Dokunulmazlığın çeşitleri

00:0020/04/2010, Salı
G: 3/09/2019, Salı
Kürşat Bumin

“Bir sonraki ''değişiklik''te ''dokunulmazlık'' da olsun” başlıklı dünkü yazıma -söz verdiğim gibi- devam ediyorum.“Dokunulmazlık” konusunda elimizde son derece derli toplu ve aydınlatıcı bir çalışmanın bulunduğundan söz etmiştim dün. Prof. Kemal Gözler''in “Yasama Dokunulmazlığı” başlıklı çalışması.Dokunulmazlığın söz konusu olduğu bütün ülkeleri gözden geçiren bu çalışma, her şeyden önce, “dokunulmazlık” fikrinin ve uygulamasının tek tip olmadığını öğretiyor bize. Gözler, “Yasama Bağışıklığı”

“Bir sonraki ''değişiklik''te ''dokunulmazlık'' da olsun” başlıklı dünkü yazıma -söz verdiğim gibi- devam ediyorum.

“Dokunulmazlık” konusunda elimizde son derece derli toplu ve aydınlatıcı bir çalışmanın bulunduğundan söz etmiştim dün. Prof. Kemal Gözler''in “Yasama Dokunulmazlığı” başlıklı çalışması.

Dokunulmazlığın söz konusu olduğu bütün ülkeleri gözden geçiren bu çalışma, her şeyden önce, “dokunulmazlık” fikrinin ve uygulamasının tek tip olmadığını öğretiyor bize. Gözler, “Yasama Bağışıklığı” (teşrii muafiyet) başlığı altında iki düzenlemeden söz ediyor önce:

1- “Yasama Sorumsuzluğu” (teşrii mesuliyetsizlik). Yani, “parlamento üyelerinin yasama görevlerini yerine getirirken sarfettikleri sözlerden, açıkladıkları düşüncelerden ve verdikleri oylardan dolayı herhangi bir hukukî ve ya cezaî takibata uğramayacakları”na dair bir haktan söz etmekteyiz. Bu husus bizim genelde “kürsü dokunulmazlığı” adı altında söz ettiğimiz bir “sorumsuzluk” durumunu hatırlatıyor.

2- “Yasama Dokunulmazlığı” ise, “parlâmento üyeleri hakkında, suç işlediklerinden bahisle, parlâmentonun izni olmadan, gözaltına alma, tutuklama gibi bazı cezaî takibat işlemlerinde bulunamayacağı anlamına gelmektedir.”

“Yasama Dokunulmazlığı”nın amacı, “parlâmento üyelerinin parlâmento çalışmalarına istedikleri her zaman katılabilmelerini sağlamaktır.” Gözler, bu “dokunulmazlığın” yokluğunda oluşabilecek gelişmeleri de şöyle sıralıyor: “…parlâmento üyesi iktidar tarafından bir suç soruşturması bahanesiyle tutulabilir; mahkemeler tarafından tutuklanabilir. Bu durumda ise milli irade tam olarak parlâmentoda oluşamaz.”

Anayasa ve İdare Hukuku profesörü Gözler, bu muhtemel gelişmelere ilişkin güzel de bir örnek veriyor:

“Örneğin hükümet aleyhine yapılan kritik bir güvensizlik oylamasında, birkaç muhalefet partisi üyesi tutulma ve tutuklanma nedeniyle parlâmentoya gelip oy kullanamazsa, normalde düşmesi gereken hükümet görevde kalabilir ki, bu demokrasiyle bağdaşmaz.”

Buraya kadar aktardığım bilgiler “dokunulmazlığın” temel amacısının, parlâmentonun bütünlüğünün korunması amacını taşıdığını gösteriyor. Parlâmentolar anayasalarca hükme bağlanan parlâmenter sayıları ile bir bütündür ve bu bütünlük bozulmamalıdır.

Gözler''in çalışması meseleyi burada bırakmıyor tabii ki. Şimdi de sıra “dokunulmazlık” çeşitlerindedir.

