Son mektup: Anla artık, anla beni

00:007/01/2014, Salı
G: 11/09/2019, Çarşamba
Mehmet Şeker

Gazete koridorlarında karşılaştığım arkadaşlara soruyorum: ''Mektup geldi mi sana?''Bilgisayar operatörü, sayfa sekreteri, editör, yazı işleri müdürü...Olumlu cevap veren yok.Lakin herkes Hocaefendi''nin mektubunu okumuş.Başbakan gibi.Sadece gazeteyi hazırlayanlar değil, okurlar da gördü yayınlanan mektubu.Zaten ''kişiye özel'' yazılmamıştı.*Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, acil bir açıklama yaptı.Çok mühim bir konuyu açıklar gibi mektubun Başbakan Erdoğan''a değil, Cumhurbaşkanı Gül''e yazıldığını

Gazete koridorlarında karşılaştığım arkadaşlara soruyorum: ''Mektup geldi mi sana?''

Bilgisayar operatörü, sayfa sekreteri, editör, yazı işleri müdürü...

Olumlu cevap veren yok.

Lakin herkes Hocaefendi''nin mektubunu okumuş.

Başbakan gibi.

Sadece gazeteyi hazırlayanlar değil, okurlar da gördü yayınlanan mektubu.

Zaten ''kişiye özel'' yazılmamıştı.

*

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, acil bir açıklama yaptı.

Çok mühim bir konuyu açıklar gibi mektubun Başbakan Erdoğan''a değil, Cumhurbaşkanı Gül''e yazıldığını duyurdu.

Ayrıntılar gözardı edilemez elbette.

Fakat söyler misiniz, o mektubun Cumhurbaşkanı''na yazılmış olması neyi değiştirir?

Mektupta geçen ''Diyaloğa her zaman açık bulunduğumuzu, binaenaleyh Zât-ı âlilerinizin ve sayın Başbakanın ortak tensiplerini tensibimiz sayacağımızı da belirtmek isterim. Bahse konu hususların sayın Başbakanla da paylaşılmasını arzu ederim'' ifadesi ne anlama geliyor?

Ben şöyle anladım:

Oturun okuyun, beraberce bir karara varın. Diyaloğa açığız.

GYV ne diyor?

''Hocaefendi tarafından gönderilen mektup, Sayın Başbakan''a hitaben yazılmadığı gibi, muhtevasında da hiçbir ''pazarlık'' söz konusu değildir.''

Galiba burada üzerinde durulması gereken husus, kime hitaben yazıldığından ziyade, ''hiçbir pazarlık söz konusu değildir'' kısmı.

*

Doğru... Pazarlık yok. Tespitler var, istekler var...

. 17 Aralık operasyonunu yapan savcı ve polisler kanun çerçevesinde görevlerini yürüttüler.

. Onlarla ilgili işlem yapmak, tasfiye etmek, yerlerini değiştirmek, kıyım yapmak anlamına gelir; üzüntüyle izlemekteyim.

. Kanun çerçevesinde yürüyen işler hususunda emir verme, müdahale etme ya da memurları bir noktaya sevk etme konumunda değilim.

. Tansiyonun düşürülmesi adına itidal tavsiye etmem faydalı olacaksa, bu hususta elimden gelen gayreti ortaya koyarım.

. Bir kısım medya kuruluşlarında kara propaganda sayılabilecek yayınlar sona ererse, dost ve arkadaşlarımın da sükûtu tercih edecekleri kanaatindeyim. Fakir''in de bu meselenin önünü kesmek için elinden geleni yapacağını bilmenizi isterim. Sürekli çirkin şeyler neşreden bir kesimin o kötü neşriyatının durması hususunda Zât-ı alinizin de ciddi etkili adımlar atacağınıza, yeniden akl-ı selime dönüşü sağlayacağınıza inanıyorum ve sizden bunu kemal-i samimiyetle istirham ediyorum.

*

Medyadaki haber ve yorumların muhtevasını Cumhurbaşkanı''nın değiştirebilecek gücü olduğu varsayımı, aynı zamanda yönlendirme yaptığı kabulünü de içinde barındırmaktadır.

Yanisi şu: Siz kendi elemanlarınıza söyleyin, ben de bizimkilerin kulağını çekeyim.

Artık kimse kötü neşriyat yapmasın.

Vallahi ben bu kısmı çok sevdim.

İnşallah istenen gerçekleşir.

Ne var ki, mektubun bütününe bakınca, paralel yapılanmayı reddetmek gibi bir durum görülmüyor.

Acaba yanlış mı anladım?

*

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı geçen hafta paralel yapılanma hakkında şöyle bir açıklama yapmıştı:

''Demokratik bir ülkede paralel devlet kabul edilemez. Varsa böyle bir yapı hükümetin bunu delilleri ile ortaya koyması gerekir.

Bir sivil toplum hareketi olan Hizmet Hareketi''ni, iktidar üzerinde vesayet kurmak ve iktidara ortak olmakla suçlamak açıkça abesle iştigaldir.''

Kanaatimce bu açıklama daha esaslı.

Varsa bir iddia, delilleriyle ortaya konulmalı, gereken ona göre yapılmalı.

Delil yoksa konuşmak boş lakırdıdan ibarettir.

*

Her ne olursa olsun, bu karışıklık zaman içinde kaybolacak ve hayra vesile olacak.

Yazının başında Yıldırım Gürses''in ''Son mektup'' şarkısını dinlemeyi tavsiye edecektim, unuttum.

Neyse, geç kalmış sayılmayız.

''Anla artık, anla beni, unut bütün geçenleri

Bitsin her şey bütün aşkın, bunu senden istiyorum

Son mektubu yazarken ben saadetler diliyorum

Biliyorum ayıracak bu son mektup ikimizi

Bu son mektup koparacak yıllar süren sevgimizi...''

Şarkı kopmaktan, ayrılmaktan bahsediyor ama inşallah tersi gerçekleşir. Aksi halde memlekete yazık olur.

*

Bir de Nihal Atsız''ın ''Geri gelen mektup'' şiiri vardır ki konumuzla doğrudan alakası olmasa da hatırlatmak isterim:

''Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?

Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?

Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?

Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.''

İnancım odur ki Hocaefendi''nin mektubu yerini bulmuştur, geri gitmeyecek ve faydalı olacaktır.