Kongre eğleniyor

00:0022/05/2007, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Taha Kıvanç

Yakın geçmişte gazetenin sekretaryasından kaynaklanan bir mahcubiyetim bulunduğu için Uluslararası Basın Enstitüsü''nün (IPI) İstanbul toplantısına neden katılmadığım konusuna girmek niyetinde değildim. Hürriyet''in okur temsilcisi Temuçin Tüzecan “Medya ilgi göstermedi” serzenişinisatırlaradökmeseydi mümkün olduğunca uzakta kalacaktım.Ben de bir IPI üyesiyim, ya da öyle olduğumu sanıyorum. 20 yıl önce askerî yönetimin etkisi hâlâ kendisini hissettirirken yine İstanbul''da yapılmış ve yine Süleyman

Yakın geçmişte gazetenin sekretaryasından kaynaklanan bir mahcubiyetim bulunduğu için Uluslararası Basın Enstitüsü''nün (IPI) İstanbul toplantısına neden katılmadığım konusuna girmek niyetinde değildim. Hürriyet''in okur temsilcisi Temuçin Tüzecan “Medya ilgi göstermedi” serzenişini
dökmeseydi mümkün olduğunca uzakta kalacaktım.

Ben de bir IPI üyesiyim, ya da öyle olduğumu sanıyorum. 20 yıl önce askerî yönetimin etkisi hâlâ kendisini hissettirirken yine İstanbul''da yapılmış ve yine Süleyman Demirel ''ana konuşmacı'' sıfatıyla katılmıştı yıllık toplantısına… O gün bugündür Viyana merkezli kurumun çalışmalarını yakından izlerim. Başka ülkelerde yapılan toplantılarından bir-ikisine katılmışlığım da var…

Dâvet gelseydi ayağımı sürüye sürüye de olsa toplantılara katılırdım. Toplantı yerine İstanbul''un en çarpıcı yerlerinde (Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Kuruçeşme Divan ve Çiçek Pasajı) yapılan yemeli-içmeli birlikteliklere dâvetiyeler geldi… İlkine katıldım, bir süre etrafta dolandım da, kendimi yanlış bir yere gelmiş gibi hissedince erkenden ayrıldım.

“Yanlış yerdeyim “ hissine kapılmamın sebebi, toplantı için gelen yabancı konuklar dışındaki katılımcıların hepsinin ülkemizin en büyük medya grubunun mensupları oluşuydu. İlâç için olsun, maaşını Aydın Doğan''ın ödemediği tek gazeteci göremedim Dolmabahçe Sarayı''ndaki dâvette… Kendini yalnız hissetmek hoş bir duygu değil.

Programdan haberdar değilim, o sebeple hangi oturumda kim, ne konuştu bilemem elbette; ancak oturumlarda da Doğan Grubu dışında hiçbir konuşmacı uygun görülmediyse hiç şaşırmam. Türkiye''de gerçek iktidarın kim olduğunu şu günlerde gazetelerine ve kanallarına yansıyan politik çizgisiyle hepimize bir kez daha hatırlatan grup, 400 yabancı meslektaşı ihmal edecek değildi herhalde. Tüzecan, yazısında, “Hürriyet''in ev sahipliğinde yapıldı” dediğine göre, masraflı organizasyonun parası Aydın Bey''in cebinden çıkmış demektir…

IPI''ın yönetiminde Türkiye''yi Vuslat Doğan Sabancı temsil ediyor… Yakında WAN (Dünya Gazete Sahipleri ve Yöneticileri Örgütü) Kongresi yapılacak, orada da Aydın Doğan yönetimde... Dünya Editörler Forumu adlı örgütte Ertuğrul Özkök''ün önemli bir ağırlığı bulunuyor... Basın Konseyleri Birliği başkanı da Oktay Ekşi… 400 yabancı gazeteci ülkemize geldiklerinde en güçlü işveren kuruluşu olan TÜSİAD''ın başkanının da Doğan soyadı taşıdığını fark ettiler.

Ayağımı sürümemin bir sebebi daha var: Birkaç yıl önce Hürriyet''teki bir sütundan kişiliğime karşı ağır bir saldırıya mâruz kaldım. Lügatlardaki en ağır sözcükler bana karşı kullanıldı. Başında IPI üyesi birinin bulunduğu bir gazetede çıkan yazıyı “Unutmayın, ben de üyenizim” diye başlayan bir mektupla örgütün dikkatine sundum. Hayatımın en büyük hayal kırıklıklarından biridir o olay; Viyana''daki merkezden “İlgileniyoruz” anlamına gelen bir ilk cevaptan sonra çıt çıkmadı.

O zaman bir yabancı dostum beni teselli ederken, “IPI gibi örgütler” demişti, “Soğuk Savaş dönemi şartlarında kurulmuş, o dönemin özelliklerine uygun çalışmalar göstermişlerdir; bugünün dünyasında işlevsiz bir örgüttür IPI… Yılda bir kez dünyanın bir köşesinde yapılan toplantıları organize etmek dışında eylemsizdir… Sen de biliyorsun, o toplantılar da ''Kongre eğleniyor'' havasında geçer…”

İlk katıldığımda, önemli bir meslektaş, “Ajandana gelecek yılın toplantısının tarihini şimdiden yazmayı unutma” diye tembihlemişti; onlar öyle yaparlarmış… Pek çok meslektaş için patron kesesinden eşli tatil anlamına geliyor IPI toplantıları…

Dolmabahçe Sarayı bahçesinde dolanırken yanıma gelen bir işadamı ilginç bir şey söylemişti; dâvete
dediklerini yazmayı unutmuşum. “Sen” demişti işadamı, “Maliye Bakanlığı ile PO arasındaki uzlaşmayı yazdın ve boğayı boynuzlarından kavradığını sanıyorsun, değil mi? Hayır, öyle değil. Bugünün dünyası, ticarî ilişkileri, para kazanma yöntemleri eskisinden çok farklı. PO ve ilişkili olduğu diğer şirketlerin hisse senedi değerleri ceza haberiyle çok düşmüştü; uzlaşmayla yeniden yukarıya tırmandı…”

Hiç düşünmediğim bir nokta. “Sonunda uzlaşılacağı bilgisiyle değeri en aşağıdayken hisse senetlerini almaya başlarsan, uzlaşma sonrasında tırmanışa geçtiğinde dünya kadar para kazanırsın… Uzlaşma sonucu PO''nun Maliye''ye ödemeyi taahhüt ettiği miktardan çok daha büyük paraları bu arada birileri borsadan kazanmıştır…”

Kimsenin malında, kazancında inanın gözüm yok…

Sahi, Aydın Doğan Grubu tarafından organize edilen IPI toplantısına Başbakan Tayyip Erdoğan katılmıştı değil mi? Benim katılmamamın ne önemi var?