Bu çerçevede yirmi beş ülkenin “dokunulmazlık”a ilişkin anayasal düzenlemeleri gözden geçirilmiş. Profesörün “Karşılaştırmalı Gözlemler” başlığı altında topladığı bilgileri okuyunca, söz konusu çeşitliliğin ülkeden ülkeye ve daha da belirleyici olarak kültürden kültüre nasıl değiştiğini gözlemliyoruz.

Bu başlık altında sözü edilen ilk grup, “Yasama Dokunulmazlığının Sadece Cezaî Alanda Geçerli Olduğu Ülkeler”dir. Çalışmada gözden geçirilen yirmi üç ülkeden on dördünde yasama dokunulmazlığı sadece cezaî alanda geçerlidir. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almaktadır. “Bu ülkelerin hepsinde kamu hukuku-özel hukuk ayrımı vardır. Bu ülkelerde özel hukuk kapsamındaki eylem ve işlemlerden dolayı parlâmento üyelerine tanınmış bir dokunulmazlık yoktur.” (mesela, “Bu ülkelerde borcunu ödemeyen milletvekiline karşı dava açılabilir, bu milletvekili hakkında bütün hukuki tâkipler yapılabilir.”)

Ancak ikinci grup söz konusu olduğunda durum bu tablonun tamamen tersinedir. ABD, Avustralya, İngiltere, İrlanda ve Kanada gibi Anglo-Sakson hukuk sistemine sahip bu ülkelerde, yasama dokunulmazlığı sadece “hukukî alanda” geçerlidir. Yani biraz önceki örneği hatırlayacak olursak, “… bu ülkelerde parlâmento üyeleri özel hukuk alanındaki borçlarından dolayı tutuklanamayacaklardır. Bununla birlikte bu ülkelerde parlâmento üyelerinin işlidikleri (ceza hukuku anlamında) suçlardan dolayı tutuklanmaları, yargılanmaları ve hapsedilmeleri mümkündür.”

Gözden geçirilen yirmi üç ülkenin dördünde ise, “yasama dokunulmazlığı parlâmento üyelerini hem cezaî, hem de hukukî alanda bazı işlemlere karşı korumaktadır.”

Önümdeki sınıflamada dikkat çeken bir bölüm de, “Yasama Dokunulmazlığının Toplantı Dönemleri Boyunca Geçerli Olduğu Ülkeler” başlığı altında toplanmış. Parlâmentonun bütünlüğünü korumayı amaç edinen bu düzenleme gerçekten çok önemli. Nitekim yirmi üç ülkenin onunda dokunulmazlık sadece parlâmentonun toplantı dönemleri süresince işlemekte. Parlâmento toplantı halinde değilse “dokunulmazlık” da yok! (ABD, Avustralya, Belçika, İngiltere, İrlanda, İsviçre, İzlanda, Japonya, Kanada ve Lüksemburg''da olduğu gibi.)

Yazıda haddinden fazla alıntı yaptığımın farkındayım; özellikle yaptım, çünkü konunun hiç de basit olmadığını konunun uzmanı bir öğretim üyesinin kaleminden okumanızı istedim.

Benim bolca alıntı yaptığım bu çalışmadan “bizdeki dokunulmazlık tartışmasına” ilişkin çıkarttığım sonucu da söyleyeyim: Görüldüğü gibi her hukukî konu gibi bu da basit değil. Dolayısıyla, “dokunulmazlık” probleminin çözümü için (de) daha fazla gayret sarf etmek ve çalışmada geniş olarak yer verilen ülke örneklerinden hareket ederek bize özgü yönü de bulunan, bir taraftan parlâmentonun bütünlüğünü sağlayacak ama öbür taraftan da bu bitmez tükenmez tartışma konusuna noktayı koyacak yeni bir formül-düzenleme biçimine ulaşabilmek mümkün. Dileğimiz ve umudumuz bu yöndedir.