İsviçre'nin Cenevre kentinde yürütülen dünyanın en önemli bilimsel deneyi 'büyük patlama'da çalışan Türk araştırmacılardan Doç. Dr. Bilge Demirköz, "Bu deney evrene açılan bir el. Çabalarımızın karşılığında evren bize ne verecek göreceğiz" dedi
İsviçre'nin Cenevre kentindeki Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi'nde (CERN) yürütülen dünyanın en büyük bilimsel deneyi 'Büyük Patlama'da, görev alan 90'a yakın Türk araştırmacılardan Doç. Dr. Bilge Demiröz ve Dr. Erkcan Özcan, yaşadıklarını anlattı. CERN'deki çalışmalarını 5 yıldır aralıksız sürdürdüğünü söyleyen Doç. Dr. Bilge Demirköz, Cern'i 'beklenmediklerin yeri' olarak nitelendirdi. İnsanın yaptığına inandığında bunun mutlaka bir geri dönüşünün olacağını belirterek, şöyle konuştu: 'Örneğin Edison, elektrik lambasını bulmaya çalışmıyormuş. Bu deneyde belki hiçbirimizin beklemediği bir şey gelecek. CERN benim için beklenmediklerin yeri. Ama CERN'de bir şeyi beklemek de istemiyorum, bir şeyleri umut ediyorum ama beklenmedik bir şeyi bulmak istiyorum. En fazla istediğim şey bu. CERN benim için bizlerin evrene uzattığı bir dua. Ellerimizi evrene doğru açtık ve bir duamız var ve diyoruz ki 'bize bir şey ver'. Bizim için evrene açılan bir el CERN. Bakalım çalışmalarımızın, çabalarımızın karşılığında evren bize ne verecek?'
CERN'deki çalışmalara University College London'dan katılan bilim insanı Dr. Erkcan Özcan da değişik ülkelerden yüzlerce bilim insanının çalıştığı CERN'in bir fizikçinin dünyada çalışabileceği en iyi yer olduğunu savundu. Türkiye'nin uzun yıllar deneysel parçacık fiziğini 'lüks ve kötü kardeş' olarak gördüğünü, bu nedenle CERN'e üyelik girişimi yapmadığını kaydeden Özcan, 'Oysa CERN'e üyelik bir anlamda karlı bir yatırım. Bilime ve teknolojiye yatırım yapacaksınız ki uzun vadede ülkeniz kazansın' dedi. CERN'e üyelik için yıllık aidatların, ülkelerin milli gelirleri ve nüfusları göz önüne alınarak hesaplandığını bildiren Özcan, 'Türkiye için bu aidatın ne kadar olacağını açık ve net şekilde CERN'den öğrenememiştik. Her ülkenin belli bir pazarlık durumu da olabiliyor çünkü. Yani bu tamamen gayriresmi bir miktar ancak Türkiye için hesapladığım yıllık aidat 39.4 milyon İsviçre Frangı. Bu meblağ, Türkiye gibi ilerlemek isteyen bir ülke için çok yüksek değil" diye konuştu.
CERN'deki CAST deneyinde çalışan Boğaziçi Üniversitesi doktora öğrencisi Cenk Yıldız da CERN'de çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, 'CERN'de pek çok alanda uzmanlarla birlikte çalışıyorsunuz. Burada çalışırken, yalnızca bilgi edinmiyorsunuz, ilham da alıyorsunuz. Bence CERN'de çalışmanın en önemli yönü burada' dedi. Yıldız, CERN'deki bilim insanlarının büyük bir işbirliği içinde hiç bilinmeyenleri aradığını kaydetti.






