
Bağdat ve Isfahan, İslam medeniyetinin farklı dönemlerinde “Binbir Gece” hikayesinin yazıldığı iki önemli şehir. Elaheh Kheirandish’in Bir Bilim Çağında İki Şehrin Münazarası (750-1750) alt başlığını taşıyan Bağdat ve Isfahan, Ketebe Yayınları’ndan çıktı. Farklı bir okuma deneyimi sunan kitap, özünde İslâmi bilim çağının iki önemli merkezi olan Bağdat ve Isfahan şehirlerinin bilim serencamına odaklanıyor.
Harvard Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve bir bilim tarihi araştırmacısı olan Elaheh Kheirandish’in kaleme aldığı Bağdat ve Isfahan, Ketebe Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. İslam medeniyetinin iki önemli şehrini aynı kitapta ve sıradışı bir kurguyla birbiriyle konuşturan çalışmayı yazar bir “tarihi roman” olarak sunuyor; “Eldeki bir kitap veya ekrandaki bir sayfa olsun fark etmez; bu kitaptan maksat bir “roman okuması”dır: tarihî yazının yeni bir biçimi olarak roman, salt anlatı türü olarak değil; ve okuma, kaynaklara götüren eleyici bir rehber olarak, salt metin okuması olarak değil.”
Elaheh Kheirandish lisans eğitimini Rhode Island Üniversitesi Uygulamalı Matematik ve Kimya bölümlerinde tamamladı. 1987 yılında yine aynı üniversiteden Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi alanlarında yüksek lisans derecesini, 1991 yılında ise Harvard Üniversitesi’nden Bilim Tarihi alanında doktora derecesini alan Kheirandish, Harvard Üniversitesi’nde çeşitli bölümlerde dersler verdi. Harvard ve Brown üniversitelerinde sergi küratörlüğü yapan, çeşitli belgeseller ve dijital projeler üretip uluslararası konferanslar veren yazar, çalışmalarında optik ve mekanik gibi matematik ve fizik bilimlerinin tarihi, Arap-Fars bilim tarihi gibi alanlara odaklandı.
BAĞDAT VE ISFAHAN MISRALARLA KONUŞUYOR
Kurgusuyla Charles Dickens’ın meşhur İki Şehrin Hikayesi’ni anımsatan Bağdat ve Isfahan’da kahramanımız Leo bu benzerliği şöyle aktarıyor; “Bir başka ‘iki şehrin hikâyesi’”, diye düşündü Leo, bir başka Charles’ın bir kitabının adını hatırlayarak; çok iyi bildiği Londra ve Paris’in “hikâye”sini yazdığı için nicedir hayrandı ona. Kendi zamanlarında, isimleri şimdilerin Paris ve Londra’sı kadar çok duyulan Bağdat ve Isfahan’a da doğal bir çekim duyuyor; özellikle de Rieu’nun kataloğunda, yazarıyla alakalı “diyar diyar dolandığı”nı okuduğundan beri, “diyalog”larının el yazmasına bir göz atmak için sabırsızlanıyordu.”
Elaheh Kheirandish, romanda bir zamanlar entelektüel düşünce merkezleri olan Bağdat ve Isfahan’ı, birbirine paralel hikayeler ve seslerle adeta konuşturuyor. Kitap boyunca iki şehrin birbiriyle diyaloglarına şahitlik etmek okura şehirlerin de sesi ve kişilikleri olduğunu fısıldıyor;
“[Bağdat] Ey Isfahan Şurası berrak ki şehirler beden olsa, Ben içlerindeki ruh olurdum
[Isfahan] Ey Bağdat Bağdat dediğin, bütün güzelliğiyle, Benim toprağımdan bir avuç içi etmez”
BİR EL YAZAMASIYLA BAŞLAYAN MACERA
Şans eseri eline geçen bir münazara el yazmasından yola çıkarak bilim çağında Arap ve Acem’in bu iki merkez şehrinin tarihsel diyaloğunu gözler önüne seren yazar, Arap-Acem, Sünni-Şii, Abbasi hilafeti (750-1258)-Safevi hanedanlığı (1501-1722) gibi karşıtlıkların gölgesinde Bağdat ve Isfahan’ın birbirini nasıl beslediğini ama aynı zamanda birbiriyle nasıl yarıştığını, Bağdat’ın bilim merkezi olarak yükselirken Isfahan’ın nasıl çöktüğünü gözler önüne seriyor. Kheirandish romanda yalnızca Bağdat ve Isfahan şehirlerinin bilime olan katkısını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda İslam topraklarında bilginin üretilip dönüştürülmesini ve buradan Avrupa’ya yayılmasının hikâyesini de anlatıyor.
“Uzun zamandır ... bilginin peşinde diyar diyar dolanıp duruyordu. Bağdat’ı ve Isfahan’ı diğer bütün şehirlerden üstün bulduysa da hangisini tercih etmesi gerektiğini bilememişti. Derken bir arkadaşı yardımına koşarak onu kafa karışıklığından kurtarıp ... eline bu iki mağrur şehrin birbirlerine karşı sırayla şan, şeref, ayrıcalık ve cazibesiyle övündüğü bir münazara verdi...”
“ZAMANDAN HÜRDÜR HAREKET”
Oyunlu kurgusu ve bir yap bozun parçalarını bulma heyecanıyla okunan Bağdat ve Isfahan, okuru sıra dışı bir maceraya çıkarıyor. Burçların, işaretlerin, mısraların, geçmişin ve bugünün birbirine geçtiği metin, yer yer zorlasa da merak duygusunu canlı tuttuğu için hızla ilerliyor. Kitap, bir zaman tünelinde ilerleyen kurgusuyla ve büyülü atmosferiyle farklı okuma deneyimi arayanlar için ideal bir eser.
“Adı Leo,
Yazdı: “Arayıcı için bir arayış...
Bir hareket hikâyesi, evren sahnesinde...
Gelecekte uzaklara
Uzanan zihin
Dizginler vaadini
Hazinenin ve hedefin
Geriye bakacak olan,
Primordiyal öze bakar
Köklere kadar iner,
Oradan öğrenir...
Nereye dikkat etmeli, bunu mazi bilir...
Ne olacağının bilgisi gelecektedir...
Zamandan hürdür hareket...
Rüzgârda yahut harekette, Şimdi yahut O Zaman...”







