Sivil toplum örgütleri

00:0015/11/1999, Pazartesi
G: 10/09/2019, Salı
Nazif Gürdoğan

Temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişte sivil toplum örgütlerinin önemi giderek artıyor. Bu yüzden, önümüzdeki günlerde İstanbul''da toplanacak AGİT Zirvesi''nde devlet temsilcileriyle birlikte STÖ''ler de yer alacak.Türkiye''de 28 Şubat''la başlayan süreçte STÖ''lerin önü büyük ölçüde kesildi. Temsili demokrasiden bile rahatsız olan güçler, STÖ''leri yok etmek için, hukuk ve medyadaki tetikçileriyle birlikte baskı ve şiddet rüzgarları estiriyorlar.Ortada STÖ olarak dolaşan kuruluşların

Temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişte sivil toplum örgütlerinin önemi giderek artıyor. Bu yüzden, önümüzdeki günlerde İstanbul''da toplanacak AGİT Zirvesi''nde devlet temsilcileriyle birlikte STÖ''ler de yer alacak.

Türkiye''de 28 Şubat''la başlayan süreçte STÖ''lerin önü büyük ölçüde kesildi. Temsili demokrasiden bile rahatsız olan güçler, STÖ''leri yok etmek için, hukuk ve medyadaki tetikçileriyle birlikte baskı ve şiddet rüzgarları estiriyorlar.

Ortada STÖ olarak dolaşan kuruluşların hiçbiri işlevlerini yerine getiremiyorlar. Çünkü hepsi varlıklarını devlet kurum ve kuruluşlarına borçlu. Bu yüzden, devlete karşı kişileri değil, kişilere karşı devleti koruma derdindeler.

Dünyanın her yerinde STÖ''ler eğitim ve sağlık hizmetleri, insan hakları, mesleki dayanışma gibi, değişik işlev ve görevleri yerine getirmek için bir araya gelen kurum ve kuruluşlardan oluşur.

STÖ''lerin görevi, devletin devleti koruma adına yaptığı haksızlıklara karşı, kişileri koruma yanında değişik alanlarda topluma devletten daha iyi hizmet vermedir.

Devlete talip olan ya da iktidar olmak isteyenler STÖ''yü değil, siyasi parti kurar.

STÖ''ler aydınların, sanatçıların, düşünürlerin, akademisyenlerin, çoğu defa da sıradan insanların, belirli amaçlar çevresinde bir araya gelmelerinden oluşur. Mutlaka bir amaçları vardır. Bu amaçlarına ulaşmak iuçin de canla başla çalışırlar. Çoğu defa da devletin hukuk dışı uygulamalarıyla uğraşırlar.

Dayatmacı çevreler, kendilerine karşı gelişmeleri önlemek için, haksız da olsa, devletle kavga edilmez derler.

Devletin haksız uygulamalarına karşı, kişilerin tek başına direnmesi ya da hataların giderilmesi için mücadele etmesi mümkün değildir.

STÖ''ler karşı konulmaz diye, haksızlık yapan devlet kurum ve kuruluşlarına karşı sıradan insanların kurdukları çalışma gruplarıdır.

Örgütlü güçle kavgayı kişiler değil, örgütler yapar. Bir haksızlığa karşı durmada, kişiler örgütler aracılığıyle sinerji doğururlar.

Türkiye''de devlet ile millet arasına giren soğukluk STÖ''lerin gayreti olmadan giderilemez.

İster devlet kurumu, isterse sivil kuruluş olsun, bütün örgütlerin gücü, saydam olmalarından kaynaklanır.

Saydam olmayan örgütler, dayatmacılıktan kurtulamazlar.