Yazarlar Çocuklarımıza Kuran-ı Kerim öğretmek, din eğitimini vermek kimin görevidir?

Çocuklarımıza Kur’ân-ı Kerim öğretmek, din eğitimini vermek kimin görevidir?

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

İlkel eğitim yollarıyla da olsa çocuklarımızın Kur’ân-ı Kerim’i öğrenmeleri mevsimine girdik. Buna da hamdolsun. Ama önce şunu bilmeliyiz ki, bu iş anne babanın görevleri arasındadır. Evet, sadece Kur’ân öğretme değil, çocuğa her türlü temel dini bilgiyi verme ebeveynin işidir. Kur’ân-ı Kerim ayetleri buna işaret eder, Hadisi şerifler bunu gösterir, akıl bunu emreder.

Her şeyden önce dinin temeli olan iman bir güven meselesidir. Çocuğun ve özellikle de yedi yaş öncesi çocuğun en güvendiği insan ebeveynidir. Bu yaştaki çocuklar onların söylediklerini düşünmeden kabul ederler.

Aslında yedi yaş öncesi çocuklar sağlam fıtratlarını henüz korudukları için yalana alıştırılmamışlarsa sadece ebeveynlerinin değil, herkesin dediğini kolayca kabul ederler. Bu sebeple de dinin temel bilgilerini bu yaşlarda almalıdırlar. Yine bu sebepledir ki, dini gereksiz görenler, küçük çocuklara dini bilgi verilmesini istemezler. Çünkü bilahare onu değiştirmeleri artık zordur. Özellikle de bu bilgileri anne ve baba vermişse, bu çok daha zordur.

Derler ki Sovyet Komünist blokundan ayrılan ülkelerde yetmiş yıllık mutlak yasağa rağmen insanların dinlerini hala hatırlıyor olmaları, özellikle de annelerin ninni söylerken mırıldandıkları dini sözcükler sebebiyledir.

Allah (cc) müminlere, kendilerini ve hane halklarını cehennem ateşinden korumalarını emreder, (66/Tahrim, 6). Ateşten korunmak, dini bilmek ve yaşamakla mümkündür. Demek ki, din öğretimi de eğitimi de öncelikle ebeveynin görevidir. Allah inananlara, anne babalarına dua etmelerini öğretirken;

‘Deyin ki, ya rab! Onlar beni küçükken nasıl eğittilerse sen de onlara öyle merhamet eyle’ (17/İsra, 24).

Demek ki, çocukları eğiten, ebeveyndir ve onlar da ölümlerinden sonra çocuklarından dua bekleyebilmek için, önce kendi görevlerini yapmalıdırlar.

Ayrıca Allah (cc) çocuk eğitiminin güzel bir örneği olarak Lokman Hekim’in oğluna nasihatlerini bize nakleder. Bu ayeti kerimelere baktığımızda bir mantıki sırayla karşılaşırız: Allah ona şöyle demesini öğütlemişti:

‘Yavrum, Allah´a şirk koşma’.

Bu öğüdün ardından Allah herkese hitap eder ve insana anne babasını öğütler, Allah’a şirki emretmedikçe onlara itaat edilmesini emreder.

Demek ki, anneye babaya itaat, onların çocuklarına Allah’ı tanıtmalarıyla mümkündür. Çocuklarından itaat bekleyebilmeleri için önce kendileri bu görevlerini yapmalıdırlar. Din eğitiminde en önemli başlangıç, rabbin varlığından ziyade birliğini anlatabilmektir. Buna tevhit diyoruz. Çünkü öyle ya da böyle herkesin bir ulu bildiği rabbi vardır. Önemli olan, yegâne rabbin Allah olduğunu anlatabilmektir.

Sonra Lokman Allah’ın vasıflarını sayar ve O’nun her şeyi görüp bildiğini anlatır. Yani mabudun birliğinden sonra O’nun isimleriyle tanınması gelir.

Ardından Lokman çocuğuna namazı, yani ibadetlerin en önemlisini öğütler.

Sonra da insanlara karşı mütevazı olmaktan, yani ahlaktan söze der.

En sonunda ise kişinin kendine karşı dahi ahlaklı olmasından, bahseder (31/Lokman, 15-19). Düşündüğümüzde bu sıralamanın ilahi hikmetlerle dolu olduğunu fark edebiliriz.

Bunların hepsi aynı gerçeği anlatır.

Resulüllah (sa), yedi yaşına gelen çocuğa namazın emredilmesini, on yaşında hala kılmıyorsa kulağının çekilmesini söyler (Ebu Davud, sahih). Ayrıca; ‘çocuklarınızı üç vasıfla yetiştirin; peygamberlerini sevsinler, onun hane halkını/ehlibeytini sevsinler ve Kur’ân-ı Kerim okuyabilsinler. Çünkü Kur’ân-ı Kerim’i bilenler kıyamet günü nebiler ve velilerle birlikte, Allah’ın özel gölgesinde olacaklardır’ buyurur. (Süyuti, zayıf). Demek ki, örnek de önemlidir.

Sosyologlar, ebeveynin görevlerini okul ve kreş gibi başka kurumlara bırakmaları halinde ailenin dağılacağını söyler. Ailesi dağılmış bir toplumun geleceği karanlıktır.

Oysa bizler uzun yıllardır aile olarak çocuklarımıza din eğitim ve öğretimi vermiyoruz. Bunu ya tamamen terk ettik ya da İmam Hatip okullarıyla, cami imamlarıyla, Kur’ân kurslarıyla yetindik. Bu durum, hem aile yapımızı modern kültürde eritip İslam’dan uzaklaştırdı, hem de çocuklarımızın din duyguları zayıfladı, bilgileri yetersiz kaldı.

Artık ailemizi İslamlaştırmaktan ve çocuklarımızın din eğitim ve öğretimlerini kendimiz üstlenmekten başka çıkar yolumuz yoktur. Kurslar ve İmam Hatip Okulları eğitim değil öğretim kurumlarıdır. Çocuklarımızı biz eğitmezsek kendimize de onlara da yazık ederiz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.