Enerji açısından Körfez bu sahnenin kalpgâhlarından birisiydi. Orada
Dolar-Petrol ve Silâh ticâreti üzerinden
sahte cennetler meydana getirdiler. ABD,uzun zamân boyunca İran’ın varlığını bu sahte cennetlerin üzerinde bir Damokles Kılıcı gibi sallandırdı. İtibârî bir durumdu bu. Ablukalar altında tık nefes bıraktığı ; ama bu meyânda sâha kazandırdığı , zamân zamân da yol verdiği İran sıkışmışlığını aşmak için
ABD’nin yerini alan Çin’e ve onun târihî rakibi olan Rusya’ya yakınlaşınca
işler tersine döndü. Muhtemelen, Çin’in arabuluculuğunda gelişen
Körfez-İran normalleşmesi
bardağı taşıran damla oldu.İsrâil’in kışkırtmasıyla, hesapsız ve gâyesinin ne olduğu belli olmayan bir taarruz gerçekleştirdiler. Savaşın onuncu günlerindeyiz. İran dişli çıktı ve aldığı ağır maddî tahribatlara rağmen inisiyatifi ele geçirdi. İsrâil ve ABD haber akışında karartma tatbik ediyor. Kaç İsrâillinin ve Amerikalının öldüğünü bilmiyoruz. Tel Aviv, Kudüs ve Hayfa’nın nasıl bir yıkım yaşadığını da..Karatma, bunun boyutlarının tahmin edilenin de üstünde olduğunu düşündürüyor. İran halkı kenetlenmiş bir varlık savaşı veriyor. Kaybedecek bir şeyleri olmadığını biliyorlar.
Yeryüzünde en tehlikeli güç, kaybedecek bir şeyi kalmayanların gücüdür.
Ağır bombardıman altında her geçen gün, İran’ın gücü pekişiyor; karşı tarafın azmi ise biraz daha kırılıyor. Bu savaşı kimin kazanacağını sormak çok mânâsızdır.
ABD ve İsrâil kaybetti bile. Körfez’de kurulan “itibârî” dünyâ artık onarılamaz.
Onlarca üssü kullanılamaz hâle gelen ABD artık Körfez’i kimden nasıl koruyacak? Bu vaadine kimi inandıracak? Para, teknoloji, zengin turistler sahte cennetlerden kaçıyor. İsrâilliler de İsrâil’den …Artık bambaşka bir Ortadoğu sahnede. Tek tehlike bu çılgınların son bir çılgınlık daha yapıp Ortadoğu’yu birbirine düşürecek, târihteki o meş’um 30 Yıl Savaşının benzerini başlatmak; en korkuncu ise ellerini nükleer silâhlara götürmeleri..Bunu düşünmek bile istemiyorum.