
Her kural; kötü yorumlanabilir veya kötüye kullanılabilir. Kötü yorumun sebebi zekâ eksikliği, kötüye kullanmanın sebebi kötü niyettir. Ortak sebep de İblis''dir. İblis kötü niyetlileri de, zekâsı az olanları da kullanarak insanları biribirine düşürür. Din konusunda da böyle olmuştur. Fundamentalist ve oportünist din anlayışına sahip olanların varlığını biliyoruz. Dinin özünden sapma başlayınca ve sapma açısı da büyüdükçe, insanın tabiatindeki savunma duygusu, “lâiklik” ilkesine sarılarak çâre aramıştır. Ancak bu kez de lâiklik ilkesi kötü yorum ve kötüye kullanmadan masun kalmamıştır. Esasen masun kalması da beklenemezdi. Böylece, tarihî birikim, tarihî süreç ve toplumsal şartlara göre bazı ülkelerde “fundamentalist dinciler”in baskısından feryad edilirken, bizde de “fundamentalist lâikçiler”den zaman zaman “el-amân!” denmiştir.
Çare; Anayasa hazırlanırken, “fundamentalist dinciler”den sipariş almak olmadığı gibi; “fundamentalist lâikçiler”in kaprislerine râm olmak da değildir. İnsan hakları ve Hukuk Devleti''nin temel ilkeleri üzerinde anlaşmaktır. “Fundamentalist dinci”lerden niçin korkulur? Çünkü bu zevat, Şeriat''in “Tabiî Hukuk''un temel ilkeleri” demek olduğunu çoktan unutmuşlardır. Niçin unutmuşlardır? Çünkü sevgiyi korkuya çevirmek gibi boş ve bâtıl bir gayretin “vesvese”sine kapılmışlardır. Fundamentalist lâikçiler de benzer bir durumdadırlar: Fransız Devrimi ve 1917 Ekim Devrimi günlerinde Katolik ve Ortodoks Kiliseleri karşısındaki aşırı tepkiyi örnek alan fundemantalist lâikçiler; yanılmıyorsam yeryüzünde sadece bizde etkin bir baskı grubu özelliğini korumaktadırlar. Yoksa Fransa''da, Rusya''da; “Fundamentalist Lâikçilik” artık tarihî bir hâtıra olarak kalmıştır.
Dinî Hukuk kurallarını evrensel ve değişmez Tabiî Hukuk ilkeleri olarak algılayan (idrâk eden) Doğru Din anlayışı karşısında, bir de dinin bu özüne karşı çıkan, “çıkar”ını esas alan, münafık ve mürâî, özünde “dinî yalanlayan”, sözünde ve o da zemîn ve zamana göre ateşli bir dindar veya hiç değilse “sûfî” kesilen, oportünist, makyavelist “yalancı-dinciler”, “sahtekâr dinciler” de vardır. Bunların “Fundamendalist dinciler”den farkı; Fundamentalist dincilerin sevgi yerine korkuyu geçirmeleri, oportünistlerin ise çıkarlarından başka bir ilke tanımayıp çıkarlarının ibresinin gösterdiği yönde, bukalemun özelliği gösterebilmeleri, yeşil, hâkî, kızıl, eflâtun, fıstıkî renklere kolaylıkla dönüşebilip fundamentalist lâikçilerle dahî ittifak edebilmeleridir.
Avrupa''da fundamentalist lâikçiliğin ardında kilise düşmanlığı, tarihî birikimin sağladığı bir menfî güç vardı. Özellikle Osmanlı ülkesinde “Fundamentalist lâikçilik”, “Osmanlı Hilâfeti”ni hedef almış, 1826 Bektaşî tenkîli hareketinin sağladığı kînin doğal gazından yararlanmıştır. Ne var ki bu doğal gaz kaynağı tükense ve Osmanlı Hilâfeti yıkılsa bile, yorgan gitmekle kavga bitmemiş, bitirilmemiştir. Çünkü bu ulusal doğal gaz kaynağı tükenmek üzere olsa dahî, bu kez esasen Tabiî Hukuk''a, sevginin adaleti ilkesine düşman olan, millî çıkar fundamentalizmini “itikadda”, oportünist ve makyavelist yöntemi “amel”de (eylemde) benimsemiş olan şer kaynağı, bizdeki fundamentalist lâikçilik hareketine -üstelik fahiş bedelle- enerji sağlama işini üstlenmiştir. Dünyanın başka yerinde görülmeyen ve Atatürk''ün, sağ olsa idi sopayla kovalayacağı ultra-fundamentalist lâikçilerin az bir kısmı içtendir ve bunların sevgiyi bulacakları umulur. Yazık ki büyük bir bölümünün ardında, İslâm düşmanlığı doğal gazını fâhiş bedelle pazarlayan odak vardır ve bilinçli olarak bu taşeronluk veya işçilik üstlenilmiştir.
Ey Azîzan, devrimizde Frenkçe''nin revâcı olduğu için, Frenkçe ve üstelik yalan-yanlış terimlerle tekellüm ettiğinizde birçok kişi maalesef bu ibarelerden mânâyı daha kolaylıkla sezebildiği için, Fakıyr dahî bu yazıda galat-ı fâhiş olmalarından dahî çekinmeyerek Frenkçe ıstılâhât-ı garîbe isti''mâl eyledim, gözü ve gönlü incinen Azîzan''dan bağışlamalarını niyâz ederim. (Eûzu billâhi min-el-fundamentalizm vel-makyavelizm.)
Sırât-ı mustakıym, sevgiden kaynaklanan Tabiî Hukuk ve Evrensel Ahlâk yoludur. Fundamentalistler “dâllîn”dirler. Makyavelist oportünizm''i amelde, ırkçı fundamentalizmi eylemde benimseyip de -yine galât-ı fahişimiz afv ola!- “Fitne-vü fücûrun vez-zümerâsı” olanlar ise, “mağdûb-i aleyhim” güruhudur. Bîdâr olalım ki, Dîdâr bulalım. Eyvallah!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.