3 Odatv.com ve gazeteci Soner Yalçın'da ele geçirilen belgeler ışığında dün yeni bir Ergenekon operasyonu yapıldı. İstanbul ve Ankara'da eşzamanlı olarak yapılan operasyonlar sırasında gazeteci Nedim Şener, 2. Ergenekon davası sanığı Prof. Dr. Yalçın Küçük ve 'gizemli MİTçi' olarak tanınan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun da aralarında bulunduğu 11 kişinin evine eşzamanlı baskın düzenlendi. Yurtdışında olduğu öğrenilen Kozinoğlu dışındaki isimler gözaltına alındı.
Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv.com adlı internet sitesi ve gazeteci Soner Yalçın'ın evinde yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler ışığında dün yeni bir operasyon düzenlendi. Savcı Zekeriya Öz'ün talimatı ve İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla İstanbul ve Ankara'da eşzamanlı olarak yapılan operasyonlar sırasında gazeteci Nedim Şener, 2. Ergenekon davası sanığı Prof. Dr. Yalçın Küçük ve MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun da aralarında bulunduğu 11 kişinin evinde arama yapıldı.
İstanbul Organize Suçlarla Mücadele ile Terörle Mücadele Şube Müdürlüklerinin ortak çalışmasıyla yürütülen operasyonun bir ayağı da Ankara'da devam etti. Toplam 16 adreste arama yapıldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan operasyon sırasında Odatv Genel Koordinatörü Doğan Yurdakul, Ankara Temsilcisi Mümtaz İdil ve site yazarlarından İklim Ayfer Kaleli'nin yanı sıra Prof. Dr. Yalçın Küçük, gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır, Coşkun Musluk, Müyesser Yıldız ile polis memuru Aydın Bıyıklı, 'Ergenekon Terör Örgütü üyeliği' ile 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek' suçlamasıyla gözaltına alındı. Yurtdışında bulunan emekli MİT mensubu Kozinoğlu için gözaltı işlemi yapılamadı.
Polis ekipleri, saat 07:00'de eş zamanlı olarak başlattığı aramalarda ilk önce gazeteci Ahmet Şık'ın Kabataş'taki evine geldi. Polis, aynı anda Bilgi Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Sistemleri üzerine ders veren Ahmet Şık'ın üniversitedeki odasında da arama yaptı. Şık, evinde 6 saat süren aramanın ardından gözaltına alındı. Aramalarda hazır bulunan Şık'ın avukatı Bülent Utku, “Müvekkilim hazırladığı ve İmamın Ordusu ismini vermeyi düşündüğü Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili kitap nedeniyle gözaltına alındığı düşüncesini iletti” diye konuştu. Gazeteci Sait Çakır'ın ise Üsküdar'daki evi arandı. Evde bazı evraklara el koyan polis Çakır'ı gözaltına aldı.
Nedim Şener'in bir hafta önce kalp ameliyatı olan eşi sabah saatlerinde polisler geldikten sonra evden çıkarıldı. Şener'in eşi bir yakınlarının evine götürüldü. Şener evinde yapılan 8,5 saatlik aramadan sonra gözaltına alınarak İstanbul Emniyetinegötürüldü. Polis aracına bindirilirken bir gazetecinin “Gözaltına mı alındınız” diye sorması üzerine Şener, “Evet, Hrant için, adalet için” diye konuştu.
Operasyonun Ankara ayağında 2. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Prof.Dr. Yalçın Küçük'ün Çiğdem Mahallesi'ndeki evinin yanı sıra avukat eşi Temren Küçük'e ait ev de arandı. Ankara Emniyeti KOM Şubesi'ne bağlı ekipler İstanbul Özel Yetkili Savcılığı'nın talimatı eşzamanlı olarak arama yaptığı adresler arasında MİT'in eski Dış Operasyonlar Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu, Odatv Ankara Temsilcisi Ahmet Mümtaz İdil, İklim Bayraktar, Şükrü Doğan Yurdakul, Coşkun Muskul, Polis Başmüfettişi'nin gazeteci eşi Müyesser Yıldız Uğur ile polis memuru Aydın Bıyıklı'nın evleri de yer aldı. Evlerdeki belge, doküman, CD ve DVD'lere el konuldu. Polis, şüphelilere ait bilgisayar kayıtlarının kopyasını aldı.
