İsrail, ilk başlarda tam olarak böyle tanımlamıştı teknelere binip Akdeniz’e açılacak siviller için: “Avrupalı maceraperest, heyecanlı gençler. İlk dalgada savrulurlar.” Sosyal medyadan yükselen desteği gören Siyonizmin propaganda aparatları bir süre mizah üreterek yeni aktivizmi itibarsızlaştırmaya çalışsa da 2025’in Eylül ayında tekneler Barselona’dan yelken açmaya başlayınca “tepkilerin” ölçüsü değişti. İsrail’in insanlık düşmanı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir, Küresel Sumud Filosu’nu
İsrail, ilk başlarda tam olarak böyle tanımlamıştı teknelere binip Akdeniz’e açılacak siviller için:
“Avrupalı maceraperest, heyecanlı gençler. İlk dalgada savrulurlar.”
Sosyal medyadan yükselen desteği gören Siyonizmin propaganda aparatları bir süre mizah üreterek
yeni aktivizmi itibarsızlaştırmaya çalışsa da
2025’in Eylül ayında tekneler Barselona’dan yelken açmaya başlayınca
“tepkilerin” ölçüsü değişti.
İsrail’in insanlık düşmanı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir, Küresel Sumud Filosu’nu “terörist” ilan edeceklerini ve gemilere el koyacaklarını açıkladı.
İsrail medyasında da filo katılımcılarını korkutmayı amaçlayan; tutuklama, uzun süreli hapsetme haberleri
Bu arada tekneler Akdeniz’deki ikinci limanı olan Tunus açıklarına demirlemiş ve ikinci aşamaya geçilmişti.
İsrail, kriminalize ederek durdurmaya çalıştığı tekneleri 9 Eylül gecesi düşük çaplı patlayıcılarla bombaladı.
O zamanlar
’nde yazmıştım. İtalya’daki kafilemizde yer alan
, karadaki eğitimler uzayınca iznini tüketmişti. Ücretsiz izne çıkma ihtimali de yoktu. Saldırıdan bir gün önce hep birlikte işinin başına dönmesi gerektiği yönünde karar alıp "biletini kesmiştik." Ancak bombalanma sabahı yanıma gelip,
“Artık dönemem, bileti yakalım. Gerekirse aile hekimliğini de yakarım.”
demişti.
İsrail’in aktivistleri korkutarak vazgeçirme girişimleri işte böyle ters tepiyordu. Filo, Sicilya’dan kalkan teknelerle birleşip Girit’e doğru ilerlerken
bu kez açık denizde saldırıya uğradı.
24 Eylül günü gece yarısından sonra teknelerden 11’inin güvertelerine bombalar düştü, yelkenler yandı. İsrail karaya en yakın olduğumuz noktayı seçmişti.
Yolculuktan vazgeçmemiz için
yeni bir senaryo çalışıyorlardı.
belki cesaretlerini sergiliyorlardı fakat Filo’nun katılımcıları dahil kimselerin hesap edemediği
büyük etkiyi İsrail gayet öngörüyordu
aslında. Çünkü bu gençler, bu dirayetli insanlar
İsrail’in başına; tarihte görülmemiş, hesap edilmemiş büyük bir çorap örüyordu.
Nitekim ekim ayının ilk günü geride kalırken, Gazze’ye 80 deniz mili kala teknelerimize hücum botlarla baskın yapıp bizleri kaçırarak Aşdod’a çıkardıklarında
Sumud Filosu’nun İsrail’de nasıl bir tedirginliğe neden olduğunu yaşayarak tecrübe etmiş olduk.
Başta Ben-Gvir olmak üzere İsrail askerleri, bürokratları ve hapishane personeli aşırı gergindi. Çoğu, Avrupalı aktivistlerin her türlü riski göze alabilme
cesareti karşısında öfkeliydiler.
Bizlere en fazla söyledikleri söz şuydu:
“Hangi akılla ülkemize yasal olmayan yollardan girmeye kalkarsınız…”
Bu üstenciliğin içinde korku da vardı. Onca tehdit, saldırı ve yıldırmaya rağmen “o gençler” çıkıp gelmişti işte.
Tam da bu nedenle Sumud Filosu bahar misyonunun Girit açıklarında başına gelenleri; "sonrası" senaryoları üzerinden okumalıyız. Çünkü
İsrail, filo karşısındaki çaresizliğini Gazze’den 660 mil uzakta ilan etmek zorunda kaldı.
Şu çok net: Filo Girit hattını aştıdıktan sonra İsrail için yönetilmesi imkânsız bir seyir başlayacaktı. Yunanistan ile Türkiye’de artacak tekne ve aktivist sayılarıyla Filo geri çevrilebilir olmaktan çıkacak,
Gazze karasularına doğru kararlı ilerleyişte olacaktı.
Önceki filoda 44 tekneyi saatler süren baskınlarla sabaha kadar durdurabilen İsrail için bile bu tablo başlı başına zorlayıcıydı.
Ancak son müdahalede; Girit açıklarında ve Avrupa karasularında, İsrail sadece tekneleri durdurma ve aktivistleri kaçırma hamlesi yapmadı.
Kaçırılan 175 aktivistten iki isim özellikle ayrıldı. Filo’nun yönetim kadrosunda yer alan Saif Abukeshek ve Thiago Avila Girit'e çıkarılmayarak Tel Aviv’e götürüldü.
Aktivistleri kaçırıp hapsetmekle ve teknelere el koyarak Filo’yu durduramayacağını anlayan İsrail,
belli ki yönetim boşluğu oluşturarak hareketin önüne geçmeyi deniyor.
Yine yanlış hesap yapıyorlar.
Sumud Filosu tek bir merkezden yönetilen, birkaç isimle ayakta duran bir yapı değil. Limandan limana büyüyen, her uğradığı noktada yeni insanlarla çeşitlenen, krizlerden güçlenerek çıkan, sabotajları dahi samimiyetle göğüsleyen
sivil bir cepheye dönüştü.
Bir iki kişiyi kaçırarak hareketi durdurabileceklerini düşünenler,
böylesi bir gerçekliği ya güç zehirlenmesinden okuyamıyor ya da okumak istemiyorlar.
Gelinen aşamada Filo, kayıplarını hızla telafi ederek yoluna devam etme niyetini ilan ediyor.
Küçümsenen o birkaç genç, devletlerin hesap yapmak zorunda kaldığı bir güç hâline geldi.
Tarihte çok vardır: Dünyanın gidişatını bazı dönemlerde ordular değil,
birkaç insanın inadı değiştirmiştir.
#Küresel Sumud Filosu
#Akdeniz
#Gazze
#Filistin
#İsrail