3,315,446,661

00:0010/11/2011, جمعرات
G: 5/09/2019, جمعرات
Gökhan Özcan

Yukarıdaki rakamın neyi ifade ettiği konusundaki tahminlerinizi alayım! Hayır, bunca yıllık yazı hayatım neticesinde elde ettiğim servetin rakamsal karşılığı değil. Bugüne kadar ürettiğim ve henüz kimsenin işine yaramamış icatlarımın sayısı da değil. Okumakta güçlük çektiğim bu rakamı sırf enteresanlık olsun diye de başlığa çekmiş değilim. Sanırım bilemeyeceksiniz, sizi daha fazla yormayıp ben söyleyeyim: Yukarıdaki rakam bendenizin doğumuyla o tarihteki dünya nüfusunun hangi rakama ulaştığını gösteriyor.

Yukarıdaki rakamın neyi ifade ettiği konusundaki tahminlerinizi alayım! Hayır, bunca yıllık yazı hayatım neticesinde elde ettiğim servetin rakamsal karşılığı değil. Bugüne kadar ürettiğim ve henüz kimsenin işine yaramamış icatlarımın sayısı da değil. Okumakta güçlük çektiğim bu rakamı sırf enteresanlık olsun diye de başlığa çekmiş değilim. Sanırım bilemeyeceksiniz, sizi daha fazla yormayıp ben söyleyeyim: Yukarıdaki rakam bendenizin doğumuyla o tarihteki dünya nüfusunun hangi rakama ulaştığını gösteriyor. Yani ben doğduğum sırada dünyada tam 3,315,446,660 kişi yaşamakta imiş, ben bu rakamı 3,315,446,661''e çıkarmışım. Bu tablo, benim doğumumun dünyada neden pek fazla umursanmadığını gayet iyi açıklıyor.

Rakamlarla aramın pek de iyi olmadığını bilenler böyle karmaşık bir hesabın içinden nasıl çıktığımı merak ediyor olabilirler. Çok kolay, BM Nüfus Fonu''nun bu hesabı otomatik olarak yapan bir tahmin programı var. Arayanlar internetin herhangi bir köşesinde bulabilirler. O programa ulaştığınızda doğum tarihinizi gün-ay-yıl olarak giriyorsunuz; iki saniye içinde sizin doğduğunuz tarihte kaçıncı insan olarak dünyaya geldiğinizi bulup önünüze koyuyor. Bu sayede siz de, insanlığın tarih boyunca gürül gürül akmış kalabalık ırmağı içinde aslında ne kadar minicik, ne kadar önemsiz bir figür olduğunuz gerçeğine toslayıveriyorsunuz.

Tavsiye ederim, bulun o programı ve boyunuzun ölçüsünü alın. Ben aldım. Aldığımdan beri de yeryüzündeki noktasal varlığımın devasa önemsizliği altında ezim ezim eziliyorum. Havam sıfıra inmiş durumda. Hep söylerlerdi de inanmazdım; meğer hakikaten dünya benim etrafımda dönmüyormuş. Mevsimler beni takip etmiyormuş. Bırakın büyük dağları, küçük dağları, ayağımıza takılan tümsekler arasında bile esamem okunmuyormuş. Hakkımdaki her şeyi böyle kalabalık bir rivayetten yine kendim üretmişim. Ben meğer bir vehimden ibaretmişim.

Rakamlardan uçsuz bucaksız bir mezarlık düşünün. Üzerinde yazılanları tek tek okumaya kimsenin güç yetiremeyeceği kadar çok mezar taşı… Yine o kadar çok sayıda tedavülden kalkmış hayat, unutulmuş eski hikaye… Yaşamaya devam ediyor olsak da, manzaramız buna fena halde benziyor.

Çok şükür, BM Nüfus Fonu''nun gücü bu dünyadan öte dünyaya kaçıncı kişi olarak göçeceğimizi hesaplayan bir program geliştirmeye yetmiyor. O sadece Allah''ın bilgisinde ve böyle olması da tabiatıyla bizim için en iyisi…

Çokluk ırmağında akıp gidiyoruz. Dünya yalanında bir görünüp kayboluyoruz. Uzaktan bakıldığında ya bir noktayız ya da bir nokta bile değiliz. Ama bütün bunlara karşın içimizden de sınırları bu alemin çok daha ötelerine ulaşabilen bir başka alem akıyor. O alemin matematiğe gelir bir tarafı yok. Orada, alemden kendimize değil, kendimizden aleme ve hatta daha ötesine bakıyoruz. Eğer bakmayı becerebiliyorsak… Dünya nüfus istitastiklerinde kaçıncı sırada olduğumuzun zerre kadar önemi yok orada. Kalbimiz, gönlümüz, akleden, hisseden, hayal eden, idrak eden insanlığımız, matematik ötesi, fizik ötesi var oluşumuz… Rakamlardan kurtulup içimize baktığımızda istatistikler kayboluyor ve bütün alem olanca genişliğiyle o nazarın içine sığıyor.

Garip ama gerçek; istatistiklerde bir nokta kadar önemi de, değeri de olmayan ve uzaktan sadece sessiz bir mezar taşına benzeyen bir "vehim"in peşinde koşmaya harcıyoruz neredeyse bütün nefeslerimizi.

Derdimiz buysa, çok virgüllü şu rakamlar, o dilsiz mezar taşları bize çok bile!