Halk şiirinde mertlik

00:0011/03/2007, Pazar
G: 28/08/2019, Çarşamba
Mustafa Özel

Mertlik günümüzün iş ve siyaset hayatının da olmazsa olmazlarındandır. Her ne kadar hem iş hem de siyaset hayatında kaypakların daha başarılı olduğu gibi bir izlenim varsa da, vahim bir hatadır bu.Anadolu bilge kaynıyor, haberimiz yok! Bayburtlu Hicranî''yi duymuş muydunuz? Mezar taşına “Öyle bir Dilbere olmuşum meftûn / Şirin''siz Ferhat''ım, Leylâ''sız Mecnûn” diye yazdıran bu derin âşık, duyuş ve söyleyişiyle sadece memleketi Bayburt''u değil bütün ülkeyi düşündürüyor, hüzünlendiriyor, neşelendiriyor.

Mertlik günümüzün iş ve siyaset hayatının da olmazsa olmazlarındandır. Her ne kadar hem iş hem de siyaset hayatında kaypakların daha başarılı olduğu gibi bir izlenim varsa da, vahim bir hatadır bu.

Anadolu bilge kaynıyor, haberimiz yok! Bayburtlu Hicranî''yi duymuş muydunuz? Mezar taşına “Öyle bir Dilbere olmuşum meftûn / Şirin''siz Ferhat''ım, Leylâ''sız Mecnûn” diye yazdıran bu derin âşık, duyuş ve söyleyişiyle sadece memleketi Bayburt''u değil bütün ülkeyi düşündürüyor, hüzünlendiriyor, neşelendiriyor. Yirminci yüzyılın üçte ikisini kaplayan hayatı (1908-1969) hep sıkıntı içinde geçmiş olsa da, metanet ve mertliğinden hiç taviz vermiyor. Önce maddî durumunu sıkılmadan tasvir ediyor:

Arzum yok zenginin baklavasında

Aslım arpa aşı içenlerdeniz

Ne börek ne çörek ne tavasında

İğne iplik ile uçanlardanız

Yoksul da olsa, maneviyatı sağlamdır. Ülkesi üzerinde hesabı olanlara net mesaj verir:

Türklük ne demektir Türk oğlu Türk''üz

Her kelam vasf etmez yazamaz bizi

Her tüccar alamaz mücevher yüküz

Yüz bin sarraf olsa bozamaz bizi

Hicranî bu ifadelerinde yalnız değildir. Kendisinden yaşça biraz küçük olan Şavşatlı Deryamî (1926-1987) de kimi aydın, bürokrat veya işadamları için aynı telden çalıyor:

İçi başka dışı başka olanlar

Ne kâfirim dedi ne Türk''üm dedi

Kara borsa seven kara yılanlar

Ne vatanım dedi ne mülküm dedi

Dikkat ederseniz, şair burada kâfirlik ile Müslümanlık arasında değil de, kâfirlikle Türklük arasında zıtlık kuruyor. Bu ne demektir? Türk eşittir Müslüman demektir. Yüz yıl öncesine kadar bir Avrupalı Müslüman oldu mu, “Türk oldu!” derlerdi. Aynı vakaya bir de Malezya''da tanık olmuştum. Bir Çinli, Müslüman olunca, “Maley oldu!” diyorlardı.

Halk şiirinde en çok tekrarlanan temaların başında mertlik gelir. Mert insan, güvenli bir limandır; sırtınızı verebileceğiniz çınar ağacıdır. Çıldırlı Âşık Şenlik (1850-1913) bir şiirinde mert-namert karşıtlığını şöyle resmediyor:

Bir kez gönül sana itimat etse

Biliynen ki onun zatı yahşıdı

Namert leyli nahar piloy yedirse

Merdin guru möhübbeti yahşıdı

Namert size gece gündüz pilav bile yedirse, merdin kuru muhabbeti ondan iyidir. Namertlik o kadar tiksindiricidir ki, başka bir şaire “Geçme namert köprüsünden ko aparsın su seni!” dedirtmiştir. Veya “Yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni!”

Bugün size özellikle tanıtmak istediğim Bayburtlu Hicranî de mertlik ve hakiki dostluk hususunda çok titizdir:

Ağyar sâkîsinin bal şerbetinden

Muhibb-i sâdıkın sözü şirindir

Kal ehli olanın nasihatinden

Bir ehl-i tarîkin izi şirindir.

