
Muhterem Hocam,
Bugünlerde açık mektup yazmak yaygınlaştı. Ben de geri durmak istemedim. Elimi kolumu bağlayan yok. Niye uzun süredir aklımdan geçenleri size iletmek için mektup yazmayayım.
Belki farkındasınız, cemaatin sadıkları arasında sayılmam. Düzenli olarak gelmediğimi belirtmek isterim. Bazen başka camilere gittiğim oluyor.
Fakat şunu önemle kaydetmek isterim ki vaazlarınızı çok beğenenlerdenim.
Verdiğiniz örnekler, kurduğunuz bağlantılar, daha iyi anlaşılması maksadıyla girdiğiniz teferruattan ana konuya zarif dönüşleriniz, hitabetiniz, ses tonunuz, özenle seçtiğiniz kelimeler, üslubunuz neredeyse kusursuz.
''Kimse mükemmel değildir'' ilkesi mucibince neredeyse kusursuz dedim.
Yoksa haddime mi?
*
Cemaat içinde bu durumun farkında olanların çoğunluğu teşkil ettiğini düşünüyorum.
Ne var ki bir noktaya dikkat çekmek zorunda hissediyorum kendimi.
Gayet tabii olarak, Cuma günleri epeyce kalabalık toplanıyor.
Esnaf işi gücü bırakıyor, öğrenciler ve memurlar öğle yemeklerini geçiştirmeyi tercih ediyor, emeklilerin durumu malumunuz.
Anlattıklarınızdan ve namazdan mahrum kalmamak için gelenler, içerisini dışarısını dolduruyor.
Sizi büyük bir dikkatle dinleyenlerin hepsini göremiyorsunuz.
Dışarıdakiler içeridekilerden daha fazla çünkü.
Yalnız, arada bir, birkaç kişi çıkıyor, siz vaaz verirken, nerede olduğunu unutup cep telefonunu eline alarak mesaj yazıyorlar.
Bazıları kapatmayı veya sessize almayı unutuyor ya da ihmal ediyor.
Haliyle arayan olunca zır zır çalıyor o telefonlar.
Bir kısmı da tıngır mıngır oyun havasıyla, şarkı türküyle, marşla...
Tek tuşa basıp kapatanlar olduğu gibi, nadir olarak bazıları açıp fısır fısır konuşuyor.
Bu vaziyet bendenizi fena halde rahatsız etmektedir.
Telefonları kapatmak gerektiğini hatırlatan uyarı yazıları onlar için adeta anlamsız.
*
Hatırlıyorum, bir defasında tam da telefonları kapatmak gerektiğine dair cümle kurduğunuz anda sizin cep telefonunuz çalmış ve büyük bir olgunlukla ''İşte böyle bir duruma düşersiniz'' şeklinde latife yapmıştınız.
Ne kadar zarif, ne kadar estetik bir uyarıydı.
Sahi, o gün kime aratmıştınız, hâlâ çok merak ederim.
Böyle bir fikir, ancak Nasreddin Hoca''ya yakışırdı diye düşünenlerin yanıldığının belgesiydi o günkü uygulamalı telefon ikazınız.
Siz kürsüde vaaz verirken veya minberde hutbe sırasında birkaç kendini bilmezin telefonla meşgul olması, mesaj yazarak veya konuşarak etrafındakilerin dikkatini dağıtması hiç hoş değil gerçekten.
Fena halde rahatsız ediyor cemaati.
Galiba daha esaslı bir ikaz metodu bulmanız gerekecek.
Zira sizin o günkü uygulamanızı sanıyorum yanlış anlayanlar oldu.
''Hoca efendi bile telefonunu açık unutuyor, biz unutmuşsak çok mu?'' diye düşünmüş olabilirler.
Malum, imam tebessüm ederse, cemaat kahkahayı basar.
*
İçinde imam ve cemaat geçen sözler arasında pek sevdiğim bir tane daha var.
''Cemaat ne derse desin, imam bildiğini okur.''
Gerçi bu söz konumuzla pek alakalı olmadı ama ziyanı yok.
*
Sizin derin ilminiz, büyük birikiminiz vaazlarınıza yansıyor.
Yalnız, bir küçük noktaya daha temas etmek durumundayım, affınıza itimatla.
Çok iyi farkındayım, vakit az geliyor, her zaman daha fazla faydalı olmayı, daha çok bilgilendirmeyi arzu ediyorsunuz.
Lakin ezan okunmaya başladığı sırada söyledikleriniz anlaşılmıyor.
Kelimeler, ezanla karışıyor, sesler hece hece birbirine giriyor.
Ezan okuyan müezzin efendi nefes almak için ara verdiği sırada bir iki kelime duyuyoruz fakat sonra yine karışıklık zuhur ediyor.
Hâlbuki ezan ve Kur''an-ı Kerim okunurken yapılan işi bırakmak, konuşmayı kesmek ve dinlemek gerektiğini biz yine sizden öğrenmiştik.
İç kısımda ezan biraz daha az, sizin sözleriniz daha yüksek olsa da dış kısımda ezan daha güçlü duyuluyor.
Derin bir hürmetle arz edeyim, istirham edeyim, daha ne gerekiyorsa edeyim.
Hatta cemaatten tanıdığım ve tanımadığım kim varsa hepsini ikna edeyim.
Onlar da arz ve istirhama dâhil olsunlar, bizleri ezan sırasında anlattıklarınızdan mahrum bırakmayın.
Vaazınızı ezan başlayınca tamamlarsanız, bize büyük bir iyilik yapmış olursunuz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.