
Human Rights Watch'ın Irak raporu, cezaevlerindeki insanlara uygulanan işkencelerin, dünyada bilinen işkence yöntemlerini gölgede bıraktığını ortaya koydu.
Uluslararası İnsan Hakları Örgütü "Human Rights Watch" çalışma raporlarında, Saddam Hüseyin'in 1979'da resmen iktidara gelişinden sonra Irak'ta bir terör rejimi oluşturduğu ve bu rejimi korumaya dönük uygulamaların; Irak'taki toplumsal yaşamı her yönüyle olumsuz etkilediği açıklandı.
Terör rejimi temellerinin 12 yıl süren İran-Irak Savaşı sırasında atıldığına dikkat çekilen "Human Rights Watch"ın araştırma raporlarında, on yılı aşkın bir süre devam eden savaş sonucunda oluşan felaket ve yıkımdan, kendini kurtarabilen bir tek Iraklı olmadığı vurgulanıyor. Saddam Hüseyin'in işkence, kovuşturma ve yıldırma taktiklerinin de, yer aldığı araştırmada; binlerce siyasi tutuklunun savcıya ya da mahkekemeye çıkarılmadan cezaevlerine doldurulduğu, mahkemeye çıkarılanların ise uluslararası yargı ölçülerinde olmayan düzmece mahkemelerce yargılandığına dikkat çekildi.
Çocukların ebeveynlerini ya da yakın akrabalarını hükümete, resmi görevlilere muhalif eylemleri ihbar etmeleri için "pazarlık aracı" olarak kullanılışını, "Saddam'ın gaddarlığı" olarak yorumlayan İnsan Hakları Örgütü; çocuklarının işkence görmesine dayanamayan çok sayıda Iraklı muhalifin, istenilen bilgileri Saddam Hüseyin'in güvenlik ajanlarına verdiğini belirtti. Saddam'ın hiçbir ayrım gözetmeden öldürdüğü binlerce Iraklı sivilin yanısıra, yönetime gelmesine katkıda bulunan Baas Partisi'nin üst kademe yöneticilerinden yüzlerce kişiyi idam ettirdiğine de dikkat çeken raporlarda; Saddam'ın Kürt, Şii ve Sünni toplumlara yönelik herkesçe bilinen saldırılarının yanısıra Türkmenler'le, Süryaniler'i kıyıma uğrattığı da yer aldı.
Araştırma sonuçları "Türkmen ve Süryaniler'in Kuzey Irak'taki yüzlerce köyünü yıkarak onbinlerce mülteciye neden olan Saddam'ın, dinsel inançları ya da etnik kökenleri farklı olanlara baskı uygulayarak; Türkmen ve Süryaniler'in temel hakları olan kültürel kimlikleri ve dini inançlarını ifade etmeyi yasakladığını gösteriyor. Irak'ta Saddam'ın gazabından korkmadan yaşayan tek bir kişinin olmadığı vurgulayan "Human Rights Watch", Basra kentinin 1977'de 1.5 milyon olan nüfusunun, günümüzde 750-800 bine düşüşünü ise, Şiiler'e uygulanan "soykırm politikalarının" sonucu olarak değerlendiriyor.
Kendi de Sünni olmasına karşın, Saddam'ın Irak'ta insan hakları ihlallerine son verilmesini isteyen Sünni önderlerin tümünü idam ettirdiği, önderlerin muhalefetleri yüzünden bütün Sünni toplumu cezalandırdığı ve kendi iktidarına alternatif oluşturmalarından korktuğu; Sünni-Arap kökenli yüksek rütbeli subayları, sistematik olarak yok ettiği iddia ediliyor. Irak'ta işlenen tüm suçlardan Sünniler'i sorumlu tutacağı korkusunu yerleştiren Saddam, Uluslararası İnsan Hakları Örgütü'nce Irak'ın geleceği için "Kara bir leke.." olarak nitelendiriliyor.
----------------- imza------------------
----------------- imza------------------






