Şiirleri gibi basına buyruk bir adam

Beyza Akyüz
00:0025/03/2007, Pazar
G: 25/03/2007, Pazar
Yeni Şafak
Şiirleri gibi basına buyruk bir adam
Şiirleri gibi basına buyruk bir adam

20 yıl önce hayata gözlerini yuman Cahit Zarifoğlu'nu, eşi Berat Zarifoğlu, şöyle tarif etti: "Hemen işe koyulmalıyız. Biz ayağa kalkalım Allah yardımcımız olur' felsefesine sahipti."

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından Altunizade Kültür Merkezi'nde önceki akşam Cahit Zarifoğlu'nu anma gecesi düzenlendi. Anma gecesine katılan eşi Berat Zarifoğlu, Cahit Zarifoğlu'nu Yeni Şafak'a anlattı. Daha önce tanıştığı birçok kadını, birçok kusur bularak reddeden Cahit Zarifoğlu'nun, kendisiyle evlenmeyi, hiç görmeden ve tanımadan kabul ettiğini anlatan Berat Zarifoğlu, evliliklerinin ilk yıllarında zor günler geçirdiklerini söyledi. Zarifoğlu, "İlim ve irfan yuvası olan bir evde, müftü bir babanın kızı olarak yetiştim. Cahit'in beni seçmesinde bu önemli rol oynadı. Gerekmedikçe konuşmazdı. Yazı onun çok zamanını alıyordu" diye konuştu.

ŞİİRDEKİ KADINI KISKANDIM

Eşini çok sevdiğini ve onu şiirlerindeki kadınlardan kıskandığını ifade eden Berat Zarioğlu, "Şiirlerindeki kadınları kıskanıyordum. 'Bu kadınlar kim Cahit' diye soruyordum. O da 'Ben şairim, bu kadınların gerçek olması gerekmiyor' diyerek beni teselli ediyordu. Bir gün, 'Bir tek bana şiir yazmadın' diye sitem ettim. O da bana o anda şiir yazacağını söyledi. İstediğim için bana şiir yazmamasını söyledim ama o yazmıştı bile. Herşeyi çok hızlıydı. Arkadaşları, 'Biz bin düşünüp bir tanesini yapabilirken o bir düşünüp bin şey yapıyor' derdi. 'Hemen işe koyulmalıyız. Biz ayağa kalkalım Allah yardımcımız olur' felsefesine sahipti" dedi.

SON YILLAR BALAYI

Eşinin intisap ettikten sonra değiştiğini ve dah neşeli olduğunu ifade eden Berat Zahitoğlu, "Evde sürekli yazı yazardı. Daktilo sesi hiç durmazdı. Bir de çok güzel namaz kılardı, uzun uzun. Zaten intisap ettikten sonra çok değişti. Daha neşeli ve konuşkan oldu. Bizim balayımız son yıllarımızdı. Tam birbirimize alışmıştık ki onu kaybettim. Ölmeden önce, Kur'an okumamızı istedi. 'Okuyun okuyun, sesli okuyun' dedi. Cahit'ten 15 yaş küçüktüm, ondan çok şey öğrendim. Yokluğunu kabullenmek çok zor. Tek temennim, onunla ahirette tekrar buluşmak" diye konuştu.


