
20 yıllık emeğin ürünü olan yerli ve milli Altay Muharebe Tankı’nın ilki 28 Ekim’de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi. Tank teknolojisinde Türkiye’yi devler ligine taşıyan ALTAY, şimdiden yabancı ülkelerin takibine girdi. Teknik üstünlükleriyle TSK’nın gücüne güç katan ALTAY’ın Avrupa savunmasında da önemli roller oynayabileceği şimdiden konuşulmaya başlandı.
Hava ve deniz kuvvetlerinde yurt dışına bağımlılığı en aza indirmek için dünyanın çok konuştuğu mega projelere imza atan Türkiye, 2000 yılının başında Kara Kuvvetleri’nin ihtiyaçları için de arayışlara başladı. İlk olarak yabancı menşeili bir tankın yurt içinde üretimi gündeme geldi. Dünyaca ünlü firmaların getirdiği tanklar 2 yıl süre ile test edildi. Ancak tanklar Türk Silahlı Kuvvetleri’nin talep ve ihtiyaçlarına cevap vermekte yetersiz kalınca, yerli üretim modeli gündeme geldi. Savunma sanayiinde 2000’li yılların başında inşa edilen güvenle, adını Kurtuluş Savaşı sırasında İzmir’e giren ilk süvari birliklerinin komutanı Fahrettin Altay’dan alan Altay Muharebe Tankı’nın geliştirilmesine karar verildi. 30 Mart 2007’de Milli Tank Üretim Projesi çalışmalarına başlandı.
2017’DE SSB’YE TESLİM EDİLDİ
Tasarımı ve prototip üretimi için 500 milyon dolarlık dev bir bütçe öngörülen ALTAY’ın 2009’da başlayan tasarım çalışmaları, ilk iki prototipin (Hareket Kabiliyeti Testi Ön Prototipi ve Atış Testi Ön Prototipi) 15 Kasım 2012’de Türk ve dünya kamuoyuna sunulmasıyla büyük ölçüde tamamlandı. 2017 yılında ise ALTAY Tankı prototipleri testlerini tamamlayarak Savunma Sanayi Başkanlığı’na teslim edildi. 2018 sonrası ise seri üretim süreci başladı.
1,5 MİLYON SAATLİK EMEK
BMC, Aselsan, Roketsan, MKE gibi güzide kurumlarımız ile onlarca alt yüklenici şirketin katkı sunduğu proje 2025’te ilk meyvesini verdi. Türkiye’yi kullanıcı ülke konumundan tasarımcı/üretici ülke konumuna taşıyan ALTAY tankının ilki, 1,5 milyon mühendislik saati, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreci, 3 bin 700 fiili atış aşamaları tamamlanarak geçtiğimiz 28 Ekim 2025’te Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi. Başlangıçta Güney Kore menşeli motorlar kullanılmış olsa bile, uzun vadede yerli BATU motoru ile ALTAY’daki millilik oranının yüzde 100’e ulaşması bekleniyor. Uzun ve zorlu bir süreç sonunda ortaya çıkan Altay, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla geliştirip ürettiği ilk ana muharebe tankı oldu. Savunma analisti Arda Mevlütoğlu, bu çok boyutluluğu 3 maddede ortaya koyuyor.
AVRUPA’YA DA UMUT ISIĞI
Birincisi Avrupa’nın özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında ortaya çıkan endüstriyel kapasite zafiyetinin giderilmesi için hızlı üretim ve modernizasyon kapasitesi gerekmektedir. Avrupa savunma sanayisi pek çok alanda yüksek kalite ve teknoloji seviyesine sahip olmakla birlikte, üretim ölçeği ve teslimat süreleri konusunda ciddi sınırlılıklar yaşamaktadır. Türkiye’nin modüler tasarım yaklaşımı, rekabetçi maliyet yapısı ve yüksek üretim ölçeğine ulaşabilme esnekliği, Avrupa’nın eksik kaldığı tam da bu alana dokunmaktadır.
İkincisi, Türkiye’nin harekât deneyimi, Avrupa’nın uzun yıllardır dahil olmadığı yüksek yoğunluklu ve karmaşık muharebe ortamlarına dair pratik doktrin ve sistem entegrasyon bilgi birikimini barındırmaktadır. Bu bilgi ve altyapı gerçek savaş ortamında test edilmiş ve optimize edilmiştir.
STRATEJİK BİR DEĞER
Üçüncüsü, Türkiye’nin jeopolitik konumu, Avrupa’nın kara savunma stratejisi için kritik bir güvenlik tamponu görevi görmektedir. Orta Doğu, Kafkasya ve Karadeniz üçgenindeki istikrarsızlık alanları, Avrupa’nın doğrudan güvenliği açısından tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği kara platformları ve bunların geniş coğrafyalarda denenmiş olması, Avrupa’nın çevresel güvenlik risklerine yönelik süratle konuşlandırılabilir, farklı iklim ve coğrafi koşullara uyum sağlayabilir araçlara ihtiyaç duyduğu bir dönemde stratejik bir değer üretmektedir.
DÜNYA SAHNESİNDE AYRICALIKLI KONUM
Avrupa’nın ALTAY’ı yakın markaja alması da bu tespitlerin haklılığını ortaya koyuyor. Örneğin Fransa’nın önde gelen savunma sanayi platformu Militaire, Türkiye’nin yerli ana muharebe tankı Altay’ı mercek altına alan dikkat çekici bir analiz yayımladı. “Türkiye, seri üretimine başladığı 65 tonluk bu dev tankla ağır sınıf tank üreten ülkeler kulübüne resmen adım atıyor” başlıklı analizde, “Altay’ın seri üretime geçmesiyle Ankara, dünya sahnesinde kendine ayrıcalıklı bir konum elde etti” ifadelerine yer verildi. Analizde, bu üretim kapasitesinin Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişinin en somut göstergelerinden biri olduğu vurgulanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savunma sanayi alanında yaptığı hamlelerin Türkiye’yi küresel arenada adım adım zirveye taşıdığı belirtildi. Altay programına ilişkin detaylara da yer veren Militaire, “Program 2000’li yıllardan bu yana sürüyor ve toplamda 35 bin kilometrelik test sürecini kapsıyor. 65 tonluk tank; 120 mm’lik topu, 7.62 mm eş eksenli makineli tüfeği ve uzaktan komutalı silah sistemiyle adeta bir canavar. ASELSAN’ın geliştirdiği AKKOR aktif koruma sistemi de üretim hattındaki tanklara entegre edilecek” ifadelerini kullandı. İsrail gazetesi Maariv, Altay tanklarının seri üretime geçmesini “Türkiye, süper güçler arasına giriyor: Ölümcül kapasiteye sahip yeni tankını üretmeye başlıyor.” başlıklı haberi ile duyurdu. Polonya merkezli Defence Industry EU, Altay Tankı’nda kullanılan Türkiye’nin savunma sanayi devi ASELSAN’ın ürettiği sistemlere yer verdi.
KLASİK TANKLARDAN ÇOK FARKLI
Altay ana muharebe tankı, akıllı savunma ve atış kontrol sistemleriyle donatılmış yapısı sayesinde hem saldırı hem de savunmada yüksek performans sunuyor. Yaklaşık 65 ton ağırlığındaki tank, yerli 1.500 beygir gücündeki BATU motoru, 120 mm ana topu ve AKKOR aktif koruma sistemiyle modern muharebe sahasının ihtiyaçlarına yanıt veriyor. 70 km/s hıza ulaşabilen Altay, gelişmiş zırh yapısı ve dört kişilik mürettebatıyla dikkat çekiyor.






