
Çernobil nükleer kazasının, Türk çayını uluslararası piyasalardan silmek isteyen çevrelerce kullanıldığını iddia eden Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, "Türk çayı 5,5 sene radyasyonlu çay damgası yedi. Bu, İngilizler'in çok işine yaradı" dedi.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) eski Başkanı Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, Çernobil nükleer kazasının, Türk çayı, fındığı ve kekiği aleyhine bir komploya dönüştürüldüğünü söyledi. Çernobil kazası yaşandığı sırada TAEK Başkanlığı yapan Prof. Dr. Özemre, 26 Nisan 1986'da vuku bulan kazadan sonra Türkiye'nin geçirdiği kritik günleri, 'Çernobil Komplosu' adlı kitabıyla tekrar gündeme taşıdı.
Bazı çevrelerin, Çernobil kazasını bir nevi kudret helvası olarak algıladığı tesbitinde bulunan Özemre, "Bunu nasıl şahsi, ticari ve siyasi avantaya çevirebileceklerini gayet iyi bilen kimseler, Türkiye'ye büyük bir çile yaşattılar" dedi. Türk çayının, 'paranoya' nedeniyle 5,5 sene radyasyonlu çay damgası yediğini hatırlatan Özemre, "Bu, İngilizlerin çok işine yaradı. İngilizler böylelikle, Türk piyasasına çaylarını sokmak imkanını elde ettiler. Buna bir takım İngiliz muhipleri de destek oldular ve Türk çayının ihracatına engel oldular" diye konuştu.
Sözkonusu çevrelerin, dış istihbarat servisleriyle işbirliği yaptıklarını düşünen Özemre, bu odakları, milletin endişesini paranoyaya dönüştürmeye çalışmakla suçladı. Aynı oyunların, Türk fındığıyla kekiği üzerinde de oynanmasına rağmen, Türk tütününün 'radyasyon paranoyası'ndan etkilenmemesini ise, ABD'li sigara şirketlerinin gayretlerine bağladı. O günlerde, bazı İzmirli tütün ihracatçılarının, ABD'li ithalatçılara, 'Benim tütünüm radyasyonsuzdur. Filancanın tütünü radyasyonludur' şeklinde teleks çektiğini aktaran Özemre, "Bunun üzerine ABD'den 3 tane bond çantalı centilmen geldi. Kendi usullerince bunları susturdular" dedi.
Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, 'Bu çalışmaların, Türkiye'nin nükleer enerjiye geçmesini engellemek amacı da var mıydı?' sorumuzu ise, "Gayet tabii bu da vardı. Sadece Türkiye için değil, pek- çok ülke için de böyle oldu. Bütün dünyada, Çernobil kazasından sonra, nükleer enerji öcü olarak gösterildi" şeklinde cevapladı. Rusya'daki nükleer güvenlik doktriniyle, Avrupa ve ABD'nin nükleer güvenlik doktrini arasındaki büyük farka dikkat çeken Özemre, şunları söyledi:
"Çernobil kazası, nükleer enerji üretimini çok ucuza çıkarmak istediği için gerekli tedbirleri almayan Rusya'da oldu. Çernobil kazasından 7 sene önce ABD'de de bir nükleer kaza oldu ama dışarı radyasyon sızmadı. Batı güvenlik doktrinine uygun yapılan bir reaktörün toplam maliyetinin yüzde 40'ı güvenlik harcamasıdır. Bizim Akkuyu Nükleer Enerji Santrali için istediğimiz ihale şartlarından biri de budur."







