Yusuf Bozkurt Özal

00:0014/01/2001, Pazar
G: 10/09/2019, Salı
Rasim Özdenören

Ağabeyi Turgut Özal''ın ölümünden (17 Nisan 1993) yaklaşık sekiz yıl sonra onu da kaybettik (9 Ocak 2001). Onunla Malatya Gazi İlkokulu''nun 5. sınıfında aynı yıl birlikte okuduğumuz sonradan ortaya çıktı, ama şubelerimiz farklıymış; o A şubesinde, ben B şubesinde okumuşuz. Okulun o tarihteki başöğretmeni de merhum İsmail Kutan, Recai Kutan''ın babası.. Ama Yusuf beyle bizim tanışıklığımız daha sonraki yıllarda gerçekleşti, onun Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarlığını yürüttüğü dönem..İyi bir bürokrattı.

Ağabeyi Turgut Özal''ın ölümünden (17 Nisan 1993) yaklaşık sekiz yıl sonra onu da kaybettik (9 Ocak 2001). Onunla Malatya Gazi İlkokulu''nun 5. sınıfında aynı yıl birlikte okuduğumuz sonradan ortaya çıktı, ama şubelerimiz farklıymış; o A şubesinde, ben B şubesinde okumuşuz. Okulun o tarihteki başöğretmeni de merhum İsmail Kutan, Recai Kutan''ın babası.. Ama Yusuf beyle bizim tanışıklığımız daha sonraki yıllarda gerçekleşti, onun Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarlığını yürüttüğü dönem..

İyi bir bürokrattı. Akıllı ve zeki bir insandı. Kimseyi kırıp incitmek istemezdi. Teşkilata personel alımı hususunda çok sayıda müracaat olurdu. O, bu müracaatları doğrudan ne kabul ederdi, ne reddederdi. "Personel Değerlendirme Komisyonu" adıyla bir komisyon kurmuştu. Bu komisyonun üyeleri, muracaat eden kişiyi müstakilen değerlendirir, ayrı ayrı kanaatlerini bildirir ve neticede o kişinin Teşkilat''a faydalı olup olamayacağına dair kanaatlerini Müsteşar olarak Yusuf Özal''a ulaştırırdı. Nihai kararı elbette o verirdi, ama o da kararını komisyonun kanaatine dayandırmış olduğundan, müracaatın reddedilmesi halinde müşkil mevkide bulunmuş olmaktan uzak kalırdı.

1987 yılı milletvekili seçimleriyle siyaset hayatına girdi. O tarihte Turgut Özal''ın Türk siyaset hayatındaki yenilikçi politikalarını kavrayan pek az insandan biriydi. Rahmetli Turgut Özal''ın yanında sürekli bulunup da onu anlamayan, onun ne getirip ne götürdüğünü takdir edemeyen çok sayıda insanın bulunduğu düşünülecek olursa, sırf Turgut Özal''ı anlamanın bile bir meziyet teşkil ettiği sonucuna varılabilir. Buna rağmen, onu (Turgut Özal''ı) anlamayanların nasıl olup da onun etrafında hizmet verebildiği konusu ise, ancak Turgut Özal''ın bu insanları mahir bir dirayetle kendi fikriyatı istikametinde hizmete koşabilmesiyle açıklanabilecek bir husustur. Nitekim Turgut Özal''ın ölümünden sonra, onun çok yakınında bulunmuş olmakla birlikte onu hiç anlamamış olanların nasıl dökülüp dağıldığı kendiliğinden ortaya çıktı. Yusuf Özal ise, Turgut Özal''ın, ikinci yenileme programını yürürlüğe sokmak isteyen bir politikacı sıfatıyla tezahür etti ve Turgut Özal''ı kavramış olduğunu gösterdi.

Yusuf Özal temiz kalpli bir insandı. Kimi zaman onun çocuk kadar saffetli bir karakteri olduğu anlaşılırdı. Ben, bu tip insanların Adem aleyhisselamın karakterini taşıdığını düşünürüm: saf, temiz, kötülükten uzak.. Aynı karakter, bir de, meleksi niteliğiyle Hz. İsa''da temayüz ediyor. Bu insanların zekası da yüksek, duru, katışıksız, hilesiz.. kısacası saflığın, derinliğin, merhametin, şefkatin nişanesi.. gösterişsiz, ama gücünü kullanmaktan çekinmeyen, ancak gücünü kullanırken de bunu kırıp dökmeden, incitmeden icra etme maharetinde ve inceliğinde olan..

Hastalığı son zamanlarında yaman geçti. Ama o, haline şikâyet etmeden katlandı. İnancı da saftı ve derindi. Allah''ın ona rahmetiyle muamele edeceğini umuyor ve diliyorum.