Yazarlar Türkiye, neden beklenendir?

Türkiye, neden beklenen’dir?

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Önce az, öz ama sarsıcı bir aforizma: Biz gelince onlar / Batılı emperyalistler defolup gidecek coğrafyamızdan; yeter ki, biz önce kendimize gelelim.

Şu hâlimizle bile yeryüzünün mazlumlarına sahip çıkan, kimsesizlerin kimsesi, sahipsizlerin sahibi olan büyük ölçüde sadece biziz şu çivisi çıkmış dünyada. Üstelik de hiçbir maddî, siyasî, dünyevî beklenti içine girmeden, hiçbir karşılık beklemeden kol kanat geriyoruz mazluma. Dünyanın ruhu biziz. Bu çok açık ve net.

Bizi bekliyor tarih ama bunu görebilecek durumda bile değiliz biz. Etrafımıza derinlemesine bakabilirsek, derin nefes alarak hâdiseleri okuyabilirsek tarihin bizi beklediğini, Türkiye’nin beklenen olduğunu, Türkiye’nin dünyanın ruhu, mazlumların umudu, zorbaların kâbusu olduğunu görebiliriz.

AHMET CEVDET PAŞA, FUAT SEZGİN VE DİĞER KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN “KEŞFEDİLMEMİŞ KITALARIMIZ”

Sadece insanî yardımla geliyor değiliz tabiî ki. Entelektüel olarak da büyük atılımlara gebe Türkiye. En büyük çileyi, yok oluş felâketini biz yaşadık; bu ontolojik yok oluş felâketine nasıl direnilenilebileceğini, bu direnişin entelektüel bir meydan okuma geliştirilerek nasıl aşılabileceğini biz gösterdik özellikle Meşrûtiyet dönemlerinde geliştirdiğimiz ve bugün bile henüz anlaşılamamış ve aşılamamış muazzam entellektüel birikimle ve bunu dünya âleme gösterdik aslında.

Ahmet Cevdet Paşa gibi üç asırlık, dört asırlık derin nefes alan ve biz farkında olmasak da bizim bir kaç yüzyılımızı hazırlayan, kuran dev bir adam bu ülkeden çıktı. El attığı her alanda kurucu metinler yazdı: Tarih’ten tarih felsefesi’ne, ilimler felsefesi’nden mantığa, hukuk’tan siyaset felsefesine kadar belli başlı bütün alanlarda öncü metinlere imza attı, gelecek yüzyılların yol haritasını çıkardı, tohumlarını ekti.

Yine Fuat Sezgin gibi 1300 cilt gibi devâsâ bir İslâm bilim tarihi çalışmasına imza atan dâhî bir adam bu ülkeden çıktı. Biz Fuat Sezgin’i hem geç tanıdık hem de hakkıyla anlayamadık: Klasik metinlerimizin sahabe tarifi için kullandığı ifadeyle, “şafak yağmuru” idi Fuat Sezgin Hoca: Zifiri karanlığın çöktüğü bir zaman diliminde ortaya çıkan gün ışığı, zihin ve kültür dünyamızı aydınlatan, insanlığın özelde bilim tarihinin, genelde ise medeniyet tarihinin silbaştan yeniden yazılmasına yol açacak kadar öncü, önaçıcı, büyük tarihî işlere imza atan bir güneşti.

Fuat Sezgin’ın entelektüel ufku ve çapı da, yaptığı olağanüstü çalışmanın kültürel kuşatıcılığı, derinliği ve kışkırtıcılığı da yeterince anlaşılamadı henüz; bu entelektüel sığlık ve çapsızlık devam ettiği sürece de uzunca bir süre daha anlaşılması, takdir edilmesi ve ondan gereği gibi beslenilmesi, yararlanılması zor görünüyor.

Sezai Karakoç, İsmet Özel ve Cemil Meriç kalibresinde, hem çağı ve çağın sorunlarını çok iyi tanıyan hem bizim medeniyet birikimimizin ve ruhunu derinlemesine kavrayarak bizim dünyaya ne söyleyebileceğimiz sorusunun cevabı üzerinde kafa patlatan, çağrısı çağını kuracak, değeri yarın daha iyi anlaşılacak çaplı Müslüman düşünür ve sanatçılar yine bu ülkeden çıktı. Bu ülkenin, keşfedildiğinde küresel ölçekte ses getirecek İslâmî iddialarını dillendiren ve temellendiren düşünür ve sanatçılar bunlar.

BİZ İSLÂM DÜNYASINI VE DÜŞÜNÜRLERİNİ TANIYORUZ AMA ONLAR BİZİ TANIMIYOR

Şu kesin: Biz İslâm dünyasını, çağdaş İslâm düşüncesini yakından takip ediyoruz ve iyi tanıyoruz. Ama İslâm dünyası, Meşrûtiyet’ten itibaren çıkardığımız ve sömürgecilik tecrübesini ve psikolojik, kültürel ve entelektüel yıkımlarını iliklerine kadar yaşayan İslâm dünyasının düşünürlerinin aksine, söylemleri, reaksiyoner bir dil barındırmayan, azınlık psikolojisinden uzak asil bir dil ve vakur bir söyleme sahip bizim düşünürlerimizi tanımıyor.

Dürüst olmak gerekirse, iki asırdır çıkardığımız düşünürleri ve onların ortaya koyduğu keşfedilmemiş kıta’yı andıran muazzam entelektüel birikimi biz tanıyor muyuz ki, başkaları, bizim dışımızdaki Müslümanlar tanımıyor diye şikâyet etmeye hakkımız olsun!

Ama bu sorunlar geçici ve kolaylıkla aşılabilecek sorunlar. Gerek biz, gerekse İslâm dünyası, bizim iki asırdır ortaya koyduğumuz entelektüel birikimi keşfettiğinde ve bu birikimle yüzleşip bu birikimden hem beslenmeye hem de bu birikimi tartışmaya başladığında ortaya çıkacak manzara ve alacağımız mesafe çok daha umut vadeden, ufuk sunan kanatlandırıcı bir manzara olacak inşallah.

Vesselâm.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.