
Yaşadığımız dünyanın (hayatın) halk arasındaki adı "Yalan dünya"dır. Yalandır – malandır ama, insan olmak ve nefis taşımak hasebi ile bu hayata pek de "yalan" diye bakmaz, hatta ona bağlanırız. Peki "gerçek dünya" hangisidir, o inancımıza göre "âhıret yurdu"dur.
Dünya tesadüfî olarak değil bir gayeye yönelik olarak yaratılmıştır. Bu, Kur''ân-ı Kerim''de şöyle ifade edilir "Biz yeri, göğü ve arasındakileri boş yere yaratmadık" (Sâd, 27). Bu gaye insanların imtihanıdır: "Şurasını iyi bilin ki mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan vasıtasıdır" (Enfal, 28). Dünyanın değeri Hz. Peygamber''in ifade ettiği gibi ahıretin "tarlası" olmaktan başka bir şey değildir. Bu dünyada ne ekersen öte dünyada onu biçersin. Bu hakikatı kavrayamayanlar için "Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Allah''tan çekinenler için âhıret daha hayırlıdır" (En''am, 32).
İnsanoğlu yaratılış gayesini unutmamalıdır. Onun için asıl olan "takva" ile "zühd" dür. Takva islâm ilkelerine uygun olarak yaşamak, zühd ise dünyaya aşırı bağlılıktan uzaklaşmaktır. Mutasavvıflar dünyayı maddi gerçeklikten ziyade "İnsanı Allah''tan alıkoyan her şey" olarak tarif ederler. Bu tutumu doğru anlamak gerekir. Süfyan Servi şöyle diyor: "Dünyaya karşı zahit olmak kanaat sahibi olmaktır, yoksa kuru ekmek yiyip aba giymek değildir" Dünya üzerine çok söz söylenmiştir. Hatta "Gökkubbenin altında söylenmedik söz kalmamıştır" derler.
Ancak bazı sözlerin tekrar-be-tekrar söylenmesi lazımdır. Çünkü insanoğlu unutkandır. Hatırlar unutur, sonra tekrar hatırlar ve yine unutur. Dilimizde dünya ile ilgili pek çok deyim ve atasözü bulunmaktadır. Şairlerimiz dünya hayatı ile ilgili sayısız şiir söylemişlerdir. Bazıları akılda kalsın diye buraya naklediyoruz; başta Yunus Emre''ye kulak verelim:
Bilirim ben seni yalan dünyasın
Evliyaları alan dünyasın.
Dünya gözü, dünya gözüne görünmemek, dünya kadar malı olmak, dünya başına dar gelmek, dünya yansa umurunda olmamak, dünyadan el etek çekmek, dünyada ettiğini âhırette bulmak ve dünya evi.
Dünya evini künc-i harâbâta değişmiş
Bir genc-i fenâ tâlibi virâneleriz biz
Usulî
Bu da "dünya malı" için:
Mahlasım hû''dur ismim Ali''dir
Sanma derunumda dünya malıdır
Şükür kalbim iman ile doludur
Kendi noksanımı bilelden beri
hû
Burada şair "kişi noksanın bilmek gibi irfan olmaz" sözüne işaret etmektedir.
"Dünyadan geçmek (göçmek… uçmak)" deyimi için:
Şubatın âhırinde fevt olunca söyledim tarih
Baharı görmedi derviş bülbül uçtu dünyadan
Sürûrî
Deyimlere devam edelim: Dünyadan haberi olmamak, dünyalar onun olmak, dünyalara sığmaz olmak, dünyanın kaç bucak olduğunu anlamak, dünyanın öbür ucu, dünyası haram olmak:
Gönlümü gasb eyledin dünya haram oldu bana
Ben yine lakin sana hakkım helâl olsun derim
İsmail Safa
Dünyasına doymamak, dünyaya bağlanmak, dünyaya geldiğine pişman olmak, dünyaya kazık çakmak, dünyaya tapmak, dünyayı birbirine katmak, dünyayı hiçe satmak, dünyası kararmak, dünyayı kurutmak;
Kuruttu zulm ile dünyayı padişah Temmuz
Görüp bu hali çemende çekildi gitti sular
Kadrî
Bu son beyit küresel ısınmaya işaret ediyor gibi.
Dünyanın "iki kapılı bir han" olduğu da söylenir. Bu yazıyı bu çerçevede şık Veysell''inbir dörtlüğü ile bağlayalım:
Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.