
İslâmî sol parti kurulacakmış. Ne kasdedildiğini bir yana bırakalım. derhal zehir hafiyelerin yeni bir parti parçalama ve yeme hevesleri mutlaka harekete geçmiştir. İslâmî demokrat bir partinin kurulamadığı bir ülkede, İslâmî sol parti kurulması katmerli cür''et demektir ve elbette haklarından gelinir! Önce biraz malvarlığı toplasınlar ki kapatma kararına malî bakımdan da değsin, “nef-i hazîne” gerçekleşsin! –Ancak şunu unutuyorsunuz sayın Fuzulî savcı! İslâmî parti kurulması yasak olduğuna ve “İslam” adı kullanılamayacağına göre; esasen bu adda bir parti kurulamayacak değil midir? Şu halde kapatma kararına ne gerek veya ne imkân var? –Hayır, hiçbirşeyi unutmuyorum! kurucular da “İslâm” adının kullanılamayacağını elbette biliyorlardır. Ancak, gazetelere “İslâmî sol parti” söylemini düşürdüler ve yalanlamadılar. Şu halde ben beklerim, derhal ihbar etmem, bir zamanlar bir fıstıkçının kurduğu bir sosyalist parti vardı, kurucusu kürsüye çıkar, seçim nutku olarak bir süre konuşur, meraklı kalabalığının yeterli sayıya ulaştığını görünce kürsüden inerek toplananlara fıstık satmaya başlardı. Bu parti de hangi ismi kullanırsa kullansın, cirmi kadar bir yeri daha yakamayacak bir “kursakta heves” partisi olarak kalacaksa, esasen kapatma zahmetine dahî değmez, esasen “İslamî kalvenizm” söyleminden gizli bir sevinç duyup sesini çıkarmayan muhafazakâr yazarlar, şimdiden “İslâmî sol”a karşı haykırmaya başlamadılar mı? Ne zaman ki gölün maya tutması ihtimali yüzde beşi bulur, kapatma kararı zahmetine değen bir malvarlığı da toplanmış demektir.
–Peki sayın Fuzulî Savcı, İslâm terimi kullanılmayacağına göre hangi gerekçe ile harekete geçeceksiniz?
–Partinin bir “muvazaa” partisi olduğunu, gerçek amacın iki yönü ile de kamu düzeni ile bağdaşmaz olduğunu, gericilik ile bolşevikliğin birleştiğini söyleyeceğim elbette!
–Teşekkür ederim Sayın Fuzulî Savcı
–Ben de teşekkür ederim!
Sayın Fuzulî Savcı; her zaman olduğu gibi, kendisine çok güveniyor. Ne var ki bir toplumda “bilinçlenme düzeyi” yükselirse ve yükselmiş ise parti kapatma kolay olmaz. Ayrıca, bir toplumda “bilinçlenme düzeyi”nin çok düşük olduğu hallerde de, Mühr-i Süleyman''ı eline geçiren dev, bir partinin kapanmasını istiyorsa, Fuzulî savcıların feryad ve başvurularının etkisi olmaz. Kapanmasını istiyorsa, Sayın Fuzulî Savcıya işaretini verir ve artık partinin adı isterse bir köfteci dükkânına da verilebilecek son derece masum ve renksiz bir ad olsun, kurucuların zamîri keşfedilir ve parti kapatılır. (En ummadığın keşfeder esrar-i derûnun! Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?) Bundan böyle kurdun başına gelenden de ibret alan tilkiler; şer odağına çok daha fazla hürmet ve riayet gösterirler, ve dahi gösterseler gerektir.
Sol ve sağ kelimelerinin siyasî anlamda kullanışları çok uygun bir kullanış değildir. Fransız Devrimi''nden sonra Batı''da yaygınlaşmıştır. Bu terimlere kapılıp boş yere tartışmalara girmek akıl kârı değildir. Önemli olan bu gibi “sözler” değil, “Öz”dür: Mâun''u men''edenler ve Mâûn''u emredenler farklıdır. (Maûn Suresi). Meselâ Kur''an-ı Kerim''in açık beyanına rağmen “ibadet, kan akıtmaktadır, erkek çocuğun olursa kan akıt, yeni araba alırsan kan akıt, yeni ev alırsan kan akıt, seçim kazanırsan kan akıt, Allah''a yakınlaşma Bayramı''nda kan akıt! Etini istersen tek başına sen ye, ibadetine zarar vermez, üçte birini yoksullara verirsen daha iyi edersin, fakat bu sünnettir, vâcip değildir, derisini de bize ver, veremiyorsan da lâik devletin gösterdiği yere ver!” demek, Maûn ilkesi ve ülküsüne uygun mudur?
Şer odağı; “Kurtarıcı Melek” maskesi ile girdiği her yeri mahvediyor. Irak''ın hali ortada. UNICEF''e göre, çoğu kız, önemli bir kısmı da erkek, yaklaşık iki milyon çocuk “seks ticareti”nde kullanılmakta imiş. Vietnam''ın başkentinde fuhşa sürüklenen çocuklar ayda (1000) dolar kazanabiliyorlarmış. Yeryüzü''nde (246) milyon çocuk, “emek sömürüsüne maruz” imiş. Bu rakamların eksiği var, fazlası yoktur zannederim. Bizdeki, diğer İslâm ülkelerindeki rakamlar nasıl? AB''nin, “Dünya''yı kurtarma” ülküsü var mı? Batı''da havarî halefleri, İslâm ülkelerinde Haremeyn-i Şerifeyn hâdimi, melik-i âdil, imâm-i ümmet, hiç değilse “inançlı muhafazakâr liderler” ne derler? Hristiyanlarla “Mâûn” üzerinde uzlaşma ve işbirliği yapmada muhatabımız kim? Hristiyanlar da aynı soruyu sorarlarsa “Ebu Zer''i temsil ediyorum!” diyecek kim? Günay ve Bekaroğlu bunu mu söylüyorlar? Yoksa 1946-2006 arasında artık dinlemekten bezdiğimiz şu teraneyi mi “arrange” edecekler? –Biz; Alparslanların, Edebaliler''in, Osman Gaziler''in, Fatihler''in, Yavuzlar''ın ruhunu; Descartes''ların, azıcık da Marxlar''ın, Lokmanların, nanelerin tuzların ruhu ile kaynatıp şapkamızdan bir Anadolu Rönesansı tavşanı çıkartacağız!
Olmaz gözüm olmaz! Önce teslim, sonra takvâ, sonra adalet. Sevgidir her işin başı! Sizler sevimli ve dürüst kimselersiniz. Amacınız “Maûn” değilse, yahut şartlar “parti” kurmaya elverişli değilse, bu işe girmeyin!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.