İbrahim Cevahir'den genç işadamlarına öğüt:Çalışanlarına kendine davrandığın gibi davran

Yeni Şafak
01:0021/02/2004, Cumartesi
G: 21/06/2017, Çarşamba
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Ünlü işadamlarımızdan İbrahim Cevahir, MÜSİAD'ın 18-25 yaşlarındaki genç üyelerine yönelik düzenlediği 'MÜSİAD Akademi' isimli eğitim programında hayat hikayesini anlattı.

---------------------------------- manset -------------------------------------------
İbrahim Cevahir'den genç işadamlarına öğüt:

Çalışanlarına kendine davrandığın

gibi davran
---------------------- manset ---------------------

  • YAKUP KOCAMAN


    Cevahir Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Cevahir, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD), 18-25 yaşlarındaki genç üyelerine yönelik düzenlediği 'MÜSİAD Akademi' isimli eğitim programına katılarak hayat hikayesini anlattı.

    Trabzon'un Çaykara ilçesinin fakir bir köyünde doğan İbrahim Cevahir 1953 yılında İstanbul Şişli'de CHP Gençlik kolu üyesi oldu. 1959'da askerliğinin bitmesine 10 ay kala taşeron inşaat işi aldı. Kardeşini memleketten getirdi ve iki aile olarak tam 18 nüfus ile İstinye'de 3 odalı bir evde yaşadılar. Cevahir, İsmet İnönü hayranıydı. İsmet Paşa'dan sonra 80'lerde SODEP'i kurarak Erdal İnönü'yü siyasete o soktu.

    İnşaat işi yaptığı Suudi Arabistan ve Libya'da çalışanlarının sayısı 800 idareci ve mühendis ile toplam 12 bine ulaştığında Libya'da artık ona herkes 'işçilerin babası' diyordu. Cevahir kendisinin bir sosyal demokrat olduğunu ifade ediyor. "Fakat benim sosyal demokratlığım, ezilenin, emekçinin yanında yer almak ve onlara merhamet anlayışıdır" diyor.

    Daha önce siyasete soktuğu Erdal İnönü'nün yanından 1991 yılına gelindiğinde ayrılan Cevahir, Mesut Yılmaz'lı Anap'a geçer. Birkaç kez milletvekilliğini kıl payı kaçırır. Şu anda AK Parti'de siyasete devam ediyor. "Ben AK Parti'nin sosyal demokrat kanadını temsil ediyorum" diyor. Halen Karadeniz Vakfı'nın başkanı olan İbrahim Cevahir, 10'un üzerinde dernek ve vakfın yönetim kurulunda görevli. Bununla birlikte Cevahir, yaklaşık 300 ayrı derneğin de üyesi konumunda.

    Ekmeğe ve onura saygı göster!

    MÜSİAD'ın toplantısında genç işadamlarına seslenen İbrahim Cevahir, "Kızabilirsiniz, sevmeyebilirsiniz ama onun ekmeğine ve onuruna saygılı olmazsanız muhakkak ki günahkar olursunuz" diye konuşarak şunları öğütlüyor, "Yönetci ve idareci olduğunuz müddetçe sizden aşağıda çalışan birisi hakkında, en güvendiğiniz adam onu işten çıkartabilecek bir şey söylese bile sakın ha kendiniz iyice araştırmadan onu ekmeğinden ve işinden edecek bir harekette bulunmayın." Cevahir, bir defasında işçisine hakaret eden ve özür dilemeyen bir mühendisini işten çıkarmak zorunda kaldığını da itiraf ediyor.

    Dört satırlık anlaşma

    İş hayatındaki en büyük sıçramayı 1975 yılında yaşar İbrahim Cevahir. Cevahir taşeron işini üstlenerek Libya'ya gider. İbrahim Cevahir'in firması, 1980'li yıllara yaklaşırken diktiği binalar ile Libya devletinin güvenini kazanır. Suudi Arbastan'da bir kaç yüz milyon dolarlık bir iş konusunda ona referans olan Libya İskan Bakanı, Cevahir için Suudi Arabistan kralının kardeşine şunları söyler: "O inatçı ve iddialı bir Türktür. Yapamayacağı hiçbir işi almaz."

    Bir kazan kaynıyor

    İşçinin emeğinden en yüksek verimi kendi firmasının aldığını iddia eden Cevahir sırrını şöyle anlatıyor: "Bizden başka her yerde iki mutfak vardı. İdareciler başka mutfaktan, işçiler başka mutfaktan yemek yiyordu. Fakat bizde herkes tek mutfaktan yemek yerdi. Diğer firmalara göre bizim işçiler yüzde 50 daha verimli çalışıyordu. Bunun sebebi birbirimize kenetlenmiş olmamızdı. Biz emekten zengin olduk. "

    Bin Ladin'le iş yapmadım

    Yeni bir açılım arayan Cevahir, 1981 senesinde Libya'dan Suudi Arabistan'a geçti. Nasibini orada da aramaya başladı. Suudi Arabistan'ın en zengini bin Ladin ailesinden (Usame bin Ladin'in o zamanlar belki çocuk olduğunu ifade ediyor Cevahir) Ebu Bekir bin Ladin ile ortak iş yapmak için sözleşti. Fakat bin Ladin buluşma yerine 3 gün geç gelmişti. Cevahir, bin Ladin'le iş yapmaktan vazgeçtiğini bildirirken Ladin'e şunları söyledi: "Sen zengin bir ailenin çocuğusun, batarsan arkanda ailen var. Ben fakirlikten geldim, batarsam kimsem yok arkamda. Zamanını işine ayırmayan, babadan bulma zengin biriyle çalışamam ben."

    Bu gözüpekliği bir yıl sonra ona Suudi Arabistan'da büyük bir kapı açacaktı. Böylece Libya'nın ardından Suud'ların da en büyük binalarını da o dikmeye başlamıştı.


    ----------------- imza------------------

    ----------------- imza------------------



  • #Arşiv
    #Yeni Şafak Arşiv