Polis, Yalçın Küçük'ün İstanbul Balat ve Ankara Yüzüncü Yıl'daki Öncü Sitesi'nde bulunan evinin yanı sıra aynı sitedeki ofisinde arama yaptı. Güvenlik güçleri, alarm sistemi nedeniyle giremedikleri Küçük'ün ofisine çilingir çağırdı. Çilingir yardımıyla alarm sistemini etkisiz hale getiren polis, kapıyı açtıktan sonra aramalara başladı. İstanbul'da bulunan Küçük'ün otomobilinde de arama yapıldı.
Savcılığın talimatı üzerine polis ekipleri, Oran Sitesi'nde bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü Lojmanları'nda da arama yaptı. Oda Tv'nin yazarları arasında bulunan Müyesser Yıldız Uğur polis lojmanlarındaki evinde gözaltına alındı. Arama sırasında Müyesser Yıldız'ın Polis Başmüfettişi eşi N.U.'nun evde olduğu öğrenildi. Bilgisayarının harddiskine elkonulan Yıldız, gözaltına alınarak İstanbul'a gönderildi.
Odatv Ankara temsilcisi Mümtaz İdil de evindeki aramaların ardından gözaltına alındı. Uzun süredir kanser tedavisi gördüğü öğrenilen İdil'e ait evde bulunan bilgisayardaki bilgileri kopyalayandı. Odatv Koordinatörü Doğan Yurdakul da Ankara'daki evinde gözaltına alındı. Ayrancı'daki eve gelen iki kardeşi, Yurdakul'un gözaltına alınıp götürülmesi sırasında polisten bilgi almaya çalıştı. Yurdakul, polis aracına bindirilirken kameraya el salladı.
Yeni dalga operasyonda Odatv'ye gizli belge sızdırdığı iddia edilen eski asker ve MİT'çi olan Kaşif Kozinoğlu'nun da evi arandı. Binbaşı rütbesi ile Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan emekli olan Kozinoğlu, daha sonra MİT'e çalışmaya başlayarak kurumun yurtdışı yapılanmasında görev aldı. Orta Asya'dan sorumlu olduğu öğrenilen Kozinoğlu, Türkiye'nin en gizemli askerlerinden biri olarak biliniyor. İsmi birçok kez gündeme gelmesine rağmen kamuoyunda tek bir fotoğrafı olmayan Kozinoğlu 'gizemli MİTçi' olarak tanınıyor. MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'nun 10 Ocak 2011 günü İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan yurtdışını çıktığı belirlendi. Ankara Yenimahalle semtindeki evinde arama yapılan Kozinoğlu'nun görevli olarak Afganistan ve Türmenistan'da bulunduğu öğrenildi. Gelişmelerden haberdar olduğu öğrenilen kozinoğlu'nun en kısa zamanda Türkiye'ye döneceği belirtildi.
Polis, gazeteci Nedim Şener'in Bakırköy Kartaltepe Mahallesi Akın Yolu Sokak Oğuzhan Sitesi'ndeki evinde arama yaptı. Bu sırada Şener'in bazı komşularının pencere ve balkonlarına Türk bayrağı astığı görüldü. Polis, Şener'in evinin yanısıra otomobilinde de geniş çaplı arama yaptı. Araçta gizli bölme arayan polis, araç içerisinde bulduğu bazı CD ve kartvizitleri bir torbaya alarak götürdü.
Yurtdışında olduğu için gözaltına alınamayan Kaşif Kozinoğlu'nu kamuoyu ilk kez 6 yıl önce dönemin Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile Alaattin Çakıcı'nın davası için yaptığı görüşmenin ortaya çıkması ile tanıdı. Telefon dinleme kayıtları ile ortaya çıkan bu olay o dönemde MİT-Mafya-Yargı üçgeninde yaşanan karmaşık ilişkileri göz önüne sermişti. Sonuçta Çakıcı'nın Yargıtay'daki davasını, Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya aracılığıyla takip ettiği iddia edilen MİT'çi Kaşif Kozinoğlu 5 ay hapis cezası aldı. Özel Kuvvetler'in altında hizmet veren Muharebe Arama Kurtarma Birliği'nin kuruculuğunu da yapan Kozinoğlu 1994 yılında yurtdışına çıkana kadar bu görevde kaldı. Kozinoğlu, bu görevi yıllar sonra yine Ergenekon operasyonunda yolları kesişecek Levent Göktaş'a bıraktı. MİT-Yargıtay-Mafya üçgeninde yaşanan skandal sırasında Kozinoğlu'nun MİT'te yükselmek için teşkilata sahte diploma verdiği ortaya çıktı.