Asaletsiz beyin idaresinden

Bağbansız bahçenin gülzâresinden

Muhannet olanın dil yâresinden

Mert yiğidin elbet gürzü şirindir

Mertlik günümüzün iş ve siyaset hayatının da olmazsa olmazlarındandır. Her ne kadar hem iş hem de (özellikle!) siyaset hayatında kaypakların daha başarılı olduğu gibi bir izlenim varsa da, vahim bir hatadır bu. Namert ve kaypaklar kısa vadeli zaferler kazanabilirler. Fakat iş ve siyaset dünyasının büyük zaferleri mertlik damgası taşır. Ciddi yönetim düşünürleri, kişinin siyaset ve iş hayatında “ruhunu şeytana satmadan da kazanabileceğini” söylüyorlar. Her iki alanda da ancak ilkeli olanlar başarıya ulaşır. İşte birkaç temel ilke:

n Mert insanlarla ittifak edin. Kısa vadede bazen daha kazançlı gözükse de, mertlik, dostluk, cömertlik gibi temel değerlerinizi küçümseyenlerle fazla oturup kalkmayın, ilişkilerinizde mesafeli durun. Hangi kademede olurlarsa olsunlar, mert insanların kadrini bilin. Namert dostunuz olacağına, mert düşmanınız olsun!

Mert elinden sille yedim gam değil

Namerdin dilinden kem-yâremiz var

Ben merdi hoş dedim felek namerdi

Düştük bir davaya mahkememiz var

(Hicranî)

Nuh''un gemisine bühtan edenler

Yelken açıp yel kadrini ne bilir

O Süleyman kuş dilini bilirdi

Her Süleyman dil kadrini ne bilir

(Karacaoğlan)

Hercai elinden deng oldum baştan

Boş gafa adamdan üreği daşdan

Bed nazar gomşudan kötü yoldaşdan

Kadir bilenlerin iti yahşıdı

(Âşık Şenlik)

Bakarsın ki vefasızdır bir adam

Uzak dolaş arkasına takılma

Sakın ülfetine aldanma her dem

Aklın topla ataşına yakılma (Posoflu Zülalî)

n Doğru sözlü danışmanlar edinin. Sizi boyuna pohpohlayanlardan uzak durun. Kibir ehliyle düşüp kalkmayın. Huylar bulaşıcıdır. Herkesin aynı ayarda, aynı kavrayış düzeyinde olamayacağını bilin.

Arzeyle bu pendi kendi özüne

Dost addetme her güleni yüzüne

İncinme dostunun doğru sözüne

Doğru söz insana batar demişler

Eşkin at yanına bağlansa güre

Huy alır huyundan ol göre göre

Hizmet eyler isen eyle bir ere

Su aktığı yere akar demişler (Levnî)

Benlik sarayında kendin kuranlar

Kibir döşeğinde hem oturanlar

Nefsi hakim edip davâ görenler

Tekellüm ettiği sözden bellidir (Hicranî)

Akıl yaşta değil baştadır başta

Kişinin mikdârı bilinir işte

Herkes bir değildir yaradılışta

İnsandan insana imtiyaz olur

Adem oğlanını böylece kabul

Eylemek gereksin sen dahi oğul

Her türlü noksanı sende ara bul

Kendi özün gören serfirâz olur (Mestî)

n Rakipleriniz hakkında öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenin. Rekabet sürecinin kumaşı bilgiyle dokunur. Bilgi olmazsa, üstünlük tesadüfen gelebilir ancak. Bilgisiz ne meşruluk sağlanır, ne etkinlik. Hayatın kendisi birçok bakımlardan uzun bir yarış olduğuna göre, şu üç kelimeyi aklınızdan çıkarmayın: İLGİ, BİLGİ, TAKİP. İlgi duyun, bilgi edinin, takip edin. İnsanın temel güç kaynağı, kişiliğinde içkin bu hasletlerdedir. Bilgisiz insanlardan uzak durun.

