti Milliye tezini İslam’la telif ederek siyasal tecdit örneği ortaya koyar. “Şeriatla kayıtlı milletin hakimiyeti” ile özetlenebilir bu tez. Yasamayı ilahi alanla tanımlarken, yürütmeyi millete teslim eder. Yüzyıl önce İslam tam demokrasidir der.

Paşa’nın çıkan son kitabı Osmanlı Devleti ve Dünya Savaşı (Kronik Yayınları, İstanbul), epey şey anlatıyor. 1919 ile 1921 tarihleri arasında yazılan bu hatıralar, döneme ayna tutuyor. İttihatçıların hain olmadığı ve memleketi kurtarmak için büyük bir çaba sarf ettiklerini söyler. Padişah Vahdettin’in ve İstanbul hükümetinin İngiliz ve Fransız kuvvetleriyle yaptığı hain işbirliğini sık sık kritiğe eder. Ona göre “Vahdettin, savaşın ve mağlubiyetin getirdiği tüm felaketleri kaynağı olup ülkesine en büyük iyiliği yapabilecekken, en büyük kötülüğü yapmıştır”( Sayfa,58). Mustafa Kemal, Rauf ve Ali Fuat Milli Teşkilat kurarak mücadeleye başlıyorlar. Paşa, Mustafa Kemal’in ayrıcalıklı bir yeri olduğunu vurguluyor. Bu açıdan Mustafa Kemal ile ilgili oldukça övücü sözler sarf eder. İstiklal Harbi’nin ancak onun öncülüğünde yürütülebileceğini söyler. Mustafa Kemal’i askeri bir deha görür. Çanakkale’de gösterdiği başarıdan bahseder. Bir İslamcının Milli Mücadeleci, İttihatçı ve Mustafa Kemali övücü bu tutumu oldukça dikkat çekici. Padişahçı ve saltanatçı diye yaftalanan İslamcıların, Said Halim Paşanın şahsında nasıl da büyük bir iftira ile karşı karşıya olduklarını gösteriyor. Paşa’nın şahsında şunu görüyoruz ki İslamcılar hem meşrutiyetçi, hem Milli Mücadele yanlısı hem de Mustafa Kemal’in askeri dehasını kabul ediyorlar.

Said Halim Paşa Milli Mücadele döneminde askeri dehayı temsil eden bir önderlik ve komutan olarak Mustafa Kemal’i önemsiyor. Siyasi ve kimlik açısından ona bakmıyor. Bir açıdan birinci Mustafa Kemal dönemidir bu. Savaş, komutan, asker ve milli mücadeleyi yürüten önder şahsiyet olarak temayüz etmektedir. Said Halim Paşa, aynı zamanda başka bir Mustafa Kemal veçhesine de dikkat çeker: ”memleketi kurtarma meselesinde onun şanını elinden alabilecek bütün rakiplerini ortadan kaldırmak için her yola başvurmasıdır. Bu ileri mertebede kıskançlığı yüzünden memlekete büyük faydaları olabilecek kişiler uzaklaştırılarak olumsuz bir durum meydana getirilmektedir...Gerçek dostluklara temayül etmez ve başkalarının hislerini pek dikkate almaz…kural tanımaz hareketleri bile şayan-ı hayrettir…olağanüstü bir insan olarak tarif ettiğimiz Mustafa Kemal Paşa içtimai hayatında hırslı, son derece vatansever, kararlı ve korkunç birisidir”( sayfa 72-73). Burada da Mustafa Kemal’in taşıdığı zaaflara dikkat çekiyor. Özellikle otoriterliği ve rakip kabul etmez kişiliği sanki tek parti döneminde olacakları haber veriyor. Ondan dolayı Said Halim Paşa aynı kitabında, İslam’da din ve devletin beraberliğine dikkat çekiyor. Laiklik ile doğacak din ve devlet ayrılığını doğru bulmuyor. Paşa’nın bahsettiği ve eleştirdiği Mustafa Kemal tarafı ise ikinci Mustafa Kemal’i önceden haber veriyor. Artık Milli Mücadele sona ermiş, savaş kazanılmış ve yeni bir dönem başlamakta. Birinci Meclis tasfiye edilmekte ve yeni Mustafa Kemal ortaya çıkmaktadır. İkinci tarafın tezahür ettiği ve ağır basarak belirleyici olduğu bir dönemdir bu.

Said Halim Paşa’nın kitabı, bugünün İslamcılarını ve Kemalistlerini ciddi biçimde yanıltmakta. Kemalistlerin, İslamcıları Vahdettin yanlısı ve İngilizlerle iş tutarak hareket ettikleri şeklindeki tarihi tabularını yerle bir ediyor. İslamcıların da padişahçılığın ve Vahdettin’in masum oldukları tabuları parçalanıyor. Özellikle hilafet tezi etrafında yüceltilen Vahdettin yandaşlığı, padişahçılık ve anti-ittihatçılığının ne kadar yanlış olduğu görülüyor. Oysa Said Halim’den Mehmet Akif’e Saidi Nursi’den Elmalı’ya kadar bütün İslamlaşma fikriyatının entelektüelleri İstanbul Hükümeti karşıtı, Anadolu hareketi yanlısı ve meşrutiyetçidir. 19. Yüzyıl İstanbul İslamlaşma fikriyatı, Said Halim Paşa şahsında önemli bir tutarlılığı, samimiyeti ve vatanperverliği temsil ediyor. Bir yüzyıl sonra, Said Halim Paşa’nın işaret ettiği meselelerin ve bahsettiği fikirlerin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

#Said Halim Paşa
#Mütefekkir
#Osmanlı Devleti ve Dünya Savaşı
#Mustafa Kemal Atatürk
#Bediüzzaman Said Nursi
#Hamdi Yazır