Çok güzel hareketler bunlar/ Nükte öznesi olarak çocuk

00:0024/05/2009, Pazar
G: 3/09/2019, Salı
Sema Karabıyık - Pazar

Beş kuruşumu ver!Kasada bozuk para yok!Akşama kadar ondan bir kuruş bundan beş kuruş oh ne güzel!Beş kuruşunun peşinde olan kadın, manalı bakışlarla kasiyere baka baka çıkış kapısına yöneliyor. Aldığı tek üründen ve kasiyerle senli benli konuşmasından ''devamlı müşteri'' olduğu anlaşılan, sıranın kendisine gelmesini sabırsızlıkla bekleyen başka bir kadın ''bunlar böyle boş ver hepimizi rahatsız ediyor'' diyor, çıkış kapısından çıkmak üzere olan kadını kast ederek. Tavrının haklılığına iyice inanan

Beş kuruşumu ver!

Kasada bozuk para yok!

Akşama kadar ondan bir kuruş bundan beş kuruş oh ne güzel!

Beş kuruşunun peşinde olan kadın, manalı bakışlarla kasiyere baka baka çıkış kapısına yöneliyor. Aldığı tek üründen ve kasiyerle senli benli konuşmasından ''devamlı müşteri'' olduğu anlaşılan, sıranın kendisine gelmesini sabırsızlıkla bekleyen başka bir kadın ''bunlar böyle boş ver hepimizi rahatsız ediyor'' diyor, çıkış kapısından çıkmak üzere olan kadını kast ederek. Tavrının haklılığına iyice inanan kasiyer, biraz önce yok dediği bozuk parayı kapıdan çıkmak üzere olan kadının sırtına fırlatıveriyor.

Süpermarketle süperbakkal arasına konumlanarak dar gelirli halka hitap eden, müşteriyi aşırı tüketime değil ihtiyacını almaya yönlendiren bir marketin kasasında, gözlerimin önünde cereyan ediyor hadise. Hadise''nin yarı finalde kırmızı kıyafetiyle arzı endam ettiği gün.

''Çingene pembesi giy gişecileri koru'' skecine yolculuk yapıyor zihnim beş kuruş atışmasının atmosferinde. Yılmaz Erdoğan yönetiminde BKM Mutfak tarafından hazırlanan Çok Güzel Hareketler Bunlar ekibi tarafından oynanmıştı geçtiğimiz haftalarda. Otomatik geçişlerden sonra gişecilerin yaşadığı buhranı dile getiren skeç, ''örtülü ödenek'' esprisi altında, her müşteriye ödemenin beş kuruş eksik yapılması halinde, köşeyi dönülebileceğine gönderme yapıyordu. Beş kuruşunu isteyen kadının akşama kadar ondan bir kuruş bundan beş kuruş sözleri skeçten yapılmış alıntı gibiydi. Aslında bu bile mizah yoluyla vatandaşın uyandırılabileceğinin, bir takım gerçeklere dikkat çekilebileceğinin göstergesi. Ne var ki bu uyanmanın bedeli yüksek olabiliyor. Kontrolünü kaybeden ve öfkesine yenik düşen kasiyer, düşünce olarak dahi iş üstünde yakalanmış olmanın bedelini ödettirecek bir havaya bürünüveriyor saniyeler içinde.

Mizahı komediden ayıran en önemli unsur güldürürken düşündürmesi, aynı zamanda öğretici olması. ÇGHB zaman zaman başarıyor bunu. Başaramadığı anları ise bizzat Yılmaz Erdoğan ifşa ediyor. Skeç aralarında çıktığı sahnede, izlediğinizi anladınız mı temalı, ana fikri kim söyleyecek sorusunu yönelttiğinde. Yaş ortalamasının 13 olduğu seyirci kitlesinden doyurucu cevap alması mümkün olmuyor çoğunlukla. Liselerin dershanelerin rağbet ettiği program, ilköğretim öğrencilerinin gözdesi oldu son zamanlarda. Yaş ortalaması hızla irtifa kaybederken içerik +18''e doğru ivme kazandı.

Erdoğan sahneye çıktığında inşallah kanal doğru yerlere bipleri yerleştirir diyerek dile getiriyor çekincesini. Hâlbuki biplemek dikkati daha çok çekmekten başka bir işe yaramıyor.

RTÜK''ten yapılan uyarılar ve eleştirilerden sonra Yılmaz Erdoğan o konuya da pratik bir çözüm buldu kendince. Küçük seyircileri ''sen bu skeçten ne anladın'' sorgusuna çektikten sonra; ''bildiğin en ayıp kelimeyi söyle'' diyerek bu çocuklar yeterince ayıp kelime biliyor ben hiçbirinin terbiyesini bozmuyorum uğraşı veriyor. Ayıp kelime bilmek ayrı şeydir. Bir filmde bir tiyatroda o ayıp kelimeye maruz kalmak ayrı şey. Bilmek ayrı şeydir kullanmak, kullanılmasına şahitlik etmek ayrı.

Dahil oldukları programların izlenirlik oranlarında hatırı sayılır katkıları olan çocuklar, ÇGHB''a da aktif seyirci olarak katkıda bulunuyor. Yılmaz Erdoğan''ın ''nükte öznesi'' olarak minikleri öne çıkarmaya başlamasından sonra çocuğunun elinden tutan BKM''de alıyor soluğu. Çocuğunun 15 dakikalık şöhret fırsatını iyi değerlendireceğinden emin.

Ana fikri söyle bölümünde parmak kaldıranların küçük çocuklar olması yanında, hiçbirinin ana fikri söyleyememesi onun yerine konuyu özetlemeye çalışması oldukça düşündürücü. SBS''ye hazırlık çerçevesi dışına çıkılmadan uygulanan öğretim sisteminin, çocuklarda yarattığı tahribat, ifade güçlüğü olarak çıkıyor karşımıza. Halbuki Yılmaz Erdoğan seçenek sunsa çocuklara, bir çoğu doğru şıkkı kolaylıkla bulabilir. Tabi skecin ana fikri olduğu takdirde. Çoğunlukla ana fikir araştırmasına girdikten sonra skecin bir ana fikir üzere inşa edilmediğinin ayırtına varıyor Erdoğan. Yazarına dönüp sorduğunda doyurucu cevap alamaması bu sebepten.

Anneler gününde yayınlanan programda günün anlam ve önemine binaen aranızda annesiyle geçinemeyen var mı sorusunun oltasına takılan yine 9-10 yaşlarında bir çocuk oldu. Nedenini ''çünkü çok cadaloz'' diye açıklayınca, Erdoğan ve çocuğun annesi dahil salon kahkahadan yıkıldı. Bir çocuk annesine cadaloz dedi diye. İşte bu güldürmek için argo kullanmanın, bel altı espriler yapmanın geldiği nokta idi. Altı kahkahayla çizilen şakalar BKM Mutfak ekibi için yol haritası niteliğinde oluyorsa, tipleme ve espri üretemediklerinde arkası yarın niteliğinde devam skeçlere başvuruyorlarsa, o çocuk da söylediğinin komik olduğuna inandığı için annesine cadaloz demeyi sürdürecek.

Hangi esprilerin ön plana çıkartılacağına hangi tiplemenin köpürtüleceğine seyirciden aldıkları reaksiyonla karar veren Mutfak ekibi gibi; kendini inşa sürecini yaşayan çocuk, kişiliği ve kimliği oluşurken iki şeye yoğunlaştırır dikkatini: Kahkaha ve alkışa.