'Korku ve Yakarış'tan 'Savaş Ritimleri'ne

Zarifoğlu, 1940'ta Ankara'da doğdu. Liseyi memleketi Kahramanmaraş'ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi, Avrupa'yı dolaştı. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu ve TRT'de çevirmen olarak çalıştı. İlk şiir ve hikâyelerini Kahramanmaraş'ta mahalli gazetelerde yayımladı. Yine Kahramanmaraş'ta Açı adında bir dergi çıkardı. Başta Diriliş ve Edebiyat olmak üzere birçok dergide yazdı. Mavera dergisi ve Akabe Yayınları'nın kurucuları arasında yeraldı. Şiirden başka, öykü, roman, günlük, oyun ve çocuk edebiyatı alanlarında ürünler verdi. 1987'de, 47 yaşında vefat etti. İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış adlı kitaplarında yeralan şiirleri, kitaplarına girmemiş şiirleriyle birlikte vefatından sonra Bütün Eserleri I/Şiirler adı altında yayınlandı. İns ve Bir Değirmendir Dünya isimli eserleri de sanatseverlerle buluşturan Zarifoğlu'nun Serçekuş, Katıraslan, Ağaçkakanlar, Yürekdede ile Padişah, Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili adında yayımlanmış çocuk hikayelerinin yanısıra Savaş Ritimleri ve Ana adlı iki romanı bulunuyor. Günlüklerini 'Yaşamak' adında bir kitapta toplayan Zarifoğlu 'Sütçü İmam' adında bir de tiyatro oyunu yazmıştı.


Okuyucusunu terk eden şair

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından hazırlanan Cahit Zarifoğlu'nu Anma Gecesi, Yıldız Ramazanoğlu'nun, ünlü sanatçının şiirini okumasIyla başladı. Zarifoğlu'nun ailesinin de katıldığı gecede, Rasim Özdenören de şairin sıra dışı ve rahat kişiliğini yansıtan anılarını, geceye katılan dinleyicilerle paylaştı. Zarifoğlu ile dostluklarının Kahramanmaraş'ta ortaokul yıllarına dayandığını anlatan Rasim Özdenören, "Cahit'le Mavera Dergisi'ni çıkaracağız. Heyecanla çıkacak dergi hakkındaki düşüncelerimi Cahit'e anlatıyorum. Dakikalarca konuşmuşum. Bir de baktım ki yanımda Cahit değil de başka biri yürüyor. Yanımda yürüyen ve hiç tanımadığım adam yanıma yaklaşarak bana, 'Arkadaşınız iki sokak ötede sizden ayrıldı' dedi. Şiiri de tıpkı kendisi gibi başına buyruk ve vurdumduymaz. Bir anda okuyucuyu terk edebilen özgün bir üslup. Ama bu özellik onun şiirinin değerini eksiltmiyor, arttırıyor" diye konuştu.



ACZ

Seçkin bir kimse değilim

İsmimin baş harflerinde kimliğim

Bağışlanmamı dilerim

Abdurrahman Cahit Zarifoğlu...

SEN KUŞ OLURGİDERSİN BİR TRENLE

Uzun bir geçmişimiz var

Hiç yorulmadan

En azından bir kere

eğlenceli beşik

ha biz varız

ha biz maskeli balo

Saygıya durup üstün bir gecede

Bir sır payı katlayıp

sade bir kahveden

Keyifsiz bir detayın hükmüyle

ha biz yokuz

ha biz seferde

Ya bu kez ölenleri görmeliysek

Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Parka dolalım

Park bizi alır önce

Seyrimizden bir sabah kazanır

Eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle

Sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin

sofraya diz çökeriz

ya sen kuş olup gitmeliysen bir trene

Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.


İŞARET ÇOCUKLARI

Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan

Geçerdi babam

Başında yağmur halkaları

Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde

Daha ilk güzelliğinde

Alnını iki dağın arasına germiş

Bir devin göğsüne benzer

Göğsünden dualar geçermiş

Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri

Cami avlularına açılan

Havuz sularına kapılan çocuklar

Görmeden güneşin bütün renklerini

Götürmezlerdi dükkandaki babalarına

Ocaktan akan kaynar yemekleri

Nenelerinin koyduğu avuç taslarına

...

Yün ören at güden kadınlar

Ormanlara tepeden eğilen toprak evlerde

Küçük pencereli karanlık dar odalarda

Uzaktan uzayıp gelen kurt seslerinin

Uzağa çekilip giden

Ayazda donan gülmeler içinde

Ormanlarda süt emziren anne

Unuttu gittikçe uzayan çocuğunu

Hep kaçarmış şehirlerin

Demir dağlarına

Uyuyunca toprak beşiğimde

Sahipsiz kalan

Ellerimden kayan aydınlık günlerim