Başkomutan elleriyle su içirdi

Yeni Şafak
Aylin İzmir
04:007/08/2016, Pazar
G: 7/08/2016, Pazar
Yeni Şafak

15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı Devlet Konuk Evi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı beklerken F-16 uçaklarının düşürdüğü camlarla yaralanan Duygu Küçükali, Erdoğan'ın kendisiyle tıpkı babası gibi ilgilendiğini söylüyor. Küçükali "O gece bir yanımda ablam bir yanımda Erdoğan vardı. Bana kendi elleriyle su içirdi. Dualar okudu. Tehlikede olabileceğini söylemelerine rağmen ambulans gelene kadar başımdan ayrılmadı" diyor.

Halkı cuntacılara karşı direnmek için sokağa çağıran Erdoğan, o gece Atatürk Havalimanı'nda yaptığı konuşma öncesi kendisini bekleyen halkla bir araya geldi ve onları sakinleştirerek yaralı bir kıza da yardım etti. F-16 uçaklarının alçak uçuşuyla birlikte kopan gürültü herkesi Devlet Konuk Evi'ne girmeye yöneltirken çoğu kişi camları iterek canını kurtarmaya çalıştı. 28 yaşındaki iç mimar Duygu Küçükali de o esnada ayağıdan ağır yaralandı. Küçükali'nin durumunu öğrenen Erdoğan konuşma öncesi soluğu hemen genç kızın yanında aldı. O dakikaları Küçükali şöyle anlatıyor:



BAŞIMDA DUA OKUDU


“Cam kırıklarından ayağım ve parmaklarım kesilmiş oluk oluk kan akıyordu. Kalabalığın arasında doktor olduğunu söyleyen biri hemen tişörtünü yırtıp yaramı bağladı. Hemşire de bilincim kapanmasın diye beni konuşturmaya çalışıyordu. Ablam panik atak, bunu bildiğim için onu 'bir şeyim yok' diyerek sakinleştirmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Tam o sırada Cumhurbaşkanımızın geldiğini söylediler. Erdoğan havalimanında hemen yanımdaki sehpaya oturdu. İlk önce yanağımı okşadı. 'Korkma! Bir şeyin yok. Senin için doktorumu getirdim' dedi. Elindeki suyun kendi suyu olduğunu söylerek bana elleriyle su içirdi. Başımda dualar okudu”



TIPKI BABAM GİBİ DAVRANDI


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok sevdiğini ve o gece ona bir kez daha hayran olduğunu söyleyen Küçükali, " Bir devlet adamı gibi değil de sanki yanımda babam varmış gibi davrandı. Babamı iki yıl önce kaybettik. Sanki onu yanıma o gece babam gönderdi. Dışarıda insanlar onun konuşma yapmasını beklerken o benim yanımda durdu. Sağ tarafımda en yakınım olan ablam varken sol tarafımda Cumhurbaşkanımız vardı. Korumaları ona ortamın güvensiz olduğunu söyledi ama o ambulans gelene kadar yanımdan ayrılmadı. Canım acıyordu ama diğer taraftan da çok güzel şeyler yaşıyordum. Orada panik atak geçiren bir çocuğa 'Bak bu hanım kızımız gibi sakin ol' dedi. Etrafındakilere kanlı terliklerimin kaldırılmasını söyledi" diyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yüzünün bembeyaz olduğunu, mutsuz ve tedirgin olmasına rağmen güçlü bir şekilde durduğunu da sözlerine ekleyen Küçükali "O gerçek bir lider. Cumhurbaşkanımızın beni aramasını çok isterim. Ona o gece bana babamı aratmadığı için teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullanıyor.



Cumhurbaşkanı çağırınca evde duramadım


Ablasıyla oturduğu sırada haber bültenlerinde darbe tebeşşümün gerçekleştiğini öğrenen Duygu Küçükali, Erdoğan'ın çağrısıyla birlikte o da herkes gibi evde duramamış. Hemen evinden bayrağını alıp dışarı çıkmaya karar veren Küçükali'ye annesi başta engel olmuş."Sen darbe dönemlerinde neler yaşanır bilmezsin. Hiçbir yere gidemezsin. Zaten sokağa çıkma yasağı olacak. Dışarısı hiç güvenli değil" şeklindeki telkinlerine aldırış etmeden ablası ve eniştesiyle birlikte sokağa çıkan Küçükali "Annem gittiğim odalarda üzerime kapıyı kapattı. Çıkmamam için epey çaba sarf etti. Ama Cumhurbaşkanımız çağırınca duramazdım. Ablamlarla da gidince izin vermek zorunda kaldı" diyor. İlk olarak Bağcılar Meydanı'na doğru yürümeye başlayan Küçükali yolda havalimanında çalışan kuzenini görünce oraya gitmeye karar vermiş. Saat 02.00'de havalimanına varan Küçükali "Normalde o kadar yolu yürüyemem ama havalimanına çok kısa sürede gittik. Sanki kuş olup uçtuk. Her şey çok güzeldi. Herkes tek yürek olmuştu. Tekbir getirip hep birlikte dualar okuyorduk" şeklinde konuşuyor.





Bu yara benim 'onur izim'


Bacağındaki yaranın lazerle silinebileceğini fakat asla bunu yapmayacağını söyleyen Duygu Küçükali "Bu iz hep benimle kalacak. Bu benim onur izim. Bana herhangi bir zararı yok. Tıpkı tik işaretine benziyor. Sanki başarımızın sembolü gibi. Yaramı çok seviyorum. Temizleyince mutlu oluyorum. Onu ileride çocuklarıma göstereceğim" diyor. Ülkesini çok sevdiğini ve aynı şeyleri yeniden yaşacağını bilse bile koşarak dışarı çıkacağını belirten Küçükali "Ben vatanım için ölüme giderim. Milli maçlarda da çok duygu yüklü oluyorum. Yenikapı'daki mitinge de gitmeyi çok istiyorum ama gidemeyeceğim. O gece canının kıymetli olduğunu ve dışarı çıkmayacağını söyleyen bazı arkadaşlarım evlerinde oturdu. Eğer dışarı çıkmasaydık bugün böyle yaşayamayacaktık" diye konuşuyor.



Türkiye gerçek bir lider gördü


İki yıl önce eşini kaybettiklerini söyleyen Hanife Küçükali, kızıyla birlikte yalnız kalınca arkadaş gibi olduklarını söylüyor. O gece kızını kaybetme korkusuyla gidişine engel olmaya çalışan anne Küçükali "Ben darbe dönmelerini bizzat yaşadım. Kızımın da dışarıda güvende olmayacağını düşündüm. Ama beni dinlemedi" diyor ve ekliyor: "Bizim liderimiz o kadar güçlü ve inançlı ki halkı anında sokağa çıkarabildi. Türkiye ilk kez böyle bir lider gördü. O gece kaçmadı ve halkıyla birlikte


dimdik durdu."





#Duygu Küçükali