Bursevi’nin üç eseri yeniden

Yeni Şafak
Haber Merkezi
04:008/06/2016, Çarşamba
G: 7/06/2016, Salı
Yeni Şafak

Büyük âlim, mütefekkir, mutassavvıf ve müellif İsmail Hakkı Bursevî’nin üç eseri uzun bir aradan sonra okuyucuyla yeniden buluştu. “Seyr ü Sülûk”, “Kırk Hadis Şerhi” ve “Kitabu’l Envar” gözden geçirilmiş içerik ve yeni tasarımıyla okuyucunun beğenisine sunuluyor.

Tahir Sami Eren


İsmail Hakkı Bursevî Osmanlı toplumunun sıradışı ve çok üreten ender müelliflerdendir. Aynı zamanda Divan sahibi olan Bursevî bir şiirinde şöyle diyor: “Ölmedi ol ki kodu dünyada bir hûb (güzel) eser/Eseri olmayanın gör ki yerinde yel eser.” Bu sözlerini doğrularcasına tefsirden hadise, kelamdan tasavvufa dair yüz yirmiden fazla eserinde bir yandan edebî zevkini yansıttığı beyit ve mısra'larla okuyucuyu metne çekerken öte yandan herkesin kalem oynatmaya çekindiği tasavvufî derinlik ve müktesebât gerektiren konularda yazmış olduğu eserler bu gün bile üzerinde ciddi çalışmalar yapmayı zorunlu kılmaktadır.



SEYR Ü SÜLÛK


Seyr ü Sülûk kitabında, sırasıyla devrin önemli sîmâları kabul edilen Çorlulu Ali Paşa, Enderûn ağalarından Vesîmî mahlaslı Seyyid Ahmed Ağa ve Derviş Ömer Nevâlî'ye hediye gâyesiyle yazılan üç tuhfe (hediye) bir araya getirilmiştir.



Birinci bölümde yer alan “Tuhfe-i Vesîmiyye” tasavvufun tahalluk ve tahakkuk boyutunu ifâde eden “Seyr ü sülûk” etrafında yoğunlaşmıştır. Risale, tasavvufun seyr u sülûk kavramlarını açıklamakta, bunu yaparken de kavramları öncelikle âyet, hadis ve Sünnet-i Nebevî ile ilişkilendirmekte, müteâkiben mutasavvıfların tesbitlerine yer vermektedir. Eserin dili Türkçe olmakla beraber Farsça beyitlerin yoğunluğunu teşkil ettiği Tuhfe edebî manzumlarla süslenmiştir. Tuhfe-i Vesimiyye'de kullanılan bu ölçülü üslûp, işlenen kavramların bütün yönleri ile ele alınmasını sağlamış ve okuyucuya teferruattan ziyâde konunun özü verilmek istenmiştir. Tuhfe-i Vesimiyye'yi bu değerlendirmeler neticesinde bir tarikatnâme olarak değil de, tasavvuf ve tarikate giriş kitabı olarak algılamak daha doğru olacaktır. Nitekim zikir telkini ile ilgili bölümde verilen disiplinlerin asgarî ölçüde ele alınması ve Sünnet-i Nebî ile takyid edilmesi, Tuhfe'ye, tasavvuf âlemine bir nevi mukaddime olma özelliğini kazandırmıştır. “Tuhfe-i Aliyye” ya da diğer bir adıyla “Sülûkü'l-Mülûk”, bir tasavvufî siyâsetnâme örneği kabul edilmektedir.



Bursevî, Sülûkü'l-Mülûk adlı bu eserini ilâhi bir vâridât sebebiyle yazdığını ifade eder ki; eserle ilgili olarak Vâridât adlı kitabında şu ifadeleri kullanmıştır: “Para kazanmak gâyesi ile kitap te'lifi yanlış olup, ben Sülûkü'l-Mülûk adlı eseri ilâhi bir vâridât emriyle dönemin vezirlerine kaleme aldım ki; eserde yazılanlarla istifâde etsin; ancak o, kendi nefsine düşüp kitapta yazılanların aksine hareket edince, âkibeti azl ve ifnâ oldu.”



Üçüncü bölümde yer alan Tuhfe-i Ömeriyye'de ise İsmâil Hakkı Bursevî'nin de mensûbu bulunduğu Celvetî tarikatinin âdâb ve erkânı hakkında ince detaylar verildiği bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır.



