Suriye'nin en büyük destekçisi Türkiye: Devrimden yükselişe

İsmail Çoktan
04:005/01/2026, Pazartesi
G: 4/01/2026, Pazar
Yeni Şafak
Ahmed Şara, Recep Tayyip Erdoğan.
Ahmed Şara, Recep Tayyip Erdoğan.

Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye yeni bir döneme girerken, Türkiye hem devrim sürecinde hem de sonrasında Şam yönetiminin en önemli destekçisi oldu. Yaptırımların kaldırılmasından yeniden imar çalışmalarına, güvenlikten diplomasiye kadar birçok alanda Türkiye, yeni Suriye’nin küresel sisteme entegrasyonunda merkezi bir rol üstleniyor.

Suriye, Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından yeni bir döneme girerken hem iç kalkınma hem de uluslararası siyaset alanında önemli adımlar atıyor. Türkiye ise devrim sürecinde olduğu gibi devrim sonrası da Suriye halkının yanında olmaya devam ediyor. Mart 2011’de başlayan devrim sürecinde Türkiye açısından en kritik iki amaç komşu ülke Suriye’deki istikrarsızlığın Türkiye’nin güvenliğini riske atmaması ve yıllardır mücadele ettiği terör örgütü PKK ile uzantılarının alan kazanmamasıydı. Bu süreçte, yaklaşık 4,5 milyon Suriyeli mülteciyi topraklarında ağırlayan Türkiye, özgürleştirilmiş bölgelerdeki çeşitli kalkınma hamlelerinin yanı sıra DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerine karşı askerî açıdan mücadele edilmesine de katkı sağladı. Muhalif grupların 27 Kasım-8 Aralık 2024’te rejimin devrilmesine giden operasyonları sırasında hem uluslararası toplumun mevcut durumu kabullenmesi hem de operasyonun en az zararla sonuçlanmasını sağlayacak kurmay aklının sağlamlaştırılması açısından muhaliflere önemli destekler sunan Türkiye, devrim sonrası da destekleyici rolünü sürdürerek yeni Şam hükümetinin normalleşme adımlarını hızla atmasının önünü açıyor.

YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASINDA KRİTİK ROL OYNADI

ABD Başkanı Donald Trump, devrim sonrası Suriye’nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Katar’ın başkenti Doha’da yaptığı ilk görüşmede, Esed rejiminin katliamları nedeniyle yıllarca Suriye’ye yönelik uygulanan Sezar Yaptırımlarını kaldıracağını ilan ederken, bu kararı almasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli bir etkisi olduğunu söylemişti. Trump, geçtiğimiz hafta ABD Kongresi ve Senatosunun yaptırımları tamamen kaldırmasının ardından da Erdoğan’ın oynadığı kilit role değindi. Şara da yaptırımların kaldırıldığı müjdesini Suriye halkına verirken Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Katar Emiri Temim bin Hammad’ın yanı sıra Erdoğan’a teşekkür etti.

YENİDEN İMAR SÜRECİNE KATILIYOR

Türkiye, Suriye’nin devrim sonrası yeniden imar sürecine hem yatırımcı şirketler hem de belediyelerin ortak çalışmalarıyla katkı sağlamaya çalışıyor. Belediyeler tarafından başlatılan “Kardeş şehir uygulaması” kapsamında Türkiye’deki birçok şehirdeki belediyecilik tecrübesi, yapılan koordinasyon toplantılarıyla Suriye’deki şehirlere de katkı sağlaması için paylaşılıyor. Türkiye’nin önde gelen inşaat şirketleri de geçtiğimiz yaz Suriye’de önemli projeler için anlaşmalar yaptı. Yine Suriye şehirlerindeki elektrik, yakıt ve doğalgaz tedarikinde Türkiye desteklerini sürdürüyor. Bu kapsamda, Azerbaycan’ın petrol ve doğalgaz şirketi SOCAR ile Şam hükümeti arasında Azerbaycan’dan Suriye’ye Türkiye üzerinden petrol ve doğalgaz sağlanması için de anlaşma yapılmasında Ankara kolaylaştırıcı rol oynadı.

İSRAİL’E KARŞI DENGE UNSURU

Esed rejiminin devrildiği 8 Aralık 2024’te Suriye’nin güneybatısındaki Golan Tepeleri’nin Suriye tarafındaki tampon bölgeyi işgal eden İsrail, Suriye’deki çeşitli noktalara bombardımanlar düzenleyerek ve güneydeki Süveyda’da hükümete karşı isyan eden yasa dışı Dürzi grupları destekleyerek istikrarın kurulmasını engelliyor. Türkiye ise bu noktada Şam hükümetiyle yaptığı askeri iş birliği anlaşmaları ve uluslararası arenada yürüttüğü etkili diplomasiyle İsrail’e karşı Şam’ın yanında bir denge unsuru rolünü oynuyor. Ankara, İsrail’in istikrarı sarsan eylemlerini sık sık kınarken Suriye’nin bölünmesine izin vermeyeceğini yüksek sesle dile getiriyor.

SDG/PKK SORUNUNDA DÜĞÜM ÇÖZÜLÜYOR

Türkiye’nin güvenlik alanında başta gelen kaygılarından biri Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı altında Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütü PKK oldu. Örgütün etkisinin sonlandırılması ve durumun barışçıl yollarla çözüme kavuşturulması için Şam hükümetine hem diplomatik hem de askeri desteğin sağlanacağı taahhüdünde bulunan Türkiye, ABD’nin örgüte olan desteğini sonlandırması için de mekik diplomasisi yürüttü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eylül ayında Washington’u ziyaret ederek SDG/PKK’nın 10 Mart 2025’te Şam ile imzaladığı entegrasyon anlaşmasını uygulaması için baskı yapılmasını sağladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da devrimin hemen ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin hem Suriye’deki Kürtlerin haklarının korunması, hem de PKK’nın Suriye’den çıkarılması için Şam’a gereken desteği sağlayacağını” taahhüt etmişti. Fidan’ın bu açıklamaları ve yapılan diplomatik görüşmeler 10 Mart anlaşmasının önünü açtı. SDG/PKK’nın bu anlaşmayı uygulamaktan kaçınmasına rağmen baskılarını sürdüren Türkiye, anlaşmanın uygulanması için Şam’ın yanında olduğunu bir kez daha teyit etti.

MÜLTECİLER KÖPRÜ OLDU

Türkiye’de 10 yılı aşkın bir süre geçici koruma statüsü altında Esed rejiminin katliamlarından korunan milyonlarca Suriyeli mülteci, devrimin başarıya ulaşmasının ardından ülkelerine dönmeye başladı. Resmi rakamlara göre şu ana kadar 500 binden fazla mülteci, Suriye’ye geri döndü. Bunların büyük çoğunluğunun hem Arapçayı hem de Türkçeyi iyi derecede konuşması ve eğitimini Türkiye’de almasının yanı sıra Türkiye’deki iş piyasasında bulunmaları sayesinde iki ülke arasında önemli bir köprü vazifesi görüyor. Suriye’ye giden birçok gözlemci, bu mültecilerin Türkiye ve Suriye halkı arasındaki kardeşlik bağının pekişmesine sundukları katkıları dile getiriyor. Ayrıca, Suriye’deki yeni yönetimde önemli roller alan çok sayıda ismin de eğitimlerini Türkiye’de tamamlaması diplomasinin de hızlı işlemesini sağlıyor.

#Suriye
#Diplomasi
#Politika