Öcalan örgütüne ne talimat verdi?

00:0026/02/2013, Salı
G: 6/09/2019, Cuma
Mehmet Metiner

İmralı"dan dönen BDP heyetinin Öcalan adına yaptıkları kısa yazılı açıklamayı dinlerken "içimdeki ses" konuşmaya başladı."Ben demedim mi Öcalan örgütüne ilkin çatışmasızlık/eylemsizlik, sonra da kademeli bir şekilde silahlı güçleri ülke dışına çekme ve silahları susturma talimatı verecek?""İçimdeki ses" çok kesin ve iddialı konuşuyordu.Ben ihtiyat adına susturdum.Geçmişte yaşanan tecrübeleri düşünerek itiraz ettim:"Ya dediğin bir temenniden ibaretse! Ya Öcalan o talimatı vermediyse!"Sürdürdüm itirazlarımı:"Geçmişteki

İmralı"dan dönen BDP heyetinin Öcalan adına yaptıkları kısa yazılı açıklamayı dinlerken "içimdeki ses" konuşmaya başladı.

"Ben demedim mi Öcalan örgütüne ilkin çatışmasızlık/eylemsizlik, sonra da kademeli bir şekilde silahlı güçleri ülke dışına çekme ve silahları susturma talimatı verecek?"

"İçimdeki ses" çok kesin ve iddialı konuşuyordu.

Ben ihtiyat adına susturdum.

Geçmişte yaşanan tecrübeleri düşünerek itiraz ettim:

"Ya dediğin bir temenniden ibaretse! Ya Öcalan o talimatı vermediyse!"

Sürdürdüm itirazlarımı:

"Geçmişteki tecrübeler ortada. İhtiyatlı olmak gerekmez mi? Henüz kesin bir yol haritası ortaya konmamışken aşırı iyimserlik veya umut pompalamak çözüm sürecinin selameti açısından sorun teşkil etmez mi?"

Biraz gücendi bana.

Kendisine inanmadığımı gösterir bir kırgınlıkla konuşmayı sürdürdü:

"Ben dediğimi dedim, inanıp inanmamak sana kalmış!"

Tekrar gönlünü almak için konuşmaya yeltenmiştim ki bu sefer o beni susturdu:

"Bak sana son kez söylüyorum: Şayet Öcalan sonu silahların bıraktırılmasına varacak bu çözüme ikna olmamış olsaydı bu ikinci heyetin İmralı"ya gidişine izin verilmezdi. Örgütün silahsızlandırılması konusunda bir mutabakat sağlandığı içindir ki çözüm süreci devam ediyor. Her şey bitmiş değil, ama süreç başarıyla devam ediyor."

Keşke "içimdeki ses"i hiç itiraz etmeden dinleseydim, eminim ki başka şeyler de söyleyecekti.

Ne mi söyleyecekti?

Mesela şunu:

Öcalan Kandil ve BDP"yi sürecin ciddiyeti ve hassasiyeti konusunda uyardı!

Kan dilinin bu "tarihi sürece" zarar vereceğine inandığını kararlılıkla hatırlattı!

Kandil"in ve BDP"nin bu süreçte herkesten daha fazla dikkat etmesi ve sürecin ruhuna uygun yeni bir dil kuşanması gerektiğini vurguladı!

O kısa açıklamanın satır aralarından doğrusu benim çıkardıklarım da bu doğrultuda…

Hoş, Öcalan herkese ve tüm kesimlere "tarihi süreç" konusunda dikkatli ve duyarlı davranılmasını salık veriyor.

Bunun böyle olmasından daha doğal bir şey olamaz elbet.

Ancak bu uyarının münhasıran Kandil ve BDP"ye daha vurgulu bir dille yapıldığına kendi adıma kuşku duymuyorum.

"İçimdeki ses"in bu konuda haklı olduğuna inanıyorum.

Öcalan"ın sorunlu kelimelerine takılıp kalmamak lazım…

Sözgelimi, "tutsak" yaklaşımındaki laflarına…

"Devletin elindeki tutsaklar" yaklaşımı, görünürde çözüm sürecinin ruhuyla pek bağdaşmıyor, ama burada Öcalan"ın handikaplarını da bilenler bu tür yaklaşımlara takılıp kalmanın gereksizliğine inanırlar.

Eminim ki "içimdeki ses" beni bu konuda yanlış bir yorum yapmamak adına uyarırdı.

Benim sonuca ve çözüme odaklanmam gerektiğini ihtar ederdi.

Bence bu yaklaşım, son tahlilde PKK/BDP cephesinde "çözüm süreci"ne giden yoldaki psikolojik mayınları temizlemeye yönelik…

Öcalan kendisine örgütünün içindeki "çözüm karşıtı" bazı kesimler tarafından yapılacak "devletin tutsağı" ve "devletin diliyle konuşuyor" suçlamalarını varsayarak kendince bir tedbir alıyor…

Devlete/hükümete hiçbir şey bir Öcalan"ın sadece kendi örgütüne talimatını uygulatma konusunda değil, kendi toplumsal tabanını dönüştürmek noktasında yaşayabileceği sıkıntıları da anlamak lazım diye düşünüyorum.

Başkalarınca yanlış anlaşılmak istenmem.

Dediğim şu ki, bu sorunlu dilin arkasında böyle bir psikolojik etmen var…

Kelimelere takılmak yerine verilmek istenen mesajı doğru okumak gerekir…

Öcalan"ın süreci "tarihi" olarak nitelemesi bence işin özünü oluşturuyor.

Bu yüzden ciddiyet ve duyarlılık uyarısı önem arz ediyor.

İmralı dönüşü yapılan kısa açıklamadan benim çıkardığım şey, Öcalan"ın kademeli bir çözüme yaslanan bir yol haritasını örgütüne sunduğu yönündedir.

Bundan sonra atılacak adımların tahminen sıralayayım…

Birincisi, PKK Öcalan"ın talimatına uyarak elindeki tutsakları bırakacak.

İkincisi, silahlı güçlerin ülke dışına çıkartılması süreci başlayana kadar silahlar susturulacak. Yani çatışmasızlık/eylemsizlik sürecine girilecek.

Üçüncüsü, yaza doğru olağanüstü bir aksilik veya yol kazası olmazsa silahlı unsurların sınır dışına çekilmeleri öngörülen çerçevede gerçekleştirilecek.

Demem o ki, silahların bıraktırılmasıyla sonuçlanacak "çözüm süreci" şimdilik kaydıyla başarıyla devam ediyor.

Görünen o ki, Başbakanın Erdoğan"ın "çözüm süreci"nin selameti ve başarısı için yaptığı uyarılar İmralı tarafından doğru bir biçimde okunmuş ve anlaşılmış.

Dilerim "içimdeki ses" beni yanıltmamış olsun.