
Aç kapa, aç kapa… Koskoca körfezi ve Hürmüz Boğazını Artema’ya çevirdiler. Bu ne tema?
Şener Şen gelsin, otuz küsur yıldır unutulmayan reklâmdaki gibi, nasıl açılıp kapanacağını göstersin. Musluk timsal olsun, Hürmüz’ü temsil etsin.
Aynı zamanda Dede Korkut gelsin, boy boylasın soy soylasın.
*
Dede Korkut kitabında hikâyelere ‘boy’ denilir. Destan anlamına gelir. Boy boylamak ise destanların kopuz eşliğinde anlatılması.
Bu körfez işi o kadar çatallaştı ki içinden çıkılmaz hâle geldi.
*
Hürmüz Boğazı açıldı, kapandı, ablukaya alındı, mayınlandı, galiba mayından temizlendi yahut temizlenmedi de öyle söylendi.
Boğaz tekrar açıldı, tekrar kapandı.
Müzakereler başladı, yarıda kaldı. Savaş tekrar başlar mı derken bir daha buluşuldu.
Anlaşma sağlanacak gibi. Hayır taraflar kendi tezlerinde ısrarcı.
Yok yok galiba ateşkes tamam.
Ateşkes ihlal edildi.
Yeniden ateşkes kararı alındı.
Gemiler boğazdan geçiyor. Geçmiyor. Geçiyor.
Görünüşe göre savaş uzayacak. Hayır bitti bitecek. Savaşı biz kazandık. Yok biz kazandık. Zafer bizim.
Gün gün değil, saat saat vaziyet değişti, değişiyor.
*
En son ne durumda, son çeyrek saat içinde haberlerden uzak duranlar bilemez.
Olan biteni özetlemek bile zora bindi.
İşte bu yüzden biz anlatmaktan vazgeçtik, Dede Korkut’a havale ettik.
Bakarsınız gelir.
Görevini yerine getirip boy boylayınca, dileriz ki bazıları da cehennemin dibini boylayacaktır.
Saltanat sahiplerinin hiç bitmeyecek sandığı saltanatları gün gelir paldır küldür çöker.
“Herkes kesesinden yesin içsin, saltanatım var benim
Aslı yok yaylasında bin beş yüz koyunum var benim”
Bazılarının ise koyunu yok ama çokça koin’i var.
Onların bonkörlüğü ve ikram anlayışı daha değişik.
Körfez’den petrol alan ve Hürmüz Boğazını kullanan ülkelerden, gelip oranın açılmasına destek vermesini isteyenlerin hâli, düz ovada keklik peşine düşenlerin durumundan farklı değil.
Nazan Bekiroğlu’nun Kehribar Geçidi’nden birkaç satıra bakalım.
Yedi kişinin en az konuşanı, barbar Yüzbaşı Geta, o zaman aniden püsküren bir yanardağ gibi patladı. “Ey arena!” diye bağırdı tribünlere doğru kollarını açarak. “Kaldık mı seninle baş başa? Bu hep böyle gidecek, saltanatın hiç bitmeyecek, zulmün tükenmeyecek sandıydın. Bir ben varım gökyüzünün altında şimdi bir de sen. Gel karşılıklı konuşalım birbirimizi.”
Kolları hâlâ açık, kendi etrafında döndü. Colosseum’un her daim rezil siluetine baktı. Beş paralık değeri kalmamıştı Roma’nın gözbebeğinin. Bir yanı dimdik bir yanı devasa bir yarıktı. Yarı yıkık yarı ayakta, yarı ölü yarı hayatta. Roma’nın meşhur lânetlerinden birine uğrayarak ölümle yaşam arasında azapta takılıp kalmış. Lânet büyülerinin ölememek dediği bu olsa gerekti. Bununla kan davası görmeye bile değmezdi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.