Alafranga-Alaturka

00:001/08/2007, Çarşamba
G: 29/08/2019, Perşembe
Mustafa Kutlu

Alafranga İtalyanca''dan geliyor. Frenk tarzında, Avrupa usulünde, demek. Karşıtı alaturka''dır. Avrupa kültürünü, yaşam tarzını benimsemiş kimseler için kullanılır.Alaturka da İtalyanca''dan geliyor. Türk tarzında, Türk usulünde, demek. Hal, kıyafet ve davranış bakımından “şarklı” mânasına da gelir.Bu iki kelime çokluk Batı musikisi için alafranga, Türk musikisi için alaturka olarak da kullanılmaktadır.Bu adlandırmada İtalyanların İslâm mukabili olarak Türk kelimesini kullanmaları dikkate değer.

Alafranga İtalyanca''dan geliyor. Frenk tarzında, Avrupa usulünde, demek. Karşıtı alaturka''dır. Avrupa kültürünü, yaşam tarzını benimsemiş kimseler için kullanılır.

Alaturka da İtalyanca''dan geliyor. Türk tarzında, Türk usulünde, demek. Hal, kıyafet ve davranış bakımından “şarklı” mânasına da gelir.

Bu iki kelime çokluk Batı musikisi için alafranga, Türk musikisi için alaturka olarak da kullanılmaktadır.

Bu adlandırmada İtalyanların İslâm mukabili olarak Türk kelimesini kullanmaları dikkate değer. Osmanlı''da batılılaşma hareketlerinin saraydan başlayıp resmiyet kazanması, sonra cebrî olarak uygulamaya konulması, toplumun bir kesimi (Azınlıklar, bürokratlar, aydınlar, Levantenlerle birlikte batı ile iş yapan zenginler) tarafından kabulü sonrası alafranga hayat tarzı da kendini gösterdi.

Osmanlı modernleşmesi, Cumhuriyet modernleşmesi, Doğu-Batı sorunsalı üzerinde çokça durulmuş; gerek bilim gerek edebiyat alanında bu konu enine-boyuna incelenmiştir.

Modernleşme günümüz Türkiye''sinde zihinsel olmamakla birlikte geçen zaman ile birlikte nüfusun büyük çoğunluğu tarafından “teknolojinin nimetlerinden yararlanmak” olarak algılanıp benimsenmişse de; alafranga hayat tarzı belli bir azınlığın tekelinde kalmıştır.

Bu azınlık Osmanlı''dan bu yana hakim sermaye-hakim kültürün gücünü ve dış bağlantılarını kullanarak alaturka muhit ve kültür üzerinde baskı kurmuş, onu küçümsemiş, hor görmüş ve her tür iktidardan uzak tutmuştur.

Türkiye tahlilleri, Türkiye''nin geleceği üzerine düşünen ve konuşanlar uzun süre bu temel ayrımı kullandılar. Ben yine de buradan bir “İki Türkiye” çıkacağına inanmıyorum. Çünkü hayat tarzını esasen bire indiren şey modern teknoloji olmaktadır. Her iki kesim de otomobil, televizyon, cep telefonu, mutfak robotu bunlara ilaveten “yaşam tarzı piyasası”nın her iki kesime aynı anda sunduğu imkânları kullanmakta beis görmüyorlar (Hipermarket malları). Bu açıdan “Tüketim ekonomisi” ve “Tüketim kültürü” iki kesim arasında geçişmeleri gerçekleştiriyor.

Ancak alafranga-alaturka ayrımı bütün aydınlatıcı, inandırıcı, doğru bir analiz unsuru olmasına rağmen, bir süre sonra yerini sağ-sol ayrımına bıraktı.

Bu tamamen sun''î bir ayrımdı, çünkü sınıfsal dayanaklardan mahrumdu. (Benim dayım beş vakit namazında bir hacı idi ama çalıştığı fabrikada DİSK temsilcisi seçilmişti. Seçilmesinde tek etken çok seviliyor oluşudur.)

Yine de “soğuk savaş” şartları süresince Türkiye''de siyaset bu sağ-sol yelpazesine oturtuldu. (Bir de merkez-çevre meselesi var, hadi ona girmeyelim).

Açık konuşalım Sovyetler Birliği çökünce Türkiye''de zaten zemini ve temeli olmayan bu ayrım ortadan kalktı. Hâlâ kullanılıyor olması acınacak bir durumdur. Yerine geçen diskurdaki “Demokrasi, özgürlükler, insan hakları” gibi kavramlar (Türkiye için en az İslâmcılık kadar, Muhafazakârlık kadar) kavranması, millet nezdinde revaç bulması son derece zor, karmaşık, muğlak unsurlardır.

Alafranga kesimin politikacıları, aydınları, medyası son seçim de alaturka bir partinin ezici galibiyeti ile karşılaşınca, eski bir alışkanlık ile milleti yine küçümsediler (Bu millet adam olmaz mânasına.)

Bu küçümsemenin altında şunca yıllık tepeden bakma sendromunun yıpranıp yıkılacak hale gelmesi yatıyor. Ne kutuplaşma, ne de iki Türkiye.

Dediğim gibi ülke insanını, hatta bütün dünyayı ardına takıp götürmekte olan hayat tarzı modern teknolojinin hegemonyasıdır. Önemli olan şehirde lüks arazi jipi kullanmak. (Adam bunu sana satıyor mesele burada). Jipi kullanan ister başı bağlı biri olsun, ister kolsuz elbise giysin.

Türkiye bu eskimiş ayrımları aşmalı, nasıl bir dünyada yaşadığını fark etmeli (Bu dünyanın kimler eliyle yönetildiğini, nasıl bir felakete doğru götürüldüğünü görmeli) ona göre kendi değerlerinden yeni bir hayat tarzı geliştirmelidir. Zor iş.