ACEMİ
Hüseyin Atlansoy
I
Gençken
Sürekli bana bakan
Güzel bir kız sanırdım dünyayı
Meğer gözleri dalmış
Seviyorum ben
Dalından koparılmış
Kaf dağındaki rüyaya benzer bu dalgınlığı
Faytonları da üstelik-yolculukları
/Akşamın bu saatinde yolculuk
Değilse
Sevgiliyi ya da ölümü bekleme telaşı
Dalında utancından kızaran elma gibidir
Aydınlık neşeli şen bir ayrılışın hatırası
Bir gün döneceğiz-
Sureta suretsiz
Bak burası Yeryüzüdür
Gece gibi ıssız bir suskunluğun imtiyazı/
Dilimde dilim dilim
Mayhoş bir meyve tadı.
Acemice-
Değiştiriyorum bu dalgınlığı
Meğer gerçekten dalmış
II /Arada/
- Ben ne zaman geldiydim
- Hatıran buradaydı
Hep buradaydım ben
Gölgem boy boylamak soy soylamak isterken
Bakışlarımdaki siyah ışık gecesi
Ölçmez asla mesafeleri
-Ne zaman geldiydim sahi
-Hiç gitmedindi
Buradaydım ben
Keşke
Gitme dinseydi
Direksiyonları dizginler gibi çekerken sürücüler
Keserken küçük kızlar makasla kirpiklerini
Su damacanalarda alabildiğine konuşkan
Bir aldanışla sahte mavi
Çiçeklerini de almış gitmiş bir kış
Kışlarını da almış gelmiş bir kız
Dalgınlığı sanki
İçimde ne kadar acemi
Korkudan ürkmüş kabarmış hamur gibi
Dağların heybeti-
Artık beyazlamadan dökülecek saçlarım
Ufukta kaynıyor
Dünyanın bütün karlı dağlarının iptali
III /Kanat Açarken/
-Acemi nerdesin sen
-...Arada...
Aralıksız ve süresiz
Bir ilk yağmur gibi
İşte söyledim
Söyledim sözde öldüm
İlk sözdeyim ben ilk sözde
Toprak ve buğur incelten nefeste
-Ne zaman uyudum ben
-Hiç uyumadın ki
Ölüm gibi katıksız bir öpüşle
Hep arada mıydın sen...
Bak yeni dünyada yetti
Çalı dibinde kara pirinç
Asla pirimiz değildi oysa
Ekini ateşe verenlerin
Kalleş ve ölçüsüz ölçü birimi inç
Haydi acemi aç kanatlarını
Ve uç alabildiğince ince sözlerinle
Gökyüzü tamamdır kanatlarından eksilenle
Asla söyleme






