Avrupa SAFE'de Türkiye'yi istiyor

Muhammed Vefa Yürekli
04:005/01/2026, الإثنين
G: 4/01/2026, الأحد
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Rusya tehdidi ve ABD’nin belirsiz tutumu karşısında hazırlıksız yakalanan Avrupa, yeni bir savunma programı olan SAFE’i duyururken, kıta ülkeleri NATO’nun en büyük ikinci ordusu Türkiye’nin programa katılması konusunda oldukça istekli. Brüksel, SAFE programında Türkiye’nin yer almasını isterken, bu katılımın Avrupa savunmasına hem teknoloji hem de kapasite açısından ciddi katkı sağlayacağını değerlendiriyor.

Günümüzde ciddiyetini giderek artıran çok boyutlu güvenlik tehditleri, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ve yayılmacı politikasının bölge ülkeleri açısından bir tehdit olarak algılanması, ABD’de Trump yönetiminin “Önce Amerika” yaklaşımı ve savunma alanında Avrupalı ortakların daha fazla harcama yapması ve sorumluluk alması konusunda giderek sertleşen vurguları Avrupa’yı kendi göbek bağını kesmesi için adım atmaya zorladı. Bu kapsamda Avrupa Birliği (AB) yeniden silahlanma yoluna girdi ve SAFE (Security Action for Europe) programını duyurdu. Oluşturulacak olan 150 milyar dolarlık fonla AB, üye ülkeleri uzun vadeli borçlandırarak öz savunmalarını güçlendirmelerine olanak tanıyacak. Kredilerin 2030 yılı sonuna kadar dağıtılması ve 45 yıl içinde geri ödenmesi planlanıyor. Batı blokunu adeta zırhlandıracak olan programda, Atina’nın muhalefetine rağmen Türkiye’nin de yer alması bekleniyor. 

AVRUPA KENDİNİ SAVUNMAK İSTİYOR 

Avrupa’nın güvenlik mimarisi, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte ciddi sınavlarla karşı karşıya kaldı. Rus tehdidi, tedarik zinciri kırılmaları ve NATO-ABD bağlarının devamlılığı konusundaki belirsizlik, Avrupa ölçeğinde kendi savunma kapasitesini güçlendirme ihtiyacını ön plana çıkardı. Trump’ın başkanlığı etkisiyle Avrupa bir kriz durumunda tek başına hareket edebilme kapasitesini geliştirmek istiyor. SAFE Programı bu yönüyle Avrupa’nın savunmada dışa bağımlılığı azaltarak stratejik özerklik sağlamada önemli ve öncü bir araç olarak planlandı. Bu özerklik için ülkelerin tek başına büyük silah sistemleri projeleri yerine, AB çapında ortak projelerle ölçek ekonomisi sağlanması, tedarik zinciri bütünlüğünün oluşturulması gerekiyor. 

150 MİLYAR AVROLUK KREDİ 

Programın temel hedefleri, 5 ana maddede sıralanıyor. Avrupa Savunma Teknolojisi ve Endüstriyel Üssü’nü (EDTIB) güçlendirme hedeflenecek. Üye ülkeler arasında ortak savunma alımları teşvik edilecek. Hem savunma hem de taarruz alanında üye ülkelerin açıkları kapatılacak. Başta Ukrayna olmak üzere müttefiklere sağlanan askeri yardımlarla azalan stoklar yenilecek. Ve AB savunma sanayiine 150 milyar avroluk kredi sağlamak. Program doğrultusunda Avrupa, ABD’nin ağırlığını azalttığı NATO’ya bağımlı kalmadan kendi savunma becerilerini geliştirecek.

SAFE, tüm AB ülkelerini kapsıyor ancak katkılar ülke ekonomisine ve savunma sanayisinin gücüne göre değişiyor. Almanya ve Fransa, programın finansal ve teknolojik omurgasını oluşturuyor. Oluşacak 150 milyar dolarlık fonun büyük kısmını karşılayacak olan iki ülke, aynı zamanda üretim bantlarını da birlik ihtiyaçlarına göre yapılandıracak.

9 Eylül’de AB, başvuran 19 üye ülke arasında 150 milyar avroluk savunma fonunun ön dağıtımının yapıldığını duyurdu. En yüksek payı 43 milyar 734 milyon avro ile Polonya alırken Fransa’ya 16 milyar 217 milyon avro, İtalya’ya 14 milyar 900 milyon avro pay ayrıldı. 

 AB dışı ülkelerin de programa dahil olması gündemde. Kanada, Norveç, Güney Kore ve Türkiye gibi stratejik ortakların Avrupa güvenliğinde rol alması değerlendiriliyor. Son olarak Kanada’nın SAFE’e dahil olduğu duyuruldu. Türkiye’nin SAFE programına dahil olma ihtimali, Avrupa savunma yapısı açısından yalnızca teknoloji temelli bir ortaklık değil; aynı zamanda siyasi güvenin sınandığı jeopolitik bir süreç olarak değerlendiriliyor. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, savunma sanayiinde elde ettiği ivme ile, Avrupa için potansiyel güçlü bir ortak olarak ön plana çıkıyor. 

Son dönemlerde Türk savunma sanayiinin İHA üretimi, elektronik harp, akıllı mühimmat ve zırhlı araçlar gibi alanlarda elde ettiği başarı, SAFE’in öngördüğü ortak inovasyon ve düşük maliyetli üretim hedefleriyle uyumlu ilerliyor. Türkiye’deki üretim tesislerinin esnek yapısı ise Avrupa’nın kriz dönemlerinde ortaya çıkan tedarik darboğazlarını hafifletebilecek bir alternatif sunuyor. Aynı zamanda coğrafi konumu sayesinde Türkiye, Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan hattaki savunma projelerinde lojistik akışı kolaylaştırabilecek stratejik bir geçiş noktası olarak dikkat çekiyor.

BRÜKSEL’İN SINAVI 

Türkiye’nin katılımına muhalefet edenlerin başında Atina yönetimi geliyor. Yunanistan, diğer üye ülkelerle yaptığı görüşmelerde, Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkı sağlayacak bir aktör olmadığı konusunda kulis çalışmaları yürütüyor. Atina’nın vetosu, görünürde Türkiye’nin “casus belli” (savaş nedeni) kararına dayandırılıyor. Söz konusu durum Avrupa için de bir sınav niteliğinde. Zira Yunanistan’ın tutumuna karşı Brüksel’in alacağı aksiyon, “Kıta için ortak bir güvenlik vizyonu mu benimsenecek, yoksa her ülke ulusal çıkarlarını önceleyerek mi hareket edecek” sorusuna cevap verecek.


#SAFE
#Vizyon eki
#Türkiye