Çiçeksiz bahardan bülbülsüz gülden

Sümbülsüz selviden lâlesiz daldan

Hizmetsiz ustadan yarım molladan

Elbet meyhanenin sazı şirindir (Hicranî)

Cahilin vadine kanma yalandır

Kâmilin her sözü derde devadır

Mert yiğidin zehri derde şifadır

Namerdin balından olur bıkılma

(Posoflu Zülalî)

Tâlib-i mârifet çekerse emek

Yüğrük at artırır yemin giderek

Şâire ses ile saz ü söz gerek

Yalınız taş olmaz duvar demişler (Levnî)

n Rakipleri farklı bir seçeneğiniz olduğuna, böyle bir seçenek yoksa bile, inandırın. Burada dürüstlük sınırını biraz zorlamıyor muyuz? Maksat rakibi makul bir noktaya getirmekse, hayır. Ameller, niyetlere göredir. Mesele, kar üstünde yürüyüp iz belli etmemektir. Tedbirli olun, tesirli olursunuz.

Kûy-ı dilârâya eylersen akın

Hele gâfil olma etrâfa bakın

Karda yürü izin belirtme sakın

Arif olur il tiz duyar demişler (Levnî)

Mevlâm hidayet kıl Hicranî kula

Tedbirsiz tesirsiz bırakma yola

Amelin kalkan et sağ ile sola

Kurtarsın öz başın beraber götür (Hicranî)

n Sınırlarınızı iyi tespit edin. Nelerden vazgeçemeyeceğinize başta karar vermiş değilseniz, yarış esnasında çok değişik rüzgârlar esebilir. Rüzgârgülü olmayın. Eksik yanlarınızın (dezavantajlarınızın) farkında olun.

Gahi bakkal olur alış verişe

Gahi agah olur her türlü işe

Gahi tüccar olur çıkar satışa

Gahi kervan gahi

yoldur bu gönül (Hicranî)

Herkes sükût eder

dil dergâhında

Akılda noksanı ben

bende buldum

Ta''n etmem kimseye

hâlimden billâh

Katreyi tufanı ben bende buldum

(Hicranî)

n Yarışırken bile çatışma ortamı değil, işbirliği ortamı hazırlayın. Çatışma, galibi olmayan sonuçlara götürür. Dünya savaşlarını düşünün: Kazananlar da en az kaybedenler kadar yıkıma uğramıyor mu?

İl âriftir yoklar senin bendini

Dağıtırlar tuzağını fendini

Alçaklarda otur gözet kendini

Katı yükseklerden uçucu olma (Karacaoğlan)

Hicranî bu söze verdin mi karar

Kârın içindedir gizlenen zarar

Merhemin yok ise yaraya yarar

Dolanıp da Lokman olsan fayda ne (Hicranî)

n Size gözdağı vermeye kalkarlarsa, asla korkuya kapılmayın. Tehdit çoğu zaman zaaf işaretidir. Her gürültüye pabuç bırakmayın. Cesaret ayakta kalmanın en emin yoludur.

Kestim bu arsada ben de bir koyun

Meydân-ı hünerde gel sen de soyun

Feleğin zoruna dayanmaz oyun

Katı zor oyunu bozar demişler (Levnî)

n Dinlemeyi bilin. Dinlemeyen, dinlenmez. Dinlenmeyen anlaşılmaz. Anlaşılmayan, kabul görmez. Bilge gibi düşünün, fakat halk gibi konuşun.

Mecliste arif ol kelamı dinle

El iki söylerse sen birin söyle

Elinden geldikçe iyilik eyle

Hatıra dokunup yıkıcı olma (Karacaoğlan)

Bir meclise varsan muhibb-i dostum

İkamet etmeli pir irfan gibi

Kâmilden cahilden bir söz alırsan

Halletmeli onu ârifân gibi (Hicranî)

Şirin''siz Ferhat, Leyla''sız Mecnun

Bayburtlu Hicranî''nin tam 772 şiiri bir araya getirildi. Şaşkunî mahlasıyla güzel şiirler yazan merhum A. Nevzat Karaoğlu bu uğurda deyim yerindeyse bir ömür harcadı. Cemal Aydın ile Mahmut Kırtan kendisine yardımcı oldular. Taceddin Kayaoğlu da bu derleme işine ilmî bir üslup ve düzen kazandırdı. Sonunda dosya “Kevserli Mecnun” Feridun Terzioğlu''na ulaştı. Garibim de her türlü kâr/zarar endişesini bir yana atıp, bu eşsiz emeği tam 940 sayfalık, büyükboy ve meşin ciltli (hard cover) bir abide esere dönüştürdü. Haydi bakalım, pamuk eller cebe. Feridun''un masrafını çıkaracak kadar kitap satışı olmazsa, bu sütunda bir daha halk şiiri filan göremezsiniz! (www.fidekitap.com. Tel: 0212-5201227)