
Osmanlı Devleti'nde kuşların yuvası olması amacıyla 16. yüzyıldan itibaren bazı camilerin, medreselerin ve türbelerin duvarlarına yapılan kuş evleri, bugün hala birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor. İstanbul Üsküdar'da bulunan Ayazma Camii'nin iç ve dış duvarlarında bulunan kuş evleri de günümüzde kuşlara yuva olmaya devam ediyor.

Osmanlı Devleti'nde kuşların yuvası olması amacıyla 16. yüzyıldan itibaren bazı camilerin, medreselerin ve türbelerin duvarlarına yapılan kuş evleri, bugün hala birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor.

Hem mimari hem de insani açıdan estetik bir düşüncenin eseri olarak ortaya konulan yapılar, Osmanlı medeniyetinde, canlılara gösterilen merhametin de simgesi olarak görülüyor.

Serçe, güvercin ve sığırcık gibi birçok kuş türünün barınması için inşa edilen kuş sarayları, mimari eserlerin özellikle güneş gören ve rüzgar almayan kısımlarına yapılıyordu.

İstanbul'da başta tarihi yarımada olmak üzere pek çok semtte örnekleri görülen kuş evleri, "Kuş köşkü, "Kuş sarayı", "Serçe sarayı" ve "Güvercinlik" adlarıyla anılıyor.

Çoğunlukla taş ve tuğladan işlenerek, inşa edilen kuş evlerinin rüzgar almamasına, güneşten ve yağmurdan korunmasına dikkat edildiği anlaşılıyor.

Üsküdar Valide Sultan Camisi, Üsküdar Ayazma Camisi, Eyüp Sultan Camii, Bali Paşa Camisi, Şehzade Cami, Sultan Üçüncü Mustafa Türbesi, Büyük Selimiye Camii, Seyyid Hasan Paşa Medresesi, Sultan 1. Mahmud Mektebi ve Millet Yazma Eser Kütüphanesi gibi çok sayıda tarihi yapıda İstanbul'daki kuş evi örnekleri görülebiliyor.

"Dünyada bizim kadar detaycı bir vakıf anlayışı yok"
Vakıf kültürünün Osmanlı medeniyetinden çıkmış bir gelenek olduğunu vurgulayan Tarihçi-yazar Mehmet Dilbaz, şunları söyledi:
"Antik Roma'da bir vakıf kültürü yok. Günümüzde artık modern devletler, Osmanlı'nın vakıf mantığını anladıktan sonra kendi içlerinde vakıflar kurarak bu şekilde hayır işleri için bazı çalışmalar başlattı. Ama hiçbir zaman bizim kadar detaycı bir vakıf anlayışı yok. Bir vakıf kuruluyor yurt dışında eğitim, burs veriyor. Fakat biz sokak hayvanlarını, serçeleri beslemek için vakıf yapıyoruz. Leyleklerin kırık kanadını tedavi etmek için vakıf kuruyoruz. Bursa'da leylek için hastane yapıyoruz. Buna benzer bir örnek ben şu ana kadar görmedim yani dünyada böyle bir şey yok. Zaten böyle bir şey olsa bunu allayıp pullayıp bütün dünyaya da anlatırlardı medya vasıtasıyla. Bizim kadar detaycısı yok."


















