
Bazı emekli paşalar, derin derin ah çekip “Niye darbe yapmıyorsunuz?” diye soranların azalmasına hayıflanırken, öte yanda teröristler belki namluya mermi sürüyordu... Bazıları da bir suikast planı yapıyordu belki dün gece...
Bense tek başıma oturdum, İbrahim''le dertleştim.
Tenekeci biliyorlar, oysa bir şair. İyisinden...
Hiç sormadım fakat eminim, yastığının yanından kâğıt kalem eksik değildir.
Ve tabii mürekkep lekeleri...
İçten, sessiz konuşuyor ve kesinlikle derinden.
Ne söylerse anlıyorum. Benim her sözümü de o anlıyor. Bakın bu çok önemli.
Dertler, sıkıntılar ortak.
Ziyan olmasın diye, suyu idareli kullanıyoruz ikimiz de.
Yağmur yağınca şükredenlerdeniz. Ekmeğin kadrini biliyoruz, emeğe saygı büyük.
Geçim sıkıntısına bile tahammül var, babadan kalma, daha ne?
İbrahim! Değerli kardeşim. Allah''ın sevgili kulu...
Her mevsim açan yediveren gülü...
Ne çok sever çiçekleri... Bilseniz, ne çok söz eder ölümden.
Her sabah yeniden doğmuş gibi uyanması o yüzden.
Dostluğu cömertçe, gülüşü riyasız, selâmı içtendir her zaman.
Mısra mısra açar kendini şiirlerinde. Bardak bardak dağıtır. Bilmem, kaçıncı Ahmet Çeşmesi?
Sözü açık, gönlü açık... Bakışı net, lisanı pürüzsüz...
Yine de anlamayan çıkar arada, üzülür insan.
Ziyanı yok, onu da darası sayar, düşeriz.
Ahmet''in oğlu, Mehmet''in babası İbrahim... Eve ekmek götürmek için gazetecilik yapıyor.
Bıraksalar, gece gündüz şiir yazacak.
Bırakmıyorlar ya, o gene şiir yazıyor gece gündüz.
Devamlı hayatı tartıyor, kıta kıta, mısra mısra.
Aslında o, hayatını, yaşayarak kazanıyor.
Bu dünyada biz onu bir kelebek gibi algılasak da yakışır, bir serçe gibi de.
Nasıl bakarsak bakalım, şurası kesin, hayatı pek çoğumuzdan daha iyi hissedip, daha fazla hak ediyor.
Sebebi basit: İbrahim, özü ile sözü farklı olmayan, “İnsanın dünyaya son bakışı gibi yaşadım her anı” diyen bir şair.
Yeni kitabı çıktı: “Ağır Misafir.”
Bulursanız okuyun.
Bulamazsanız? O ihtimali de hesaba katalım. Buyurun, ''Ekmek'' ikramımız olsun:
Bir apartmanın bodrum katında, / Ben eskiden yeryüzünde yaşardım, / Diye mırıldanan bir kapıcının / Kalbi yükselir, yükselir de / De işte.
Benim bu açlığım nefsi müdafaa, / Böyle mi demişti Afrikalı o çocuk / Ne ilgisi var çocuğun kapıcıyla / Var işte.
Rüzgâra tutunmuş gidiyor insan / Benzemiyor bu, işe gitmeye. / Nasılsın ekmek, beni sorarsan / Eh işte.
Her şeyin annesi sensin fırından gelen koku, / Böyle demiştim bir şiirimde.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.