4,5 dolarlık insanların öyküsü

00:005/06/2001, Salı
G: 12/09/2019, Perşembe
Mehmet Barlas

Ülkesini ekonomik açıdan iflas ettirmiş, siyaseti boşluğa sürüklemiş ama iktidarı asla elinden bırakmayan adamlar, bütün dünyada vardır..Bunlar şu ya da bu şekilde koltuklarından indirilince, aslında "2 para" etmedikleri anlaşılır..Ama iktidardayken, çok değerli insanlarmış gibi görülürler..Hiç düşündünüz mü?Bir insanın "gerçek değer"i nedir?Amerika''nın "Kimya Bürosu", bir insan vücudunun tam analizini yapmış..İşte bir insanın vücudunun bileşimi..Yüzde 65 OksijenYüzde 18 KarbonYüzde 10 HidrojenYüzde

Ülkesini ekonomik açıdan iflas ettirmiş, siyaseti boşluğa sürüklemiş ama iktidarı asla elinden bırakmayan adamlar, bütün dünyada vardır..

Bunlar şu ya da bu şekilde koltuklarından indirilince, aslında "2 para" etmedikleri anlaşılır..

Ama iktidardayken, çok değerli insanlarmış gibi görülürler..

Hiç düşündünüz mü?

Bir insanın "gerçek değer"i nedir?

Amerika''nın "Kimya Bürosu", bir insan vücudunun tam analizini yapmış..

İşte bir insanın vücudunun bileşimi..

Yüzde 65 Oksijen

Yüzde 18 Karbon

Yüzde 10 Hidrojen

Yüzde 3 Azot

Yüzde 1,5 Kalsiyum

Yüzde 1 Fosfor

Bu temel maddelerin dışında, binde oranları ile ifade edilen şu mineraller var..

Potasyum, Sülfür, Sodyum, Klor, Mağnezyum, Demir, İyot..

İşte hepsi bu kadar..

"Yaratılış" denilen mucize, bu maddelerin sentezinden "canlı"yı ve "insan"ı ortaya çıkartmış..

Orta boyda ve orta kilodaki bir insanın vücudunu oluşturan bu maddelerin değerlerini saptamak isteyince, şu rakam çıkıyor ortaya.

New York Borsası''ndaki fiyatlarla, bu maddelerin insan vücudundaki miktarlarını birbirine vurunca, "insanın gerçek değer"i ortaya çıkıyor..

-4,5 Dolar!..

Evet..

Neticede, hepimizin değeri bu..

İsterseniz, bu değerin yanına, pahalı giysiler, yatlar, uçaklar, şirketler, banka hesapları falan ekleyebilirsiniz..

Değerinizi 100 milyon dolar, artı 4,5 dolar olarak belirleyebilirsiniz..

Veya, iktidar koltuğundan, Bütçe''ye, bankacılığa, resmi araçlara falan hükmedip, 4,5 dolarla, milyarlarca dolara hakim olabilirsiniz..

Ama kimyasal değeriniz bu..

Söz konusu 4,5 dolarlık kimyasal değeri artırmanın yolları var..

Organlarınızı, ayrı ayrı satarsanız, oldukça büyük paralar kazanılabilir..

"Transplantasyon" için bekleyen varlıklı hastalara, kalbinizi, böbreğinizi, gözünüzü satabilirsiniz..

Organ başına, 20-30 bin dolar bile alabilirsiniz..

Vücudunuzun ürettiği yumurtaları, spermleri satarak da, çocuğu olmayan çiftlerden para kazanabilirsiniz..

Bir de "topyekûn satılmak" alternatifi var..

Örneğin bir ülkede milletvekilisiniz..

Diyelim ki Patagonya''da..

Partinizin 4,5 dolarlık lideri, malı-mülkü fazlaca olan ve gazeteleri, televizyonları bulunan diğer 4,5 dolarlık adamlarla, bir anlaşma yapıyor..

Toplumu oluşturan 4,5 dolarlık milyonlarca insanın beyninin yıkanması karşılığında, bu birkaç tane 4,5 dolarlık adama, ahlak ve çağ-dışı imtiyazlar veriliyor.

Ancak bunun yasalaşması, 4,5 dolarlık milletvekillerinin "evet" oyu kullanmasına bağlı..

İşte bu durumda da, oyunuzu ve beyninizi satarak, "katma değer" yaratabilirsiniz.

Aslında ne yaparsanız yapın, kimyasal değeriniz 4,5 dolardır..

Bu değer, "satın alınamaz" olduğunuz zaman artar.

Diyelim ki, kendinizi satarak, villalar, otomobiller, altın kol saatleri falan aldınız..

"Ölüm" en büyük eşitliktir..

Ve kimse, mezara altın kol saati ile, otomobille falan giremiyor..

Yaşarken satılmadıysanız, mezara da, en donanımlı siz giriyorsunuz.. O büyük boşluk, sizi hiç ürkütmüyor..

Çünkü orada, ne korumalar, ne kırmızı plakalı makam araçları, ne de imtiyazlı oligarşiler var..

Tek problemli olanlar "cehennemlikler" orada.

ŞAKA

Vizyon ve televizyon!..

Turgut Özal, Türk siyaset hayatına "vizyon" kavramını soktu..

Özal''dan sonra, önüne gelen "vizyon"dan söz etmeye başladı..

Ama şimdi işler değişti..

Şimdi siyasetçiler "vizyon"a değil, "televizyon"a bakıyor..

Yeni RTÜK ile, "televizyon" ve "Tele-Tekel", siyasetin odağı oluyor.

Sonuçta bunlar, "teleşnikof"larla hem basın özgürlüğünü, hem serbest rekabeti vuracaklar..

Kim takar "Vizyon"u?..

RTÜK AYIBI

Gözleri dönmüş.. Duramıyorlar ki!..

Bir İngiliz hikayesi var.. Şöyle..

İngiliz lordu, şatosuna geliyor..

Bir de bakıyor ki, karısı, en yakın arkadaşı ve şato-komşusu Sir James''la yatakta..

Öfkeyle bağırmaya başlıyor..

-Alçak kadın.. Seni sokaktan alıp, kontes yaptım.. Çocuklarımın annesi, şatomun sahibesi oldun.. Ama, şu anda görüyorum ki sen alçak bir fahişesin..

Bunları bağırarak söylüyor..

Sonra, karısının koynundaki şato-komşusuna hitap ediyor..

-Sir James.. Gerçek bir centilmen olsaydınız, hiç olmazsa ben karıma bağırırken dururdunuz!..

Bu tür hikayelerle, güncel olayları, kısa yoldan açıklamak mümkün oluyor..

Diyelim ki, ülke iflas etmiş.. Bazı reform yasalarını çıkartmak sözü karşılığında, İMF ve Amerika, size "dış kaynak" sağlamış..

Ama siz ilk fırsatta, bu verdiğiniz sözün gereğini rafa kaldırıp, hiç gereği olmayan ve ayıplı bir RTÜK tasarısı ile medyayı hem tekelleştiriyor, hem de medya patronlarına "müteahhitlik karnesi" veriyorsunuz..

Neticede, amaçlanan yeniden-yapılanmayı çiğneyip, "şeffaflık", "özgür basın" ve "serbest rekabet" gibi ilkeleri katlediyorsunuz..

Bu durumda İMF gelip size şöyle dese, ne olur?

-Hiç olmazsa şu krizden çıkarken hareketsiz dursanız, olmaz mıydı?