Ergenekon davası kapsamında evi aranan ve gözaltına alınan Nedim Şener, gazeteciliğe 1992 yılında Dünya Gazetesi'nde başladı. 1994 yılında, Milliyet Gazetesi'nde göreve başlayan Şener, Posta gazetesinde “Soruşturuyorum” başlığıyla köşe yazıları kaleme aldı. Toplam sekiz kitabı bulunan Şener, Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları isimli kitap nedeniyle yargılanıp beraat etti. Evindeki arama yaklaşık 8 saat süren Nedim Şener, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra emniyete götürülürken, “Özgürlük var diyenlere bundan daha iyi cevap olmaz herhalde” diye seslendi.
2. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Yalçın Küçük, 1993 yılında Suriye'de Bekaa Vadisi'ne giderek terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme ile gündeme geldi. Bu görüşmeyi 'Söyleşi' adıyla kitaplaştıran ve PKK'nın medya organı olan MED-TV'de programlar yapan Küçük'ün, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in Abdullah Öcalan'ın öldürülmesi istihbaratını ise muhalefet lideri Mesut Yılmaz'dan öğrenerek PKK'yı bilgilendirdiği ve olayı engellediği iddiasıyla tanınıyor.
28 Şubat sürecinde 16 Eylül 1996'da yurtdışından Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na Refah Partisi'nin kapatılması için harekete geçmenin zorunluluğunu ifade eden bir dilekçe sunan Küçük, 1998'de Türkiye'ye geri dönerek 'Kürtçülük Propagandası' yapmaktan suçlu bulunarak iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alınan Küçük 11 Ocak 2009 tarihinde tutuklandı ancak 12 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.
Gazeteci Ahmet Şık'ın adı ise Adı Soner Yalçın ve Odatv soruşturmasında geçti. Yeni Yüzyıl gazetesinde ardından Radikal gazetesinde çalıştı. Nokta dergisinde darbe günlüklerini ortaya çıkaran gazeteci olarak biliniyor. Basında özellikle askeriyeye karşı yaptığı haberlerle bilinen Şık, Bilgi Üniversitesi'nde dersler veriyordu. Şık'ın Fethullah Gülen ve cemaatiyle ilgili henüz basılmamış olan kitabı Odatv baskınında Soner Yalçın'ın bilgisayarında çıkmış ve “O kitabın orada ne işi var” demekle yetinmişti.
Odatv'nin Ankara Muhabiri İklim Ayfer Kaleli (Bayraktar), bir süre önce Odatv'nin sahibi Soner Yalçın ile yaptığı bir telefon görüşmesinin basına yansıması ile gündeme gelmişti. Bir süre İstanbul'da gazetecilik yapan İklim Ayfer Kaleli (Bayraktar), 6 ay önce Ankara'da Odatv'nin muhabirlik görevini üstlenmişti. Bayraktar, Soner Yalçın'ın telefon görüşmesinde, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ile ilgili bazı iddialar ileri sürülmüştü. Bayraktar'ın, “Geç saatte evime gelip, CHP'deki gizli toplantıları aktardı” dediği İnce ise bu iddiaları yalanlamıştı.
Ergenekon kapsamında aranan Odatv'de ele geçirilen belgelerde Halk TV'nin Soner Yalçın'a devrinin arka planı, kanal üzerinde pazarlıklar ve satışa razı olmayan Deniz Baykal'ın zorlanması için santaj yoluyla tehdit edilmesinin planlandığı bilgisine ulaşıldı. İddiaya göre göre kanalın devri için Baykal'a “Varan 2” şantajının yapılması planlandı. “Varan 1” skandalındaki ilk videonun Ergenekon sanıklarından Ergün Poyraz'ın evinden çıkması Ergenekon'un Baykal'ı devirme operasyonunu akıllara getirmişti. Ancak somut deliller ortaya konamamıştı.
