Karabük Belediye Başkanı Hüseyin Erer, Karabük Kültür Sanat Derneği ile birlikte "3. Uluslararası Karabük Kültür Sanat ve Sanayi Festivali" kapsamında yapılan söyleşide meydana gelen gerginlik hakkında ortak basın toplantısı düzenledi.
Karabük Belediye Başkanı Hüseyin Erer, yazar Latife Tekin ile bir söyleşide tartışmasıyla ilgili olarak, “Yazar Latife Tekin'in, hükümet, Başbakan ve Cumhurbaşkanına yönelttiği eleştiriler hakaret boyutuna ulaştığı için konuşmasına müdahale etmek zorunda kaldım” dedi.
Karabük'te düzenlenen 3. Uluslararası Karabük Kültür, Sanat ve Sanayi Festivali etkinlikleri kapsamında dün düzenlenen söyleşide, yazar Tekin'in konuşmasına müdahale ettiği öne sürülen Belediye Başkanı Hüseyin Erer, basın toplantısı düzenledi.
Festival programı içinde yer alan söyleşiye, aralarında Latife Tekin'in de yer aldığı yazarların katıldığını hatırlatan Erer, şöyle konuştu:
“İnsanlar fikirlerini ifade edebilirler. Ancak, siyaset ve sanat yapılacak yer ayrıdır. Kültür etkinliğinde siyaset yapılması yanlıştır. 'Kentleşme, Sanayi ve Edebiyat' konulu bir söyleşide yazar Tekin siyaset yapmıştır. Yazar Latife Tekin'in, hükümet, Başbakan ve Cumhurbaşkanına yönelttiği eleştiriler hakaret boyutuna ulaştığı için konuşmasına müdahale etmek zorunda kaldım. AK Parti'nin politikalarına yönelik (aşağılık politikalar) gibi ifadeler kullandı. Siyaset yapmasına ben de izin vermedim.”
Erer, uyarısı üzerine Tekin'in “Ben yazarım, beni susturamazsınız, tutuklayın isterseniz” diye bağırmaya başladığını öne sürerek, şöyle devam etti:
“Bir provokasyon hissettik. Bizim karşı olduğumuz, kültürel etkinlikte siyaset yapılmasıdır. Biz siyasetle ilgilendiğimiz halde bunu yapmadığımız için yazarı ikaz ettik.”
Yapılan bir söyleşide yazarın siyaset yapmasına ve eleştirisine karşı olduklarını söyleyen Başkan Erer, şunları söyledi:
"Bizler insanların fikirlerini açıklamasına karşı değiliz. Herkesin fikri kendine aittir ve bunu ifade edebilir. Sayın bayan Latife Tekin hanımefendi de fikirlerini istediği ortamda açıklayabilir. Bizim karşı olduğumuz iki husus vardır.
Orada, o şekilde kendisini ikaz etmemizi gerektiren iki husus vardır. Birincisi siyaset yapılacak yer vardır, sanat yapılacak yer vardır, kültürel faaliyet yapılacak yer vardır. İnsanların eğleneceği yer vardır. Bunların hepsinin yeri ayrıdır.
Siyaset yapılacak bir yer olsa idi herkes istediği şekilde siyasetini yapabilirdi, bizde çıkardık karşımızdaki arkadaşın görüşlerinin aksine görüş taşıyorsan onları da hiç çekinmeden ifade ederdik. Ancak bir kültür etkinliğinde siyasetin yapılması yanlıştır. Festivalimizin birinci günündeki söyleşinin adı 'Kentleşme sanayi ve edebiyat' yani, sanayi kentlerinden edebiyatın gelişmesini anlatan bir söyleşi olacaktı orda.
Arkadaşlarımız, değerli yazarları, çizerleri ve sanatçıları çağırırken, bu konu üzerine görüş belirtmek üzere davet ettiler. Orada bu konu tartışılsaydı, hiçbir sorun yoktu. Orada siyaset yapılmaya çalışıldı. Ben halkın içinde belli bir sürede bu söyleşiyi halkın arasında arkada tarafta izledim.
On dakikayı akın bir süre orada oturdum. Daha sonra işin dozu aştıkça öne geçtim ki hanımefendi beni görsün belki dengeler diye. Ama, o beni tanımıyor tabi ki, daha fazlaca ifadelerini sertleştirmeye başladı yani ikinci karşı olduğumuz şeyi de yaptı orada. Hakaret, burada bir hakarete de karşıyız. Orada, hem yapılmaması gereken siyaset yapıldı, hem de yapılmaması gereken hakaret yapılmıştır.
Sayın Başbakanımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza ismi ile hitap edilmiştir. Abdullah falan diye hitap edilmiştir Cumhurbaşkanımız için. Ayrıca aşağılık politika gibi ifadeler kullanmıştır o arkadaşımız. AK Parti'nin politikası aşağılık bir politikadır şeklinde ifade de bulunmuştur. Bu arada Latife Tekin hanımefendi ben yazarım, beni susturamazsınız, tutuklatın diye bağırmaya başladı. Bir provokasyon hissettik orda.
Çok iyi bilmemekle birlikte bazı gelen bilgiler var çok yakın zamanda hanımefendi bir kitap çıkartmış, bu o kitapla alakalı olarak bu provokasyonu yapmış olabileceği iddia edildi bize. Ben öyle bir şey yapmaz çok önemli bir yazardır kendisi dedim ama şimdi düşündükçe o diyenlere acaba haklı olabilirler mi diyorum içimden de. Durup dururken, bağırıp, çağırmaya ve hakaretlerini sıralamaya başladı.
Tek hükümetimize değil, Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza değil, şahsıma da hakaret etti. Karabük'ü tanımadan, bilmeden gidip bakın dere pislik akıyor, bu binalar üstünüze yıkılacak, aşağılık bir politika izleniyor diyor. Biz değerli hanımefendinin fikirlerini söylemesine karşı değiliz. İstedikleri bir ortamda, istediklerin fikirlerini söyler bizde ona karşı görüşlerimizi ifade ederiz. Bununla ilgili bir sorunumuz yok.
Karşı olduğumuz şey, kültür ve sanat yapılması gereken bir yerde sanayi kentlerinde edebiyatı tartışması için davet edildiği bir toplantıda siyaset yapmaya çalışması ve bu siyasetin hakaret içermesi sebebiyle kendisinin bu konuşmayı yapmaması ve orada biz siyasi olduğumuz halde siyaset yapmadığımızı kendisinin de siyaset yapmaması gerektiği şeklinde ikaz ettik."
Tekin'in AK Parti'nin politikalarını eleştirmesi ve “aşağılık enerji politikaları” ifadesini kullanmasının ardından Erer'in “Sen bu şekilde burada konuşamazsın, sen benim paramla buraya geliyorsun” dediği iddia ediliyor.






