Nitelikli kaynak israfı

00:0018/07/2012, Çarşamba
G: 5/09/2019, Perşembe
Yaşar Süngü

Bütün dünya Mersin''e giderken biz tersine gittik. Türkiye''de yıllarca süren belki de en büyük kaynak israfı eğitim alanında oldu.Gerçek hayattan uzak, pratiği olmayan eğitim yüzünden yıllarca milyonlarca öğrencinin zamanı ve gençliği çalındı.Devletin de eğitime ayırdığı milyar dolarlar uçup gitti.Gelişmiş Avrupa ülkelerinde normal lise oranı yüzde 30, meslek liseleri oranı yüzde 70 iken, bizim basiretsiz siyasetçilerimiz normal liselerin oranını yüzde 70, meslek liselerini de yüzde 30 oranda tuttu.Sadece

Bütün dünya Mersin''e giderken biz tersine gittik. Türkiye''de yıllarca süren belki de en büyük kaynak israfı eğitim alanında oldu.

Gerçek hayattan uzak, pratiği olmayan eğitim yüzünden yıllarca milyonlarca öğrencinin zamanı ve gençliği çalındı.

Devletin de eğitime ayırdığı milyar dolarlar uçup gitti.

Gelişmiş Avrupa ülkelerinde normal lise oranı yüzde 30, meslek liseleri oranı yüzde 70 iken, bizim basiretsiz siyasetçilerimiz normal liselerin oranını yüzde 70, meslek liselerini de yüzde 30 oranda tuttu.

Sadece bu kadarla da kalmadı.

28 Şubat sürecinde İmam hatip liselerinden mezun olanların hakim, savcı, avukat, kaymakam, vali, doktor, mühendis, öğretmen olmasını engellemek için bütün meslek liselerine kat sayı sistemiyle soykırım uyguladı.

*

Sonra ne oldu?

Veliler çocuklarını meslek liselerinden normal liselere kaydırdı.

Sonra ne oldu?

Üniversite kapılarında milyonlarca genç yığıldı.

Sonra ne oldu?

Üniversiteye giren de pişman edildi, giremeyen de.

Üniversiteye giren gençlerle, giremeyen gençler işsizler ordusunda buluştu.

Bugünkü işsizler ordusunun komutanlarını hepimiz tanıyoruz.

O dönem katsayıya destek verip de, bu dönemde "Meslek Lisesi memleket meselesi" sloganıyla ortaya çıkıp mesleki eğitime katkı ödülü alan büyük sermaye sahipleridir.

Neden çark ettiler?

Hükümetin katsayı kararına maddi ve manevi destek veren büyük sermaye, bir süre sonra kendi ayağına kurşun sıktığını anladı.

Kaynakçısını bile Hindistan''dan getirmek zorunda kaldı.

*

Geçmişi bir tarafa bırakalım.

Türkiye''de ekonomik refahın artması, ülkede yıllardır süren kronik işsizliğin çözümüne bağlı.

Bunu çözmek de sadece hükümetin veya iş dünyasının görevi değil.

Üniversitelerin de ülke istihdamına katkıda bulunmak gibi bir görevleri bulunuyor.

Türkiye''nin dünyanın 10. ekonomisi haline gelmesinin sırrı da, sanayi ile akademik hayatın işbirliğinde yatıyor.

*

Türkiye''de bir türlü çözülemeyen kronik işsizliğe karşı üniversiteler de çözüm üretmeye başladı.

Bir çok özel üniversite eğitimlerini piyasaların talepleri doğrultusunda yapmaya başladı.

Nitelikli eleman sıkıntısını çözmeyi amaçlayan bu tür yüksek eğitim önümüzdeki dönemde Türkiye''nin en önemli sıkıntısı haline gelen nitelikli istihdam eksikliğini giderecek.

Bu alanda en büyük ve geniş çaplı girişim de herhalde İstanbul Ticaret Odası ile İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) olacak.

*

İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) öğretim üyeleri ve öğrencileri ile 400 binden fazla firmayı temsil eden İstanbul Ticaret Odası (İTO)''nın 90 meslek komitesi bir merkez kuracak.

Araştırma ve uygulamaya odaklanacak merkezden çıkacak girişimci fikirler, İTİCÜ İktisadi İşletmesi ile hayata geçirilecek.

Önümüzdeki dönemde ya seçimli dersleri arttırarak uygulama yönünü geliştirmek ya da bir yılı üç dönem yapıp, iki dönemi akademik, son dönemi staj olan bir program oluşturma amaçlanıyor.

Eğitim programı öğrencilerin rahat iş bulmasına ve piyasanın istediği donanıma sahip olmasına altyapı sağlayacak.

Yeni kurulan Uygulamalı Bilimler Fakültesi''nin programı iş dünyasıyla entegre haline getirilecek.

Dersleri ve programı iş dünyası belirleyecek.

İş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veren bölümler açılacak.

İTO''nun 90 meslek komitesinde öğretim üyeleri aktif yer alarak piyasanın ihtiyacını fakültesinde anlatacak.

Öğrenciler için staj ve iş talepleri başta olmak üzere kariyer planlamasına destek verilecek.

*

Şu nokta da önemli.

İnsanların iş güç ve kariyer sahibi olması için üniversite okuması gerekmiyor.

Ancak bu fikrin karşısında duvar gibi duran halka dayatılmış bir zihniyet var; "Üniversite okursan iş güç sahibi olursun, okumazsan hiç birşey olamazsın" vb gibi.

Kariyer sahibi olmak, bir alanda uzmanlaşmak için lise seviyesinde mesleki eğitiminde yeterli olduğu düşüncesine önce halkı inandırmak gerekiyor.

Bu görevde öncelikle devletin.

*

İşsizliğin eğitim sistemiyle çözülmesi kalıcı ve sağlam bir yol.

Ancak öncelik mevcut işsizlere iş bulmak olmalı.

Günde 3 öğün yemek ve her akşam sıcak bir yuva ihtiyacı günlük ihtiyaç sınıfına giriyor.

Ve bu ihtiyacı gideremeyen kaç milyon işsizin olduğunu hepimiz biliyoruz.

Çözüm tarafındakileri uyandırmazsak, rahatsız etmezsek, onları dürtmezsek sorun bitmez!

Sonra vebalini hepimiz (afetlerle) öderiz.

İşsizlik de sosyal afettir. Bedelini herkes öder

Günün sözü: Zulme razı olmak da zulümdür.
Said Nursi