Yazarlar Önce siyaseti şimdi de devlet aygıtını ifsat etmek istiyor

Önce siyaseti şimdi de devlet aygıtını ifsat etmek istiyor

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “adaylığı” garantilemek için yaptığı manevraların son dönemdeki agresifliğinin sanırım farkındasınız. Hükümete ve Cumhur İttifakı’na yönelik sansasyonel açıklamalar ile gündemde olmayı tercih eden bir “aday adayı” var karşımızda.

Ama sansasyonel açıklamalar yapayım derken “çamı çardağı devirip geçiyor” Sayın Kılıçdaroğlu.

“İktidardan gitmemek için siyasi cinayetler işleyecekler” salvosu yetmemiş olmalı ki Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) devletten ihraç edilen FETÖ’cü ve PKK’lılara “yargı kararı olsa bile” kamuya dönme hakkı vaat etmeyi bile tercih ediyor. Bir grubun eline silah alıp, bir başka grubu öldürebileceğinden söz ediyor.

Kılıçdaroğlu’nun sansasyonel açıklamaları bunlarla da sınırlı olmadı. Batı kampına selam çakmak için “Demirtaş neden içeride, Kavala neden içeride, Harp Okulu öğrencileri neden içeride” diye bile sordu.

DEVLET KURUMLARI İÇİN “AHIR” DEDİ. PEKİ, HAYVAN KİM?

Yine istediği “etki” oluşmamış olmalı ki en son bir video ile bürokrasiyi tehdit etti. Tehdit dili öyle cüretkardı ki Kılıçdaroğlu, devlet organları için “ahır” ifadesini bile kullandı.

Hemen soralım Sayın Kılıçdaroğlu’na kurumlar ahır olmuşsa peki o zaman o ahırlardaki hayvanlar kim?

***

Kemal Kılıçdaroğlu 2011’de bir “hokus pokus” ile CHP’nin genel başkanı oldu. Bir kaset çıktı, Baykal gitti. Bir “Gandi” heyulası ile Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına geldi. O günden sonra da sadece CHP değil Türk siyasi hayatı üslup ve seviye anlamında sürekli irtifa kaybetti.

Kemal Bey, siyasetin dilini ifsat etti. Siyaset yapma biçimini ifsat etti. Bugüne kadar “yalan” ve iftira yüzünden bu kadar yüklü tazminata çarptırılan başka bir siyasetçi ben ne duydum ne okudum. Binlerce liralık tazminata mahkum oldu. Bununla birlikte kendisiyle ilgili Meclis’te sayısız fezleke var.

SİYASETİ İFSAT ETTİ, ŞİMDİ DEVLET AYGITINI İFSAT ETMEYE ÇALIŞIYOR

Kemal Kılıçdaroğlu siyasetin dilini ifsat etti. “Kutuplaştırmayın” diye başlayan her cümlesi “kutuplaşmaya” hizmet etti. “Toplumu germeyin” diye başlayan her cümlesi toplumun gerilmesine neden oldu.

Diyebilirsiniz ki “Siyasi muhatapları neden o dilin peşine takıldı? Eğer muhatap alınmasaydı siyasetin dili bu kadar keskinleşmezdi.”

Haklı olabilirsiniz!

Bunu da Sayın Kılıçdaroğlu’nun başarı hanesi yazalım o halde!

***

Kılıçdaroğlu’nun bürokrasiyi tehdit ettiği videosu, siyasetten sonra devlet aygıtını da ifsat etme niyetini gösteriyor. Kendisi de eski bir bürokrat. Bu nedenle devlette işlerin nasıl işlediğini, nasıl denetlendiğini en iyi bilenlerden birisi.

Ama o bilgisini unutmuş gibi davrandı.

Ve onca tecrübe ile bir “devlet adamı vakarı” sergilemedi. Elini kaldırıp bürokratlara parmak sallayıp tehdit etti.

Ve son olarak şöyle dedi,

“Söylediklerimi özetlemem gerekirse; Türkiye devleti, yeniden halkın devleti olma yoluna girmiştir. Kurumları bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler elbette ki hesap verecektir.”

DEVR-İ SABIK İLAN ETMEYE HAZIRLANIYOR

Kılıçdaroğlu olası iktidarlarında devri sabık oluşturacaklarını bugünden ilan ediyor. Biz devri sabık dendiğinde ya da ima edildiğinde ister istemez 1960 darbesini hatırlıyoruz. Adnan Menderes ve arkadaşlarının Yassıada’daki haksız yargılamalarını hatırlıyoruz. Sonrasında kurulan “vesayet düzenini” hatırlıyoruz.

Bir şeyi daha hatırlıyoruz!

27 Mayıs 1960’a gidilirken, darbe sürecine CHP tarafından döşenen köşe taşlarını!

Kastımız şudur: Bugün hala hayatta olan bazı CHP’liler üniversite öğrencilerini sokaklara dökmüşlerdir. CHP medyası, yalan haberlerle toplumu iktidara karşı kışkırtmıştır. Örneğin, “Üniversite öğrencileri kıyma makinalarından geçirilmiş, cesetleri yollara atılmış üzerlerine asfalt dökülmüş” yalan haberini yapmışlardır.

Darbeye zemin hazırlamışlardır.

Bürokrasiden gelen Sayın Kılıçdaroğlu, devlet kurumlarını ahır, bürokrasiyi hayvan ilan ederken, onu destekleyen medya da yalan haberlerle seçilmiş iktidardan sonra şimdi de devlet aygıtının itibarını zedelemektedir.

Bu son derece tehlikeli bir oyundur. Bu oyundan vazgeçilmezse, sadece iktidar için değil, muhalefet için de sonu kötüdür.

Kılıçdaroğlu’nun son bir aydır yaptığı agresif sansasyonel çıkışlarını milletimizin ferasetine emanet ediyorum.

Ak Parti’yi sahada daha çok görmek istiyoruz

  • Bir çift sözümüz de Ak Parti’ye olsun. Ak Parti, alan hakimiyetini yitiriyor. Bu bağlamda yükün tamamını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırtına vurmuşlar görüntüsü veriyorlar. Onca yetişmiş insan sahada olmak yerine, tribünde olup biteni izliyor. Bir kaç istisnası var. Ama genel görüntü bu.
  • İşin ilginç yanı, sahada Ak Parti’nin oyuncusu gibi fink atanların da “kapasite” sorunu çektiği görülmüyor.
  • Oysa 20 yıllık Ak Parti iktidarı, Türkiye’de siyaset yapma biçimini değiştirdiği gibi sahada toplumun tüm kesimlerine dokunma becerisini de göstermişti. Zaten başarısının altında yatan neden de o. Ak Parti’nin yukarıdan aşağıya tüm aktörlerini sahada, insanlarımızın içinde ve medyada daha çok görmek isteriz.
  • Yanılıyor muyum?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.