KİTABU'L ENVAR


Bu eser, Tasavvuf'un değişik konularını ele alarak bizlere aktarmış olan Bursevî'nin Tasavvufî yönünü ön plâna çıkarmaktadır. O, kendini zâhirî ve bâtınî ilimler bakımından çok iyi yetiştirmiş, şarih bir mutasavvıftır. XVIII. y.y.'da Osmanlı Devleti'nin bütün müesseselerinde yaşanan çöküş, tekkelerde de başlamış, ehil olmayan kimseler kendilerini şeyh ilân etmişlerdir. Bursevî, bu tür şeyhlerin “müteşeyyih”, onlara tâbî olan müridlerin de “merîd” olduklarını belirtmiş ve buna şiddetle karşı çıkarak, kalemi ve kelâmı ile bu çöküntüyü durdurmaya çalışmıştır. Kitapta 99 konu bulunmaktadır. Her konuya nur adını verdiği için kitabın adını nur kelimesinin çoğulu olan envar adını vermiştir.



KIRK HADİS ŞERHİ


Kırk hadis derlemeleri âlimler arasında özel bir gelenek olarak başlangıçtan günümüze devam etmektedir. Âlimlere bu çalışmayı sevimli kılan Peygamberimiz'in (s.a.v) şu hadisi gösterilmektedir: “Ümmetim için dînî mevzulara dair kırk hadis ezberleyeni Allah Teâlâ kıyâmet gününde fakihler ve âlimler arasında diriltir.” Bununla beraber müelliflerin bu tür eserler yazmasında, meşrebini yansıtmak, bir konuyu açıklığa kavuşturmak ve pekiştirmek, idarecilere arzetmek, selefi örnek almak, kalıcı bir eser bırakmak gibi daha birçok sebep sayılabilir.



Hadis sahasında kırk hadis edebiyatı içinde en meşhur ve üzerinde en çok şerhler yazılmış olan Nevevî (Ölm. 676/1277)'nin Erbaûn'udur. Erbaûn veya kırk hadis denilince akla ilk gelen eser, Nevevî'ninkidir. Birçok âlim bu esere şerhler yazmıştır. İşte en meşhur ve hacimli şerh İsmail Hakkı Bursevî tarafından Türkçe yazılan Kırk Hadis Şerhi'dir. İsmail Hakkı Bursevî eserlerinde genellikle irşad gayesini ön planda tutmuştur. Bursevî'nin bu özelliği Kırk Hadis Şerhi'nde de kendisini oldukça ağırlıklı bir şekilde hissettirir. Bursevî hemen hemen hadislerin tamamında kelimeleri tek tek derinlemesine inceler. Şâyet varsa kelimenin başka mânâlarına da işaret eder. Bazen benzer kelimeyi, karışıklığa sebebiyet vermesin diye bir arada zikreder ve farklılıklarına işaret eder. Bazen de bir kelimeyi izah ederken bir âyetten veya hadisten ya da bir atasözünden, kelâm-ı kibardan delil ve örnekler zikreder. Onun bu özelliğini diğer şerhlerde görmek mümkün değildir.



Bursevî Erbaîn Şerhi'nde hadis-i şerifleri izah ederken birçok Türkçe deyim ve atasözü de zikreder. Türkler'in ikram izzet sahiplerine “ocak sahibi”, mânâsız söz söyleyenlere, “sözünü bil de söyle” veya “falan haddini bilmez”, gayret ve azimle iş yapmaktan kinaye, “dişi ve tırnağı ile yapışmak” tabirlerini kullandığını zikreder ve Türkler'de “Oğuz” kelimesinin mânâsının “Selimu's-sadr” yani, temiz kalpli demek olduğunu söyler. Ayrıca Türkler'in çocuklarına taş gibi dünyada sabit olması için “Kaya” ismini verdiklerini, Hz. Adem'in


başlangıçta Türkçe “kalk” demeklikle kıyam ettiğini söyler.



Bursevî Türkçe'nin Arapça ve Farsça'dan sonra, şeref îtibâriyle üçüncü sırayı taşkil ettiğini de söyler. Çok değişik konularda bilgi içeren Kırk Hadis Şerhi, ömrünün sonlarına doğru yazmış olması hasebiyle Bursevî'nin en olgun fikirlerini içeren ve onun ilmî ve tasavvufî kişiliği hakkında yeterince mâlûmât verebilecek kapasitede olan eserlerinden biridir.







• • •


Kitabu'l-Envâr


İnsan Yayınları


2016


176 sayfa







• • •


Kırk Hadis Şerhi


İnsan Yayınları


2016


528 sayfa







• • •


Seyr ü Sülûk


Üç Tuhfe


İnsan Yayınları


2016


264 sayfa




#Seyr ü Sülûk
#Kırk Hadis Şerhi
#Kitabu’l Envar