Yazarlar Neden Sekülerlik?

Neden Sekülerlik?

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yazdıklarımı anlama kaygısı gütmeyenler şöyle bir eleştiride bulunuyorlar bana: Yusuf Kaplan, sekülerliğe, laikliğe takmış durumda. Neredeyse her yazısında bir sekülerlik veya laiklik lafı geçiyor mutlaka. Vs. vs.

Ben Batı''da yaşıyor olsaydım, bana bu tür eleştirler yöneltilmezdi. Çünkü Batılılar, ne demek istediğimi anlamakta zorlanmazlardı. Neden?

Nedeni şu: İçinde yaşadığımız dünyada tek bir uygarlık hükümfermâ: Batı uygarlığı. Bugün kullandığımız bütün kavramları ve kurumları, Rönesans ve Reformasyon''dan sonraki süreçte, düşünce, siyaset ve ekonomi devrimleri sonrasında modern Batı uygarlığı geliştirmiştir.

Modern Batı uygarlığı, modernlikten önceki süreçte bir dünya medeniyeti üretebilmiş değildi: Sadece Avrupa''da geçerli olan, dolayısıyla taşralı bir kültür ve uygarlık tecrübesi yaşıyordu.

Yani Batı uygarlığı, modernlikten önceki süreçte, dünya tarihinde bir özne rolü oynayamıyordu. Avrupalılar ve ardından da Amerikalılar, modernlikle birlikte tarihe girebilmişler, Braudel''in deyişiyle “dünya-tarihsel” bir rol oynamaya başlamışlardı. Ayrıca ortaçağlardan önceki Roma ve antik Yunan uygarlık tecrübeleri de, kısmen “taşralı”ydı. Roma da özgün bir kültür yoktu zaten. Antik Yunan kültürü, Roma''ya şeklini veren yegâne kültürdü. Roma''da savaşlar, zorbalıklar ve barbarlıklar vardı; o yüzden antik Yunan kültürünün yaratıcı aşısının da katkısıyla Roma''da hukuk gelişebilmişti yalnızca.

İkincisi de, genel olarak Batı uygarlığının dini de, kültürü de, kendilerine ait olan, kendilerinin ürettikleri özgün dinler ve kültürler değildi. Hıristiyanlık, Asya''dan ithal edilmişti. Kültür de Asya''dan ithal edilmişti büyük ölçüde. Bunun tek istisnası, antik Yunan pagan / rasyonalist düşünceydi. İnsanın ve insan aklının mutlaklaştırılması ve tanrılaştırılması anlamında antik Yunan pagan düşüncesi, özgün bir düşünceydi.

İşte modern düşünce, antik Yunan düşüncesinin müslümanlar aracılığıyla Batılılara öğretilmesiyle “kurulmuş” bir düşünceydi. Yani müslümanlar olmasaydı, Batılılar antik Yunan düşüncesini öğrenemeyeceklerdi. Bu tür eleştirileri yönelten insanlar, içinde yaşadığımız dünyayı anlayabilmiş olsalar, bu tür bir eleştirinin anlamsız olduğunu görmekte zorlanmazlar.

Modern Batı uygarlığı, klasik pagan düşüncenin ve uygarlığın kurucu temelleri üzerine kurulmuştu: Hümanizm, insanın ve insan aklının tanrısallaşması sürecinin başlagıcıydı.

Modern pagan düşüncenin yaratıcı ruhunu ve kurucu iradesini oluşturan kilit kavram, sekülerliktir. Şu an, modern Batı uygarlığı, dünyada hâkim olan ve kendisini yeniden üreten tek uygarlık olduğu için, çağımıza damgasını vuran tek dinamik sekülerliktir. Batı bilimi, düşüncesi, kültürü, sanatı, toplum ve siyaset hayatının ayırt edici vasfı sekülerliktir.

Ernest Gellner''in deyişiyle, birinci sekülerlik çağı, dinin dünyadan / hayattan uzaklaştırılmasıdır ve modernliği açıklar. İkinci sekülerlik çağı da dünyevî olan''ın dinselleştirilmesidir; bu da postmodernliği açıklar.

Özetle, Zeitgeist''ı / zamanın ruhunu sekülerlik, özellikle de neo-pagan sekülerlik biçimleri oluşturur. Çağımızın birincil öznesi sekülerlik olduğu için, ben bu dünyada yaşayan biri olarak, içinde yaşadığım dünyaya ilişkin bir olguyu tartışıyorsam, aynı zamanda sekülerliği konu ediniyor veya tartışıyorum demektir. Benim, yazılarımda, neden sürekli olarak sekülerliğe gönderme yaptığımı anlamak istemeyen kişiler, ya çağın ruhunu sekülerliğin oluşturduğunu bilmeyen, kavrayamayan kişilerdir; ya da sekülerliğin Türk versiyonu laikçiliğin Türiye''de dinselleştirilmesinden ötürü benim sekülerliğe yönelttiğim eleştirileri, kendi kutsallarına yöneltilen eleştiri olarak algılayan ve o yüzden hemen reaksiyon gösteren kişilerdir.

Seküleliğin dışında, dünyada özne konumunda olan tek aktör İslâm''dır. Batı uygarlığının seküler temsilcilerinin İslâm''ı hedef tahtasına yatırmalarının, şeytanlaştırmalarının nedeni, İslâm''ın kendine özgü evrensel paradigmaları olan ve bu paradigmaları hayata geçirmek için sekülerliğe itiraz edebilen ve teslim olmayan tek din ve medeniyet kaynağı olmaıdır.

“ÇÖPLÜK”TEKİ GÜRUH

Önceki yazımda bir “çöplük”ten sözettim ve bazı “çöplükçüler”in benim üzerimden İslâm''ı şeytanlaştırdıklarına dikkat çektim. Çöplükçüler, bana gösterdikleri rekasiyonla ne denli pagan ve vandal bir güruh olduklarını böylelikle ispatlamış oldular.

Bana İslamofaşist diyen beş para etmez -sözümona altgrup!- sol-burjuva güruh şunu iyi bilsin: Ben, farklılıkları ziyadesiyle önemseyen, herkesin inancında ve inançsızlığında özgür olmasını sonuna kadar savunan, dinsiz de olsalar -dürüst olmayan ve kullanılan tipler hariç-, haksızlığa uğrayanların her zaman yanında olan biriyim. O yüzden, benim yöneticisi olduğum “okul”da marksistler de, laikler de, milliyetç iler de, İslâmcılar da ders verir ve ders alır. Yine benim bir zamanlar başında bulunduğum bu gazetede, laikler de, İslâmcılar da rahatlıkla yazabilir. Oysa bu ülkede, laikçi bir gazetede tek bir İslâmcı''ya bile yazdırmazlar. Tek şartla yazdırırlar: Devşirilmişse veya kullanılanabileceklerse... Oysa bu ilkellikten ve özgüven yoksunluğundan başka bir şey değildir. Aradaki fark bu.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.