
BÇG''nin kurucusu, 28 Şubat''ın mimarı, gemisini batıran amiral Güven Erkaya, emekliliğini müteakip, önce Türkbank yolsuzluğunun bir numaralı sanığı Korkmaz Yiğit''in danışmanlığına, sonra televizyonculuğa, sonra da yatağa düştü.
Sonra da öldü işte.
Kanser tedavisi görüyordu.
Rakıyı severdi.
Briç oynardı.
Gölcük Donanma Komutanlığı''nda düzenlediği "briç partileri" ünlüdür.
Kanal 6''da yaptığı "Eğrisiyle Doğrusuyla" adlı tartışma programında şöyle bir laf etmişti:
"Halkın oyuna bakmayacaksınız..."
Halkın oyuna bakmamışlardı zaten; 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında aldıkları "karar" uyarınca, TBMM''den çıkan meşru hükümete karşı "topyekün savaş" ilan etmiş ve sonunda "muratlarına" ermişlerdi.
Ne diyordu Marmaris ressamı?
"Sabrettik, muradımıza erdik."
* * *
Güven Erkaya ve "ekibi"nin televizyon geyiğini derinleştirdiği günlerde, "sabredenlerden" biri daha görücüye çıkmıştı:
Çevik Bir...
Geçtiğimiz yıl, Amerika''da bir Yahudi kuruluşunun lütfettiği "Uluslararası Liderlik Ödülü"nü almış ve Türkiye''ye döner dönmez cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıklamıştı.
Niçin aday olduğu sorulduğunda da, "Sivil toplumun önünü açmak için..." cevabını vermişti.
Hele bir gazetecinin, "Sizin cumhurbaşkanlığınız döneminde 28 Şubat benzeri bir müdahale yapılsa tavrınız ne olur?" sorusuna verdiği cevap daha manidardı:
"Allah bir daha milletimize o günleri göstermesin!"
Nesi vardı ki o günlerin?
Güven Erkaya''ya göre, devrimlerin ipten döndüğü günlerdi "o günler" ve "demokrasiye balans ayarı yaptık" diyen generalin Sincan''ı düşman işgalinden kurtaran tank gösterisiyle "bir anlamda" start almıştı.
Halkın oyuna bakmayacaksınız, ama cumhurbaşkanı seçilmek uğruna halka yaltaklanmasını bileceksiniz.
Çevik Bir''in ölümü daha acıklı olmuştu.
* * *
Gemisini batıran amiral, mahut televizyon geyiğinde diyordu ki, "28 Şubat bir darbe değil, emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirilmiş bir müdahaledir. Bu müdahale dinci darbeyi önledi, ama tehlike henüz geçmiş değil..."
Erkaya''nın "tehlike"den murat ettiği, adlı adınca "millet iradesi"ydi.
Zaten, Vural Savaş Bey''in de veciz bir şekilde ifade ettiği gibi, "millet iradesi ıvır-zıvır işlerden"di ve cumhuriyetin bekası uğruna "rahatlıkla" çiğnenebilmeliydi.
Bir konuşmasında da, 28 Şubat''ı "postmodern darbe" sayan aydınlara verip veriştirmişti:
"28 Şubat yürürlükteki yasaların uygulanmasını sağlayan demokratik bir müdahaledir. Asıl postmodern darbeyi yapan, siyasal iktidarı ele geçiren dinci partidir..."
Hem "demokratik", hem "müdahale."
Nasıl oluyordu bu?
Savcıları Genelkurmay''a çağırıp birifingleyip tütsülemek, bazı gazetecilerin işine son verdirip bazılarını PKK''yla organik işbirliği içinde göstermek, ''iç tehdit konsepti'' uyarınca kebapçı-lahmacuncu taifesini fişlemek, sivil toplum örgütlerinin kapısına kilit vurmak, parti kapatmak, dernek müsadere etmek gibi mi?
* * *
Güven Erkaya yok artık.
Öldü...
Nasıl hatırlanmak istiyorsa, öyle gitti.
"Onu başörtülü gencecik kızların gözyaşlarına havale ediyoruz" demekten başka bir şey de gelmiyor elimizden.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.