
İmam Hatipler kuruldukları günden bugüne Türkiye'nin en önemli siyasi meselelerinden birisi olagelmiştir. Toplumun geneli bu okullara ideolojik olarak yaklaşılmasını ve siyasi tartışmalarda yıpratılmasını istememektedir. İmam Hatiplerin ideolojik olarak ötelenmesi ve ayrımcılığa uğraması temelde bürokratların önyargıları ile doğrudan bağlantılıdır.
Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan eğitim kurumlarından biri hiç kuşkusuz imam hatip okullarıdır. İlk olarak 1924'te kurulan bu okullar 1930'da öğrenci olmadığı gerekçesiyle kapatıldı. Ancak 1951'de Demokrat Parti iktidarıyla birlikte sınırlı sayıda imam hatip okulu yeniden açıldı. Adalet Partisi'nin iktidara gelmesiyle birlikte sayılarında artış oldu. 1972 de bu okullar için tekrardan fetret dönemi başladı ve orta kısımları kapatıldı. 1974 ise MSP-CHP koalisyonu ile birlikte hem kapatılan imam hatiplerin orta kısımları yeniden açıldı hem de bu okulların sayısında kayda değer bir artış oldu.
Bu okulların tarihinde en önemli kırılma noktası ise 28 Şubat post modern darbeyle birlikte yaşanmıştır. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim ile birlikte imam hatiplerin orta kısmı, katsayı uygulamasıyla da lise kısımları kapanma noktasına gelmiştir. Öyle ki o tarihlerde 600 bin civarında olan öğrenci sayısı yapılan engellemelerle 65 bine kadar gerilemiştir.
Ancak 2012 de AK Parti hükümeti döneminde çıkarılan bir yasa ile imam hatip okullarının hem orta kısımları açılmış hem de katsayı engeli kaldırılarak üniversiteye girişteki haksız rekabet ortadan kaldırılmıştır. Ak parti hükümeti bu alanda milletin beklentilerine cevap vererek yurt genelinde 694 imam hatip ortaokulu açmıştır. AK Parti hükümetinin bu okullara yaklaşımını yansıtan en güzel örnek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kandil münasebetiyle yaptığı konuşmada ifadesini bulmuştur.
Sayın Başbakan'a göre; bir baskı ve zulüm neticesinde kapatılan imam hatiplerin orta kısımları yaptıkları düzenlemeyle yeniden açılmıştır. İmam hatip okulları bu ülkenin ve bu milletin göz bebeği olacaktır. İmam hatip okulları aziz milletimizin tam anlamıyla varını yoğunu ortaya koyarak inşa ettirdiği, yaşattığı, koruyup kolladığı okullardır. Milletin sahiplendiği, milletin şefkatle bağrına bastığı bu okullar bugün yeniden millete iade edilmiş, yeniden milletle kucaklaşmıştır.
Özetle tarihsel sürecine baktığımız zaman bu okulların diğer okullardan farklı olarak istikrarsız bir süreç yaşadığını söyleyebiliriz. Bu inişli çıkışlı sürecin arkasında bir takım ön yargıların ideolojik yaklaşımların varlığı söz konusudur. Bu önyargılar, ideolojik yaklaşımlar veya bilgi eksikliği geçen zamana rağmen hala bütünüyle aşılabilmiş değildir.
Bunun en çarpıcı örneği, Şanlıurfa'daki imam hatip orta kısımda okuyan öğrenci sayısı ile diğer ortaokullarda okuyan öğrenciler mukayese edildiğinde görülebilir. Şöyle ki; İlçeler dâhil merkezde bulunan ortaokullara kayıtlı öğrenci sayısı 192.599 dur; imam hatip ortaokullarında okuyan öğrenci sayısı ise 2183'tür. Yani imam hatiplerin toplam içindeki oranı % 1'e tekabül etmektedir. Bu oran ise muhafazakâr kimliğiyle bilinen ilimiz için son derece düşüktür.
Rakamlara bakıldığı zaman merkezi hükümetin bütün çabalarına rağmen imam hatiplerin önünün açılmadığını bu konuda halkın taleplerinin karşılanmadığını bina tahsisinde gerekli gayretin gösterilmediğini söyleyebiliriz. Bunun bir takım nedenleri söz konusudur. Şöyle ki: Hem var olan hem yeni açılan imam hatiplerin çok ciddi alt yapı problemleri vardır. Bu okulların altyapı ve fiziki mekânlarının iyileştirilmesi için çaba harcanmamıştır. Bazı okullarda yoğun talep nedeniyle sınıf mevcutları 70 üzerindedir.
En önemli neden ise muhafazakâr kimliğiyle bilinen ve kenti yöneten bürokratların nezdinde imam hatip okulları hala varoşlarda yaşayan fakir, teröre bulaşma potansiyeli bulunan semtlerde açılmalıdır. Bu okullar fakirlerin rehabilite edilmesine yönelik açılması gereken okullardır. Dolayısıyla onlara göre nispeten gelir düzeyi yüksek eğitimli ailelerin bulunduğu semtlerde bu okulların açılması çok da gerekli değildir.
Diğer bir ifadeyle bu tutumun arkasında bürokratların imam hatipler ile ilgili yanlış algıları veya bilgi eksikliği veya ideolojik nedenler veya ihmali söz konusudur. Oysa halkın bu okullar ile ilgili algısı, bürokratların algısından farklıdır.
TİMAV, 2012 de 26 il merkezinde ' Türkiye'de İmam Hatip Lisesi ve İmam Hatipliler Algısı' konulu bir araştırma yapmıştır. Bu araştırma sonuçlarına göre toplumun çok büyük bir kesimi (%70,1) İHL›leri sadece din eğitimi veren kurumlar olarak görmemektedir. Bu kesimin genel beklentisi, din eğitiminin yanında diğer okullarda gösterilen fen ve sosyal bilim derslerinin İHL›lerde de verilmesi yönündedir.
Yine bu araştırmaya göre bir eğitim kurumu olmanın yanı sıra toplumda bulduğu karşılık ile İHL'ler diğer eğitim kurumlarından ayrılmaktadır. İHL'ler toplumun önemli bir kesimi için; milli ve manevi değerleri uhdesinde toplayan, uzlaşmacı, insana saygıyı önceleyen, çalışma ahlakına sahip, paylaşımcı ve yardımsever bireyler yetişmesinde söz sahibi olan eğitim kurumları olarak önemsenmektedir.
Bu yüzden toplumun geneli bu okullara büyük bir önem atfetmektedir. Bu algı dolayısıyla İHL›lerin ayrımcılığa uğraması, mezunlarının farklı alanlarda kendilerini yetiştirmelerinin engellenmesi gibi durumlar, toplum tarafından tepki ile karşılanmaktadır.
Sonuç itibariyle imam hatip okullarına karşı önyargıların bir tarafa bırakılarak halkın taleplerinin karşılanması ve bu alanda ihtiyacı karşılayan daha nitelikli mescidi, kütüphanesi, konferans salonları, spor sahalarının bulunduğu yeni ve modern eğitim kampüslerinin yapılması gerekmektedir.






