'13 bin Alevi Hıristiyan oldu'

Yeni Şafak
01:009/03/2005, Çarşamba
G: 27/05/2017, Cumartesi
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, "Türkiye'de Aleviliğin kötü bir şey olarak gösterilmesi neticesinde binlerce genç misyonerlere kandı ve din değiştirdi" dedi.

---------------------------------- manset -------------------------------------------
---------------------- manset ---------------------
  • YAKUP BULUT / ANKARADünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, misyonerlerin din değiştirmeleri için özellikle Aleviler üzerinde yoğunlaştığını ve toplumdaki dışlayıcı yaklaşımların da Alevileri olumsuz etkilediğini belirterek, "Türkiye'de 13 bin Alevi misyonerlere kanıp Hıristiyan oldu. Bunlar hep genç insanlar. Türkiye'de Aleviliğin kötü birşey olarak gösterilmesinin neticesi binlerce genç misyonerlere kandı ve din değiştirdi" dedi.

    "Cemevleri görevini yapamıyor"

    Çocukları misyonerlere kanarak Hıristiyan olan yüzlerce Alevi anne-babanın kendisinden yardım istediğini belirten Altun, misyonerlerin Alevi kesimin içinde bulunduğu boşluktan faydalandığını söyledi. Altun, "Türkiye'de 15 bin Katolik insanın 13 bini Alevidir. Bunlar yoğun misyonerlik faaliyetleri ile devletin kendilerine ayrımcılık uyguladığından yola çıkılarak kandırılmıştır. Bunun için acilen önlem almamız lazım" dedi. Alevi gençlerinin kültürel olarak boşlukta kaldığını söyleyen Altun, "Boşlukta olan insanlar misyonerlerin ana hedefleri. Bunun için birşeyler yapmak lazım. Cemevleri bu fonksiyonu yüklenmesi gereken kuruluşlar. Ama bugün itibarıyla bu görevi yaptıklarını söyleyemeyiz. Yapsalardı Alevi gençler Hıristiyan olmazdı" diye konuştu.

    Alevi gençlerin inanç önderleri yerine çok başka kaynaklardan yönlendirildiğine dikkat çeken Altun şöyle konuştu: "Alevi gençliği barlara yönlendiriliyor. Alevilik tamamen İslam'ın bir örneğiyken Alevi gençler İslam'la ilgisi olmayan bir hayat tarzına yönlendiriliyorlar. Burada tüm Alevi inanç önderleri, dedeler mesuldür. Bugün Alevi kesime hitap eden radyolarda akşama kadar türkü barların özendirici reklamları yapılıyor ve onlara kültür adına birşey verilmiyor."

    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çalışmalarını da eleştiren Altun, Diyanet'in vatandaşların dini inancını değil devletin bakış açısını önemseyerek hizmet verdiğini söyledi. Altun, "Diyanet'in sistemi 1938'den sonra değiştirildi. Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük reformları yapılıyor. Bunlara Diyanet de katılmalı. Daha kapsayıcı bir kurum haline gelmeli" dedi.

    "Atatürk Bektaşi" iddiası
    Altun, Atatürk'ün de Bektaşi olduğunü öne sürerek, "Bir defa çok yönlü kaynaklar vardır. Mesela Hacı Bektaşi Veli ile irtibatı var. Kurtuluş savaşına giderken Atatürk Hacı Bektaş dergahına gidiyor. Orada onlarla 2 saat başbaşa kalıyor. O başbaşa olduğu dönemde kendisinin Hacı Bektaşi Veli yolunda olduğunu ve Bektaşi olduğunu açıklıyor" dedi. Atatürk'le ilgili iddialarına inanmayanların Makedonya'nın Kalkandere bölgesinde bugün de faaliyetlerini sürdüren, Osmanlı döneminin en büyük Bektaşi tekkesine gitmelerini söyleyen Altun şöyle dedi: "Atatürk'ün köyü Kocaali köyü. Atatürk'ün annesinin babasının doğduğu köy Makedenyo'da Kocaali köyü ve bu köyün olduğu bütün bölge olduğu gibi Bektaşidir. Atatürk'ün annesi ve babası bu medresede Kalkandere'deki Harabi Baba dergahında medrese eğitimi almışlardır. Bu o dergahın kayıtlarında mevcuttur."


    ----------------- imza------------------

    ----------------- imza------------------



  • #Arşiv
    #Yeni Şafak Arşiv