
Uğru Yücel The Sopranos"un yerli versiyonu için kamera karşısına geçmeye hazırlanıyor haberleri aylarca servis edildikten sonra projenin rafa kalktığı, Yadigar isimli sıcacık bir aile komedisiyle ekrana geleceği müjdelendi. Dizi, seyirci karşısına çıkıncaya kadar ismi değişti, kağıt üstünde okuyanı cezbeden göz kamaştıran proje güçlü rejisi efsane kadrosuyla Aramızda Kalsın denilerek ekran yolculuğuna başladı. Uzun dizi sürelerinin senaryonun düşmanı olduğunu bir kez daha doğrularcasına, yerli dizilerin en zayıf noktasının hikaye kurma aşaması olduğunu ispat edercesine.
Aramızda Kalsın proje aşamasında diziye ismini vermesi uygun görülen Yadigar"ın hikayesiyle başladı. İki çocuğuyla Gaziantep"te yaşayan, kocasını Ankara"ya tahlile gönderdiğini zanneden Yadigar, sıradan bir güne başlangıç yapmış, kızı Yaren"i okula gönderme telaşında tipik anne tavırları sergilerken; çalan telefonun hayatını değiştireceğinden habersizdi. Nerede olduğunu bilmediği kiralık evi su bastığını haber veren polisin ısrarıyla düştü yola. Yaşadığı evin kopyasını, kocasının pijama terliğinin aynısını görmek şaşırtsa da duvardaki fotoğrafa kadar anlayamadı olan biteni. Anladığında ise kaçarcasına orayı terk ederken Ankara"da tahlilde bildiği kocasıyla kapının önünde karşılaştı, kolunda yandan Handanla birlikte. Koca evini terk etmekten başka seçeneği kalmayan, annesini bebekken kaybeden, üvey anne tarafından istenmeyen Yadigar, seçeneksiz olmanın çaresizliğiyle baba evine sığındı. Ama değişen hiçbir şey olmamıştı, bebekken kendini istemeyen üvey anne çocuklu halini hiç istemedi, babası koca evine dönmesinde ısrar etti. Buraya kadar bildik bir hikaye eli yüzü düzgün bir şekilde anlatıldı, seyircinin Yadigar"la empati kurması sağlandı. Amaç iki çocuklu Yadigar"ı İstanbul yollarına düşürmek, emanetten bir sebep yaratmak, çocukluk aşkıyla buluşturmaktı.
Bebekken evden gönderilen Yadigar"ın odasına hiç dokunulmamış mı, annesinin ölmeden önce kan kardeşi Hüsne"ye yazdığı, Yadigar darda kaldığında düzlüğe çıkaracak emaneti içeren o mektup o sandığa nasıl gelmiş sorularını peş peşe sorduran mektubu buldu Yadigar, düştü İstanbul yollarına. Otobüs bileti alırken kredi kartından üç kişilik bilet parası kesilememesi, nakit olarak sadece tek kişilik bilet alabilecek parasının olması, görevlinin itiraz eder gibi yapması ama neticede zaten otobüste tek kişilik yer olduğunu söylemesi; işte bunlar hep yerli dizilerin yersiz uzun olmasının negatif sonuçları. Bütün mesele Yadigar"ın kocasının kendini aldattığını öğrenmesi, emanet içeren mektubu bulması, Hüsne"nin karşısına çıktığında çocukluk aşkı Civanla karşılaşması iken; 120 dakikanın içini doldurma amaçlı altı boş, inandırıcılıktan uzak sahneler izlemeye mahkum edildi seyirci.
Çocuklukları bir arada geçen, Yadigar"ın inadı yüzünden Antep"ten sürüldüğünde kapağı İtalya"ya atan, bulaşıkçılıktan şefliğe yükselen Civan"ın İstanbul"a geliş gerekçesi de inandırıcılıktan uzaktı. Ailesinden habersiz 15 günlüğüne bir düğünü organize etmek üzere gelen Civan"a, kendisini et ustası olarak tanımlayan Bahattin"in lokantayı kurtarmak üzere umut bağlaması gibi.
Diyalogları başarılı, oyunculukları göz kamaştırıcı, karakterleri sağlam olmasına rağmen seyircinin yeterince ilgisini çekememe nedenleri; zayıf, inandırıcı olmaktan uzak hikaye kuruluşunda gizli. Kaybolan Yunus"u Civan"ın bulması, Yadigar"ın Civan"ı çocuğunu kaçırmakla suçlaması tesadüfü seven, zaman doldurma amaçlı yazılan senaryonun en zayıf tarafı.
Bu kadarla da kalmadı ikinci bölümde emaneti gizleme mevzusunda Yunus"un lunaparka götürülme, akşam sözüm ona evde kaybolma sahneleri de evlere şenlikti, komik olma manasında değil; kötü bir zaman yönetimi hatta zamanı kaybetmek demek daha doğru.
Emanet ne ola merakı tadında bırakılsa, annesinin narin yetiştirememekten muzdarip olduğu çizgili eşofman koleksiyonuna sahip bir Arife var kült karakter olmaya aday.
Karakterler derin, hikaye bizden, en önemlisi normal akan bir hayat var karşımızda.
Efsane kadrosuna, sıcacık hikayesine rağmen neden yeterince izlenmedi diye sorgulanacak ya önümüzdeki haftalarda ben cevabını şimdiden vermiş olayım. İlk iki bölüm itibariyle sahne sahne değerlendirildiğinde güzel yakalayışları olan ama bütününde yalpalayan bir senaryoya sahip Aramızda Kalsın. Ama işte bunlara sebep hep uzun dizi süreleri.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.