Ortaya çıkan yeni bilgilerle her şey daha da netleşiyor. Belgeye göre Halk Tv'nin Yalçın ve ekibine satışı için Deniz Baykal'ı zorlamak için 4 aşamalı çok özel bir plan yapılmış. Plan kapsamında Deniz Baykal'ın 'Varan 2' ile tehdit edilmesi de konuşulmuş. Ortaya çıkan belgede “ Baykal engelini aşmalıyız. İkna için Varan 2” ifadeleri yer alıyor.
Odatv'de çıkan başka bir belgede Kılıçdaroğlu'na destek verilmesi gerektiği, Önder Sav'ın oğlunun eşcinsel ilişkileri üzerinde durulması gerektiği ifade ediliyor.
Belgelerde işte bu ifadeler yer alıyor:
Hatırlanacağı gibi Mayıs 2010'da Deniz Baykal ile Nesrin Baytok'a ait olduğu öne sürülen bir video internette yayınlanmıştı. Baykal'i istifaya götüren videoda 'Varan 2'nin çok yakında olduğu belirtiliyordu.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner: Darbe dönemlerinden, demokrasiye müdahalelerden, sayısız faili meçhulden ve bunların sorumlusu çetelerden yılmış vatandaşlar olarak, Ergenekon davası başladığından bu yana, hepimiz o darbelerin ve müdahalelerin sonu gelecek, daha şeffaf ve hesap veren bir devlete kavuşacağız diye ümitlendik. Yıllardır vatandaşlar olarak sayısız gözaltı ve tutuklama izliyoruz. Her seferinde yargıya güvenerek bekliyoruz arkasından ne çıkacak diye... Sorularımız cevapsız kalsa da, zaman zaman vicdanlarımız rahatsız olsa da, hâlâ beklemeye devam ediyoruz. Demokrasi, şeffaflık ve adaletin yerine gelmesi için daha ne kadar bekleyeceğiz? 'Bakalım arkasından ne çıkacak' sorusunun son kullanma tarihi nedir?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Tuzun koktuğu süreci yaşıyoruz. Artık Türkiye'de, namuslu gazetecilik yapmak gittikçe zorlaşıyor. Halkıma şunu söylemek isterim; hiç bir baskıcı düzen ilelebet yürüyemez. Ankara Baro Başkanı'nın yaptığı bir açıklama var, 'Arama kararlarında somut bir gerekçe sözkonusu değildir' diye. Aramalar demokratik değil, hükümet açıklama yapmalı.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay: Yargının bir kararıdır. Yargı emniyetten bu işlemleri yapmasını ister. Bu gibi durumlarda polis adli kolluk görevi görür. Tamamen İstanbul'da yargının, mahkemenin talepleri karşılanmaktadır. Yargının yürüttüğü bir süreçtir. Bizim burada bir fazla cümle söylememiz yanlış olur. Çünkü şuna inanıyoruz, Türkiye'de bir yargı var, bunu onlar yürütüyorlar. Bunların açıklaması da oradadır. Bu olayda ve bu tür olaylarla ilgili bizim çok açıklamamız olmaz. Basın mensupları olarak bunu sizler de biliyorsunuz.
Dün Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nu ziyaret eden ABD'nin Ankara Büyükelçisi Richard Ricciardone son gözaltıları yakından takip ettiklerini söyledi. Büyükelçi gazetecilerin soruları üzerine “Ziyaretine geldim. Başka bir soruya yorum yapmak istemedim ama bu sorunuz çok önemlidir. Biz prensipte herhangi bir dava hakkında yorum yapmıyoruz ama siyasetimiz hakkında, bütün dünyada şüphesiz yüzde yüz ifade ve basın özgürlüğünü destekliyoruz” dedi.
Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek'in lideri olduğu İşçi Partisi'nin (İP) iki gençlik örgütü, gözaltıları AK Parti temsilciliklerini basarak protesto etti. İlk saldırı AK Parti Ankara İl Başkanlığı'na yapıldı. İP Öncü Gençlik üyeleri İl Başkanlığı binasını işgal ederek slogan attı. İşgali sonlandıran güvenlik güçleri 30 kişiyi gözaltına aldı. Denizli AK Parti İl Başkanlığı ise Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi bir grup tarafından basıldı. Olay yerine gelen çevik kuvvet ekipleri, TGB'li 19 kişiyi gözaltına aldı.






